17 Ekim 2011 Pazartesi

FT, ekonomide kırılganlığa karşı uyardı

İngiliz ekonomi gazetesi Financial Times, Türkiye'nin AKP döneminde güçlü bir ekonomik başarı elde etmiş olmasına karşılık; yurtdışındaki dalgalanma karşısında ekonomik temellerinin sarsılabileceği uyarısında bulundu. Gazetenin görüş aldığı Istanbul Analytics danışmanlık şirketi ortağı, ekonomist Murat Üçer, Türkiye ekonomisinin kırılganlığı yüksek bir makroekonomik yapıya sahip olduğunu söyledi. Dolar cinsinden gelirlerin artmasının ithalatı körüklediğine işaret eden Üçer, bu durumun yüksek verimlilikle telafi edilebilir büyüklüğü aştığını kaydetti. Gazetenin analizinde, yüksek performansta 2001-2002 döneminde Kemal Derviş tarafından hazırlanıp uygulamaya konulan ekonomik programın, AKP hükümetlerince uygulanmasının başarı getirdiğine işaret edilirken, yüksek cari açığın ekonominin yumuşak karnı olmayı sürdürdüğü vurgulandı.
KRİZE EN DUYARLI ÜLKE
Hükümetin ÖTV ve KDV'lerde yaptığı 'ayarlama' ile cari açığın frenlenmesine çalıştığına dikkat çekilen yazıda, kredi hacmindeki hızlı büyümenin de Türkiye'yi G20 ülkeleri arasında krize karşı en duyarlı ülke konumuna getirdiği vurgulandı. Gazeteye konuşan bir uzman, Türkiye'yi Avrupa Birliği'nin gemisine bağlı cankurtaran filikasına benzeterek, "Ancak ikisini birbirine bağlayan ipin uzunluğu son derece kısa. Eğer büyük gemi batarsa, yapılabilecek çok az şey var" dedi.

Eylemcilerin yeni hedefi Londra

ABD'de gelir dağılımı adaletsizliği ve bankacılık sektörüne yönelik verilen yüksek desteği protesto etmek üzere Wall Street'in işgaline çalışan eylemlerin bir benzeri İngiltere'nin başkenti Londra'da gözleniyor. Londra Borsası'nı işgal etmeyi planlayan eylemciler, Avrupa genelinde başgösteren kapitalizm karşıtı protestolara destek veriyor. Sayıları bini aşan eylemciler Cumartesi gününden bu yana Londra'nın sembolleri arasında yer alan St. Paul Katedrali önünü mesken tutmuş durumda.

AB zirvesi, krize nihai çözüm olmayacak

Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schaeuble, 23 Ekim'de yapılacak Avrupa Birliği zirve toplantısında, Avrupa'nın borç krizi için nihai bir çözüm sunulmayacağını söyledi. Schaeuble, Berlin’de yaptığı açıklamada, Yunanistan'ın borç krizinin, ancak bu ülkenin borçlarının daha büyük miktarının silinmesiyle çözülebileceğini ve hükümetlerin bankaları buna kabule ikna etmeye çalıştıklarını söyledi. Almanya Başbakanı Angela Merkel'in sözcüsü Steffen Seibert de Merkel'in, zirve öncesinde üst düzey banka yöneticileriyle görüşme şeklinde somut bir planı bulunmadığını belirtti. Avrupa Birliği, 23 Ekim'de yapacağı zirve toplantısında Yunanistan'ın borç miktarını düşürerek euro bölgesi borç krizine kesin bir çözüm getirmesi için çok ağır baskı altında bulunuyor.

İşsizlik 2005'ten bu yana en düşük düzeye indi

Türkiye'de işsizlik oranı Temmuz ayında yüzde 9.1'le aylık verilerin yayınlanmaya başlandığı Şubat 2005'ten bu yana en düşük düzeye geriledi. Türkiye İstatistik Kurumu'nun açıkladığı verilere göre, Haziran - Temmuz - Ağustos döneminde tarım dışı istihdam 18 milyon 248 bin olarak gerçekleşti. Temmuz döneminde geçen yılın aynı dönemine göre tarım dışı işgücü 789 bin (yüzde 4), tarım dışı istihdam ise 1 milyon 54 bin kişi (yüzde 6.1) artış gösterirken; tarım dışı işsizlik oranı yüzde 13.6'dan yüzde 11.8'e geriledi. Bahçeşehir Üniversitesi'ne bağlı araştırma merkezi BETAM'ın yayınladığı değerlendirmede de, Haziran dönemine oranla tarım dışı işgücündeki yıllık artışın yavaşlaması ve tarım dışı istihdam artışının devam etmesinin tarım dışı iişsiz sayısını 2 milyon 441 bin düzeyine indirdiği vurgulandı. İşsizlik oranında iyileşme gözlenirken, Türkiye'nin işsizlik oranı OECD verilerine oranla yüksek seyretmeyi sürdürüyor. (GRAFİK)

IMF Başkanı Lagarde: Kaynaklar yeterli

Uluslararası Para Fonu Başkanı Christine Lagarde, Fon'un şu anda sahip olduğu sermayesinin yeterli olduğunu söyledi. Europe 1 radyosunda konuşan Lagarde, "Bugün için IMF'nin imkanları yeterlidir" dedi. G20 grubundan gelişmekte olan bir ülkenin temsilcisi Cuma günü yaptığı açıklamada, ekonomik krizle mücadeleye destekvermek için IMF'nin 350 milyar dolar dolayında bir sermaye katkısı yapmak zorunda kalabileceğini söylemişti. Bankaların öncelikle hissedarlarından sermaye bulmaları gerektiğini kaydeden Lagarde, "Ancak bu imkanlar yoksa veya yeterli değilse o zaman gerekiyorsa devlet müdahalesi gibi daha kolektif bir formül uygulanabilir" dedi.