20 Haziran 2009 Cumartesi

Obama the superhero

ABD başkanı Obama ve takımı kıran kırana geçen seçimlerinde kullandıkları "high tech" kampanyalarını kriz sürecinde de kullanmaya devam ediyorlar. "Marketing" dehası başkan şimdide bir "süper kahraman" olarak karşımıza çıkıyor.
Try JibJab Sendables® eCards today!

19 Haziran 2009 Cuma

Lipksy ile "görüşmeler devam ediyor" pozu

TÜSİAD'ın Bodrum'da düzenlediği Yüksek İstişare Kurulu toplantısına katılan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ile IMF Başkan Yardımcısı John Lipsky, uzun bir görüşme gerçekleştirdi. Gazetecilerin ısrarlı sorularını yanıtsız bırakarak "Görüşmelerimiz devam ediyor" ifadesinden vazgeçmeyen ikili, samimi poz vermekle yetindi.

AB, finans sektörü denetimine hız veriyor

Küresel mali kriz karşısında finans sektörünün denetimine yönelik düzenlemelere hız veriliyor. ABD yönetiminin 1930'lardan en kapsamlı yasal değişikliklere hazırlandığı ortamda, benzer bir adımı Avrupa Birliği de attı.

İngiltere, Almanya ve Fransa'nın öncülüğünde Avrupa Birliği liderlerince desteklenen çerçeve düzenlemesi, Birlik genelinde denetimin ulusal kurumlar yerine tek elden yapılmasını öngörüyor.

Brüksel'deki AB liderler zirvesinde alınan kararlar çerçevesinde, Avrupa Merkez Bankası'na da finans sektörünün denetimi sorumluluğu verilecek. Liderler, bu çerçevede denetimi etkinleştirecek bir Finansal Risk Kurulu'nun kurulmasını da kararlaştırırken, bu kurulun kararlarının ulusal denetimle çatışmaması gerektiğini de vurguladılar.

İngiltere Başbakanı Gordon Brown, daha önce yaptığı açıklamalarda, İngiltere'de finans sektörünün denetiminin ulusal niteliğini korumasını istemiş, merkezi bir yapının ulusal denetim mekanizmasını zayıflatacağını kaydetmişti.

AB liderleri, krizden çıkış aşamasında ilk canlanma sinyalleri alındığını da kaydederken, bu çerçevede teşvik önlemlerinin kapsamının genişletilmesinin gereksiz olduğunu ifade ettiler. Kriz sonrası çıkış süreci için hazırlık yapılmasını isteyen liderler, "Bütçedeki genişlemeyi dengeleyecek güçlü ve güvenilir bir yapı oluşturulmalı" dedi.

Kriz Porsche'yi de kötü vurdu

Küresel mali krizin yarattığı talep daralması, lüks otomobil pazarını da vurdu. Spor otomobilleriyle tanınan Alman Porsche'nin satışları 2008 Ağustos-2009 Nisan döneminde geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 28 geriledi.

Porsche'nin satışları 53 bin 600'e inerken, şirketin cirosu ise yüzde 15 gerileyerek 4.6 milyar euroya indi. Şirketin yaklaşık 40 yıldan bu yana kesintisiz olarak ürettiği 911 modelinin satışları bu dönemde yüzde 18 geriledi.

Porsche'nin açıklanan bilançosu, şirketin Volkswagen'deki payını yüzde 51'e yükselttiği dönemi kapsamıyor. Porsche, şirketin yüzde 75 hissesini satın alarak kontrol etmeyi hedefliyor.

Analistler, kriz ortamında Porsche'nin böylesi bir satın alma için zorlanabileceğini öngörürken, bunun yerine süre uzatımı yoluyla anlaşma için zaman kazanmayı hedeflediğini kaydediyorlar.

Diğer yandan, Porsche mali yapısını güçlendirmek amacıyla Körfez'in zengin ülkesi Katar'la görüşmeye başladı. Katar yönetiminin sahip olduğu ülke yatırım fonuyla şirkette yüzde 25 pay alması hedefleniyor.

