18 Haziran 2010 Cuma

Dünya Bankası'ndan Çin'e kur rejimi eleştirisi

Çin'in para birimi yuanı değerinden düşük tutarak küresel finans sistemini bozduğu eleştirilerinin dozu artıyor. Kanada'da yapılacak G20 zirvesi öncesinde Dünya Bankası da, yaptığı değerlendirmede, Çin hükümetinin yuanın değerlenmesine izin vermesi gerektiğini söyledi. Banka, yayınladığı dönemsel raporda, güçlü yuanın Çin'de artan enflasyonu frenleyeceği ve iç tüketimi canlandıracağı öngörüsünde bulundu. Dünya Bankası ayrıca Çin'in kısa vadeli faizleri artırarak ülke ekonomisinde aşırı ısınma tehdidinin önüne geçmesi gerektiğini kaydetti. Çin, başta ABD olmak üzere sanayileşmiş ülkelerden yuanın değerini düşük tutarak ihracatta avantaj sağlamasından ötürü eleştirilerle karşılaşıyor. Çin hükümeti ise bu eleştirilere hızla yanıt verdi. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, "Döviz kuru rejiminin temel hedefi Çin ekonomisine destek vermektir" dedi. Çin hükümeti özellikle gıda ve emlak fiyatlarındaki yükselişin etkisiyle ekonomideki aşırı ısınmadan endişe ediyor. Ülke ekonomisi ilk çeyrekte yüzde 11.9 büyümesine karşılık, Çin Merkez Bankası faiz artırarak ekonomiyi frenlemeyi planlamıyor. Dünya Bankası, Çin için büyümeye yönelik beklentilerini koruyor. Banka, Çin ekonomisinin bu yıl yüzde 9.5, 2011'de ise yüzde 8.5 büyümesini öngördü. Çin'in ihracatı yılın ilk beş aylık döneminde hızla tırmanırken, ihracat hacmi krizin başladığı 2008 yılının da yüzde 10 üzerinde bulunuyor.

17 Haziran 2010 Perşembe

PPK'dan değişiklik yok, düşük faiz sürecek

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, yaptığı toplantıda kısa vadeli faizleri değiştirmeyerek yüzde 6.5 düzeyinde bıraktı. Merkez Bankası'nın çıkış stratejisi çerçevesinde yüzde 7 olarak belirlediği politika faizlerinde de değişiklik gözlenmedi. Merkez Bankası açıklamasında, enflasyonda trendin orta vadeli hedeflerle uyumlu olduğu kaydedilirken, Mayıs ayındaki performansın korunması halinde yıl sonu hedeflerinin aşağı yönlü revize edilebileceği vurgulandı. Merkez Bankası açıklamasında, küresel krizin yarattığı baskıya özellikle dikkat çekilirken, ekonomistler Avrupa'nın performansına bağlı olarak faizlerin düşük kalmayı sürdüreceğini ifade ediyorlar. RBS Bankası'ndan Gelişmekte Olan Piyasalar Ekonomisti Tim Ash, yaptığı değerlendirmede, "Avrupa'da çift dipli resesyonun sinyalleri görünürken, Merkez Bankası 2011 yılının ortasına kadar faizi değiştirmeyebilir" dedi. Merkez Bankası'nın yaptığı son beklenti anketine göre, 2010 yılı sonu TÜFE beklentisi bir önceki döneme göre 0.1 puan azalışla yüzde 8.10'a gerilemişti. Aynı ankette, yıl sonu büyüme beklentisi 0.3 puan artarak yüzde 5.1'e çıkarken, yıl sonu cari açık beklentisi de 927.9 milyon dolar artarak 29 milyar 682.3 milyon dolara çıkmıştı.

Turkcell vergi cezası indiriminde uzlaştı

Türkiye'nin en fazla aboneye sahip GSM operatörü Turkcell, vergi otoritesi ile 2003-2004 yılları için şirkete tahakkuk ettirilen vergi aslı ve vergi ziyaı bedellerinin toplamı için, 1 Haziran tarihine kadar işlemiş olan faizleri de dahil toplam 50 milyon lira ödenmesi konusunda uzlaşma sağladı. Turkcell'den KAP'a yapılan açıklamada, uzlaşma neticesinde konsolide finansal tablolarda ilave bir karşılık ayrılmasına ihtiyaç olmadığı belirtilerek hali hazırda yeterli karşılığın ayrıldığı ifade edildi.