Formula Son!

Formula 1 yönetimi ile anlaşamayan F1 takımları 2010 yılından sonra yeni bir yapılandırmayı hayata geçirmeyi planlıyorlar.
Bugün Renault fabrikasında 4 saat süren bir toplantı yapan Formula 1 Takımlar Birliği (FOTA), bazı takımların yarışlardan ayrılacağını ve yeni seri oluşturacağını açıkladı.
Ferrari, McLaren, Renault, Toyota, BMW Sauber, Red Bull Racing ve Toro Rosso organizasyondan ayrılmayı planlayan takımlar.
McLaren takımında Dünya şampiyonu Lewis Hamilton, şampiyonanın şu anki lideri Brawn takımından Jenson Button, Ferrari pilotları Felipe Massa ve Kimi Raikkonen ile Red Bull'un yükselen yıldızı Sebastian Vettel'de takımları ile beraber Ecclestone'na ait organizyondan ayrılmış olacaklar.
Uzmanlar, bu takımların F1'den ayrılmaları durumunda, yarışın anlamsızlaşacağını dile getiriyorlar.

18 Haziran 2009 Perşembe

Canlanma yolundaki Çin'e DB'den destek

Küresel krize karşı 600 milyar dolarlık önlem paketiyle mücadele eden Çin'de canlanma işaretleri gözleniyor. Dünya Bankası, önlemlerin verdiği destek nedeniyle Çin'in büyüme hızına yönelik tahminini yüzde 6.5'ten 7.2'ye yükseltti.

Dünyanın üçüncü büyük ekonomisine sahip Çin'de krize karşı alınan kapsamlı canlanma önlemleri olumlu işaretler veriyor. Vergi indirimleri yanısıra inşaat ve imalat sanayi başta olmak üzere verilen teşviklerin etkisiyle, Çin ekonomisine yönelik beklentiler iyileşti.

Son olarak Dünya Bankası, Çin ekonomisine yönelik büyüme tahminini yüzde 6.5'ten yüzde 7.2 yükseltti. Dünya Bankası uzmanları, krizin diğer ülkelerde derinleşerek sürmesi nedeniyle Çin'de ihracatın gerilediğini hatırlatırken, ekonomideki iyileşmenin özelilkle iç pazarda talebin artmasından kaynaklandığına dikkat çekiyorlar.

Çin ekonomisinin üç ay önce öngörülenden daha iyi performans gösterdiğini kaydeden Dünya Bankası Ekonomisti Ardo Hanson, bankaların reel sektöre verdiği kredileri artırmasının da ülke ekonomisini küresel krize karşı koruduğunu kaydetti.

Dünya Bankası uzmanları, Çin'de büyümenin istikrara kavuştuğunu söylemek için erken olduğunu kaydederken; Çin hükümeti 2009 için yüzde 8'lik büyüme hızını koruyor. Ülke ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 6.1 büyüyerek, son 10 yılın en kötü performansını göstermişti.

Başkan Obama sinek peşinde!

ABD Başkanı Barack Obama, finans reformunu açıklaması öncesinde de CNBC televizyonuna söyleşi verdi. Obama'nın Beyaz Saray'da söyleşi verdiği sırada kendisine musallat olan karasinek, Başkan'ın hışmından kurtulamadı. Lafını bölen sineği gülerek savıp "Çekil şuradan" diyen ABD Başkanı, hayvanın konmasını bekledi. Ardından çevik bir hareketle vurup onu öldürdü.

Obama, FED'in yetkilerini artırıyor

ABD Başkanı Barack Obama, küresel mali krizin sorumlusu olarak görülen finans sistemindeki denetimsizliği gidermek amacıyla, Amerikan Merkez Bankası'na yüksek yetkileri öngören tasarıyı açıkladı. Obama'nın Beyaz Saray'daki açıklamasını izlemek için tıklayınız.

17 Haziran 2009 Çarşamba

Siyaset 2007'den beri ekonominin önünde

Türkiye'nin kredi notunu değerlendiren Fitch Ratings Avrupa Bölge Müdürü Ayşe Botan Berker, 2007 yılından bu yana siyasette yaşanan olumsuz gelişmelerin ülke notunu artırmanın önünü kestiğini söyledi. Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) üyeleri ile gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Berker, "Ne zaman notun yükselmesi yönünde bir olumu görüş bildirecek olsak, siyasi gerginlikler bu görüşümüzü konseye sunmamızı engelledi" dedi.
Fitch olarak "hükmedebilme" gücünü izliyoruz diyen Berker, siyasette istikrarın olmadığını savundu.
Not verme sürecini basın mensupları ile paylaşan Berker, Türkiye'nin sahip olduğu 2B seviyesindeki notunun adil olduğunu savundu. Türkiye'nin dış borç rezerv ve bütçe gerçekleşme oranlarına bakıldığı zaman "3B" notuna sahip bir çok ülkeden daha kötü durumda olduğunu dile getirdi.
Not belirleme sürecinde pek çok ekonomistin görüşlerinin alındığını belirten Fitch yetkilisi "Kapalı kapılar arkasında Türkiye aleyhine inanın çok olumsuz görüşler belirtiliyor." dedi.
Kredi notlarının sadece "temerrüt olasılığı"nı ölçtüğünü hatırlatan Fitch temsilcisi, notların ekonomik görünüm, bankacılık sektörü, siyasi gelişmeler gibi farklı bileşenlerden oluştuğunu kaydetti.
Berker, bankacılık sektörünün görünümünün ise bu bileşenler arasında en önemlisi olduğunu kaydetti.
Bankalarının yılda 2 kez yayınlanan "Fitch Bankacılık Sistematik Endikatörü" ismi verilen test sonuçlarına göre değerlendirildiğini belirten Berker, buna göre Türk Bankacılık sektörünün "c" notuna sahip olduğunu açıkladı. Krizin ardından "A" sınıfında banka olmadığını dile getiren Fitch yetkilisi bu notun "oldukça iyi" olduğunu belirtti. "C" kategorisinde Türkiye'nin yanı sıra Brezilya, Şili, Çek Cumhuriyeti, BAE gibi ülkelerin yanı sıra ABD ve İngiltere bulunuyor. "B" kategorisinde ise; İspanya, Hong Kong, Singapur, İsveç'in de aralarında olduğu ülkeler yer alıyor.
Berker, MB'nin faiz indirim kararını eleştirdi. Türkiye'nin başta petrol olmak üzere emtia fiyatlarını kontrol edemediğini hatırlatan Berker, fiyat artışlarına bağlı olarak Türkiye'nin cari açığının dolayısıyla yabancı para ihtiyacının artacağını, ihtiyaç olan girişi sağlamak içinse yeniden faiz artırılması gerktiğini söyledi. Berker, "bu durumda stabilite kaybolacaktır" dedi.
Berker, cari açıkta yaşanan düzelme ile ilgili olarak da" istenerek, program dahilinde bir düzelme yaşanmıyor"dedi.
Fitch ayrıca Türkiye'nin 2010 yılında yüzde 2,5 oaranında büyümesini öngörüyor.
Küresel krizin kredi derecelendirme şirketlerine etkilerini değerlendren Berker; "Krizle beraber tüm şirketlere olan talep arttı. Artık daha fazla insan web sitemizi dolaşıyor, bizden bilgi almak isteyen yatırımcı sayısı ciddi oranda arttı" dedi. Ancak Berker, şirketlerin CDO'ların değerlendirilmesinde ve fiyatlandırılmasında metodolojik hata yaptıklarını da kabul etti.

Yılmaz: Işık var ama gelen araba mı belli değil!

Merkez Bankası, yarım puanlık indirimle gecelik faizleri yüzde 8.75'e indirmesi ardından, gelecek dönemde faizlerdeki indirimlerde temkinli davranılacağına işaret etti. Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, Ankara Sanayi Odası'nda verdiği konferansta, "Ekonominin gereği olarak faizler iniyor; günü geldiğinde faizler artacak" dedi. Yılmaz, ekonomik verilerdeki iyileşmeye rağmen ihtiyatlı davranmak gerektiğini söylerken, "Piyasa oyuncuları iyi haber ihtiyacı içinde olduğu için olumluya oynuyor" dedi. "Tünelin ıcında ışık görüldü ancak, bu çıkış ışığı mı, yoksa üzerimize gelen bir araba mı orası belli değil" diyen Yılmaz, henüz teknik faiz ayarlaması noktasına gelinmediğini de vurguladı. Ekonomideki iyileşmenin etkisiyle Türkiye'ye ilişkin risk priminin azaldığına dikkat çeken Merkez Bankası Başkanı Yılmaz, kapasite kullanımı ve iktisadi yönelim anketinin iyi sinyaller verdiğini söyledi. Sanayi üretiminin yılın ikinci ayından itibaren istikrar kazandığına işaret eden Yılmaz, hükümetin Mart ayında aldığı kararla yaptığı ÖTV ve KDV indiriminin mart sonrasında varolan stokları erittiğini vurguladı. Merkez Bankası Başkanı, ÖTV'de yeni yapılan düzenlemenin enflasyona katkısının Haziran'da 0.56, Temmuz'da 0.54 puan olarak gerçekleşeceğini vurguladı. Türkiye ekonomisinde toparlanmanın dünya ekonomisine oranla daha hızlı olacağını ifade eden Yılmaz, "Finansal sistemimiz krizin zirve yaptığı dönemde dahi güçlü kaldı" dedi. Kısa vadeli mevduatla uzun vadeli kredilerin finansmanının zor olduğunu kaydeden Yılmaz, "Uzun vadeli kredilerde sıkıntılar bir süre daha devam edecek" dedi.

16 Haziran 2009 Salı

Saab'ın adresi yine İsveç oldu

İflas koruması kapsamındaki otomotiv devi General Motors, Avrupa'daki markalarını elden çıkarmaya hız verdi. Opel'in Kanadalı yedek parça üreticisi Magna'ya satılması ardından, Saab da İsveçli spor otomobil üreticisi Koenigsegg'e satıldı. GM, yaptığı açıklamada İsveç Hükümeti'nin garantisinde Avrupa Yatırım Bankası'ndan sağlanan 600 milyon dolarlık krediyle satışın gerçekleştiğini duyurdu. Yılda sadece 18 otomobil üreten ve çalışan sayısı 45 olan Koenigsegg'in Saab ölçeğinde bir şirketi nasıl yöneteceği ise merak konusu. 2008 yılında 93 bin otomobil üreten Saab'ın personel sayısı ise 4 bin 500. GM Avrupa Başkanı Carl-Peter Forster, satışla ilgili yaptığı açıklamada, "Koenigsegg'in tasarımdaki üstün başarısı, girişimciliği ve finansal gücü şirketi GM için en uygun aday haline getirdi" dedi. Satışla ilgili işlemlerin Eylül ayı sonuna kadar tamamlanması bekleniyor.

Kriz 100 yaşındaki Paris Havacılık Fuarı'nı da vurdu

Mali krizin yarattığı baskı, havacılık sektörünün en görkemli etkinliği niteliğindeki Paris Havacılık Fuarı'nı da vurdu. Bu yıl 100'ncü kez kapılarını ziyaretçilere açan Paris Havacılık Fuarı, yolcu talebindeki azalma, yüksek maliyetler ve son dönemde artan güvenlik endişeleri nedeniyle sönük geçiyor. Katılımcı ve ziyaretçi sayısının azaldığını kaydeden fuar yöneticileri, Air France'e ait A330 yolcu uçağının atlantik okyanusu'nda düşmesinin üç hafta sonrasında başlayan fuarda güvenlik endişelerinin öne çıktığına işaret ediyorlar. Havacılık uzmanları da sektörün performansına yönelik temkinli değerlendirmelerde bulunuyorlar. Fransız havacılık uzmanı Christophe Collie de, iyimserliğini koruyanlardan biri. Ortamın yeni model tanıtımına pek uygun olmadığını söyleyen Collie, “Havaclılık endüstrisi bu krizi de yenecektir. Durgunluğu hisseden pek çok şirket var elbette, ancak iyileşmenin ilk işaretleri gözlemleniyor” dedi. Temkinli yaklaşıma karşılık, bazı havayolu şirketleri yeni siparişten vazgeçmiyor. Katar Havayolları, fuar kapsamında, Airbus ile 24 A320 uçağı alımı için anlaşma imzaladı. Anlaşmanın tutarı ise 1.9 milyar doları buluyor. Kriz nedeniyle pek çok havayolu yaklaşık 800 milyar dolarlık siparişlerini durdurmuştu. Domuz gribi salgınının da havacılık sektörünü olumsuz etkilediğini kaydeden Uluslararası Havayolu Taşımacılığı Birliği (IATA), geçen hafta yaptığı açıklamada, şirketlerin bu yıl yaklaşık 9 milyar dolar zarar edeceğini öngörmüştü.

Obama sağlık reformu hazırlığına girişti

Beyaz Saray yönetimi, ABD sosyal güvenlik sistemine kapsamlı reform yapmaya hazırlanıyor. ABD Başkanı Barack Hüseyin Obama, ülkede sağlık reformu yapılmaması halinde sistemin iflas edebileceği uyarısında bulundu. Başkan Obama, Amerikan Doktorlar Birliği'nin yıllık toplantısında yaptığı konuşmada, doktorları hem kendi işlerinin devamı hem sosyal güvenlik sisteminin korunması için ekonomik davranmaya çağırdı. Seçim döneminde sosyal güvenlik sistemini iyileştirmeyi taahüt eden Başkan Obama, hiçbir güvencesi bulunmayan 55 milyon kişiyi sigorta kapsamına almayı hedefliyor. Bu konuda Demokrat Parti tarafından hazırlanan reform paketi Senato gündemine getirilmiş durumda. Reform paketinin gelecek 10 yıllık dönemde Amerikan bütçesine 1 trilyon dolar maliyet yaratması bekleniyor. Dolaylı vergilerin kısmen artırılmasıyla kaynak yaratılacak sosyal güvenlik sistemi reformuyla yaklaşık 16 milyon kişinin sigortalanması bekleniyor. Amerikan Bütçe Ofisi reformun etkin şekilde uygulanması halinde dahi 2017 itibarıyla güvenceden yoksun nüfusun 36 milyon düzeyinde kalacağını öngörüyor.

Avrupa bankaları 238 milyar $ aktif silebilir

Canlanma önlemlerinin etkisiyle küresel durgunluğun hız kesmeye başladığı gözlenirken, krizin mali sisteme verdiği hasarın büyüklüğü artıyor. Avrupa Merkez Bankası, Avrupa ortak para birimi Euro'yu kullanan ülkelerdeki bankaların gelecek 18 aylık dönemde batık kredi ve menkul kıymetlerden ötürü 238 milyar dolarlık varlığını silebileceğini öngördü.

Avrupa Merkez Bankası'nın Finansal İstikrar Raporu'nda açıkladığı bu tutar, krizin başladığı 2007 ortasından itibaren 366 milyar dolar aktif silmek zorunda kalan Euro Bölgesi bankalarının sorunlarının devam ettiğine işaret ediyor.

Ekonomideki bozulmanın hane ve şirket gelirlerinde baskı yarattığı kaydedilen raporda, kredilerin geri dönüşündeki risklerin artmasının bankacılık sektörünün şoklara karşı dayanıklılığı zayıflattığı öngörüldü.

Avrupa Merkez Bankası'nın bu değerlendirmesi, Avrupalı politikacıların bankaların finansal gücünü belirlemek amacıyla stres testleri yapılmasını yeniden gündeme getirdi. Özellikle Orta ve Doğu Avrupa'daki iştirakleri nedenile risk altında bulunan bankaların finansal gücü, Nisan ayından bu yana Avrupalı siyasetçiler ve ekonomistler tarafından sorgulanıyor.

Avrupa Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Lucas Papademos, yaptığı açıklamada, "Politika yapıcıları ve piyasa oyuncularının önümüzdeki dönemde çok dikkatli olması gerekiyor" derken, temkinli yaklaşımın korunmasını istedi.

CEO'lar da işsizler kervanında!

Mali krizle birlikte işsizlik oranının 25 yılın zirvesine tırmandığı Amerika Birleşik Devletleri'nde, işini kaybedenler arasında şirket üst düzey yöneticileri de yer aldı. Başta bankacılık, otomotiv, imalat sanayi gibi sektörlerde çalışan şirketlerden olmak üzere 2008 yılında bin 500 CEO işini kaybetti.

CEO'ların görevinden ayrılmasında özellikle milyonlarca dolarlık maaş ve yılsonu priminden kaynaklanan eleştiriler de etkili oldu. Bu rakam 1999 yılından bu yana en yüksek iş kaybına işaret ediyor. Uzmanlar, ayrılan CEO'lar yerine gelen isimlerin de beklentileri gidermekten uzak olduğu görüşündeler.

Ayrılan CEO'ların 623'ü emeklilik veya kendi isteğiyle görevinden ayrılırken, uzmanlar bu ayrılmaların bir bölümünün de üstü kapalı şekilde bir işten kovulma olduğu görüşündeler.

Danışmanlık şirketi Boston Consulting Group da, 60 uluslararası şirketin ABD hükümetinden yardım almasına karşılık yönetim stratejisinde çok sınırlı bir değişiklik yaptığını açıkladı. Araştırmada, otomotiv ve inşaat dışında faaliyet gösteren pek çok firmanın krizden pek etkilenmeyeceğini değerlendirerek, strateji değişikliği yapmadığı da belirlendi.

15 Haziran 2009 Pazartesi

Hükümet kart borçlusuna nefes aldıracak

Hükümet, küresel mali krizin baskısıyla yüzde 9,6'ya çıkan ödenmeyen kredi kartı borçlarının giderilmesi amacıyla devreye girdi. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın müjdesini verdiği kapsamlı kredi kartı düzenlemesi üç aşamalı olacak.
 
İlk aşamada kredi kartı kullanım bedeli sınırlanacak. Düzenleme devreye girdiğinde bankalar kredi kartı sahiplerinden en fazla 35 lira kart kullanım bedeli alacaklar. Söz konusu bedel kredi kartının limitine göre belirlenecek. Bir diğer deyişle, kartın limiti 5 bin lira ise kart bedeli yüzde 1'e denk düşen 50 lira yerine üst sınır olan 35 lira olacak.

Kart borcunun en az ödeme tutarı da yine bu yeniden yapılanma çerçevesinde şekillenecek. Yeni sistemde en az ödeme tutarında son sözü Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) söyleyecek. BDDK, tutarı tüketicinin ödeme alışkanlıklarına göre yüzde 30 artırıp azaltabilecek.

Örneğin banka kredi kartı borcu bin lira olan bir kişinin en düşük ödeme tutarını 150 lira olarak belirlediyse, BDDK tüketiciye bu tutarın yüzde 30 altını yani 105 lirayı ya da yüzde 30 üstünü yani 195 lirayı teklif edebilecek. BDDK, bu ayrımı yaparken kart borcunun zamanında ödenme sıklığını esas alacak.

KART BORÇLARINA DÜZENLEME

Yeni düzenleme zamanında ödenmeyen ve temerrüde düşen kredi kartı borçlarını da düzenliyor.  Temerrüde düşen tutar Mayıs 2006'da bin lira, bin 502 liraya inecek. Düzenlemede başlangıç tarihi 31 Mayıs 2009 olarak belirlendi.

Yetkililer birikmiş ve ödenmemiş borcun anapara ve faizine bu tarihe kadar bir toplam borç hesaplayacak. Hesap yapılırken bankaların 3 ay vadeli mevduat hesabı için faiz esas alınacak.  Ardından hesaplama yeniden yapılacak. Borçlu eğer, "Borcumu peşin ödemek istiyorum" derse faiz alınmayacak.

Kart borçlusunun taksitlendirme istemesi halinde ise, o zaman katsayılar devreye girecek. Söz konusu katsayılar 6 ay için yüzde 1.04, 12 ay için 1.08, 24 ay için 1.18, 36 ay için 1.26 olarak belirlendi. 

Yani anapara ve faiziyle sözgelimi 5 bin TL borcu olan bir kişi, bu borcu 6 ayda ödemek isterse borcu 5 bin 200 liraya çıkacak. Tüketici borcunu 12 aya bölmek isterse 5 bin 400 TL, 24 ayda ödemek isterse 5 bin 900 TL ve 36 ayda ödemek isterse 6 bin 300 TL ödeyecek.

G8, enflasyon riskine hazırlık yapıyor

Küresel kriz karşısında ekonominin sağlığını korumak amacıyla şirket kurtarma, para basma ve vergi indirimi gibi birbirinden farklı önlemler alan sanayileşmiş ülkeler, şimdi de bu önlemlerin yan etkilerine karşı tedbir almaya çalışıyor.

Sanayileşmiş sekiz ülkenin maliye bakanları, İtalya'nın Lecce kentinde haftasonunda yaptıkları toplantıda, küresel ekonominin canlanmaya başlamasıyla yatırımcıların enflasyon konusunda artan endişelerini gidermek üzere ilk adımı attı.

G8 maliye bakanları toplam maliyeti 2 trilyon doları aşan canlanma paketlerinin sonuç vermeye başladığına işaret ederken, canlanmanın tam anlamıyla sağlanması ardından önlem alınması konusunda görüşbirliğine vardı.

Toplantı sonrası açıklamalarda bulunan ABD Hazine Bakanı Tim Geithner, "Büyüme ekonomi politikalarımızın temel eksenini oluşturmaya devam edecek" dedi.

Geithner, canlanmayla birlikte enflasyon riskini önlemek üzere önlem almak için erken olduğunu kaydederken, yine de bütçe açıklarının disiplin altına alınması konusunda görüşbirliği içinde olduklarını söyledi.

Diğer yandan, Rusya Maliye Bakanı Alexei Kudrin'in "Dünyanın yeni bir rezerv paraya ihtiyacı yok. Dolara güvenimiz tam" şeklindeki sözleri, doların euro karşısında yükselmesine neden oldu.

Kudrin, Moskova'da yaptığı açıklamada, "Doların alternatifini konuşmak için çok erken" derken, Uluslararası Para Fonu Başkanı Dominique Strauss- Kahn da doların güçlü konumunu devam ettireceğini söyledi.

AIG, eski CEO'sunun başını yaktı

Amerikan Merkez Bankası ve Hazine'nin ortak operasyonuyla toplam 182 milyar dolar aktarılarak kurtarılan sigorta devi AIG, 2005 yılında görevden ayrılan eski CEO'su Hank Greenberg'i dava etti.

Finans sektörünün sigortacısı AIG, eski CEO Hank Greenberg hakkında açtığı davada, şirket yöneticileri için oluşturulan emeklilik fonun kendi çıkarları doğrultusunda kullanıldığını iddia ediyor. AIG, bu çerçevede Greenberg'in 4.3 milyar dolarlık fonu hatalı kullandığınını öne sürüyor.

AIG'yi 40 yıl boyunca yöneten Greenberg'in, şirketin finans sisteminde etkin konuma gelmesinde önemli payı bulunuyor.  

AIG yönetimi, Greenberg hakkında açtığı davayı kazanması halinde elde edeceği gelirin tamamını şirketin devlete olan borçlarını ödemek üzere kullanılacağını da taahüt etmiş durumda.

84 yaşındaki Hank Greenberg, geçen yıl AIG'nin hükümet tarafından kurtarılması öncesinde şirket yönetimine yardım etmeyi teklif etmiş, ancak AIG bu teklifleri geri çevirmişti.