Euribor 8 ayın zirvesine tırmandı

Bankalararası piyasada Euro cinsinden borçlanma faizi niteliğindeki EURIBOR, son sekiz ayın en yüksek düzeyine tırmandı. Bu yükselişte bankaların yüksek riskler nedeniyle birbirine borç vermemesi etkili oldu. Üç ay vadeli EURIBOR Perşembe günü yüzde 0.729 düzeyine çıkarak, Ekim 2009'dan bu yana en yüksek düzeye yükseldi.
ROACH'TAN AVRUPA UYARISI
Diğer yandan, kötümser tahminleriyle öne çıkan Morgan Stanley Asya Başkanı Stephen Roach, Avrupa'da gözlenen krizin daha da derinleşmesi halinde Euro Bölgesi'nde büyüme hızının yüzde 1-1.5 azalacağı tahmininde bulundu. Taipei kentinde konuşan Roach, "Şu anki ekonomik kriz çift dipli bir durgunluk yaratabilecek güçte görünüyor. Dünya ekonomisinin yüzde 20'sini oluşturan Avrupa ekonomisindeki 1.5 puanlık daralma, küresel çapta büyüme hızını yüzde 0.3 aşağı çekecektir" değerlendirmesinde bulundu.

İspanya 3.5 milyar Euro'luk tahvil satışı yaptı

Yunanistan'a benzer bir bütçe krizi yaşanma endişesinin artmasıyla borçlanma maliyeti artan İspanya, 10 ve 30 yıl vadeli tahvil ihalelerinde 3.5 milyar Euro borçlandı. İspanya, 10 yıllık ihalede 479.2 milyon, 30 yıllık ihalede ise 3 milyar Euro borçlandı. Daha önce Mart ayında yapılan ihalede yüzde 4.045 olarak oluşan 10 yıllık tahvilin faizi yüzde 4.864'e, bir önceki ihalede yüzde 4.758 olarak oluşan 30 yıllık tahvilin faizi yüzde 5.908'e yükseldi. Tahvil ihraçlarına 10 yıllıkta ihraç miktarının 1.89, 30 yıllıkta 2.45 kat fazla talep geldi. İhalenin ardından 10 yıl vadeli İspanyol ve Alman devlet tahvilleri arasındaki getiri farkı 231 baz puandan 228 baz puana geriledi. Euro dolar paritesi ise 1.2339'a yükselerek seansın en yüksek seviyesine ulaştı.

Rusya döviz rezervlerini çeşitlendirme yolunda

Avrupa'da kriz endişelerinin tırmanmasıyla Euro'nun rezerv para niteliğini kaybetmeye başlaması, merkez bankalarını farklı arayışlara yönlendirdi. Rusya Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Aleksey Ulyukayev, Rusya'nın rezervlerinin bir bölümünü Avustralya Doları ve Kanada Doları'nda değerlendirmeyi planladığını söyledi. Rusya Merkez Bankası Başkan Yardımcısı, Kanada Doları'ndan rezerv tutma kararı verdiklerini hatırlatarak, henüz bu kararı uygulamaya koymadıklarını söyledi. 4 Haziran itibarıyla Rusya'nın döviz rezervi 458.2 milyar dolar düzeyinde bulunurken, bu rezervlerin yüzde 47'si dolar, yüzde 41'i Euro olarak tutuluyor. Ayrıca rezervlerin yüzde 10'luk bölümü İngiliz Sterlini, yüzde 2'lik bölümü ise Japon Yeni'nde tutuluyor. Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev, geçen yıl doların Euro karşısında yüzde 34 değer kaybetmesi ardından dolar cinsinden tutulan rezerv miktarını azaltacaklarını açıklamıştı. Avrupa'da bütçe krizinin derinleştiğine yönelik endişelerle Euro dolar karşısında 7 Haziran itibaryıla 1.1877 ile son 4.5 yılın en düşük değerini görmüştü. İkisi de önemli emtia ihracatçısı olan Kanada ve Avustralya'nın para birimleri, ekonomide canlanmanın hızlanacağına yönelik beklentilerle yılbaşından bu yana değer kazanmayı sürdürüyor. Kanada Doları dolar karşısında yılbaşından bu yana yüzde 10 artarken, Avustralya Doları'ndaki artış yüzde 8.6 olmuştu.

Özel sektörün dış borcu 120 milyar dolara indi

Özel sektörün yurt dışından sağladığı uzun vadeli dış kredi borcu, Nisan ayı sonunda bir önceki aya göre yüzde 0.9 azalarak 120 milyar 16 milyon dolara geriledi. Bu dönemde ticari kredilerin dahil edilmediği bankalar hariç özel sektörün kısa vadeli kredi borcu yüzde 11 artarak 1 milyar 343.1 milyon dolara yükseldi. Böylece özel sektörün Nisan ayı itibariyle uzun ve kısa vadeli kredi borcu 121 milyar 359.2 milyon dolar oldu. Merkez Bankası verilerine göre, özel sektörün yurtdışından sağladığı uzun vadeli kredi borcu 2009 yıl sonunda 127.6 milyar dolar düzeyindeydi. Borç tutarı Ocak'ta 125.5 milyar dolar, Şubat'ta 122.7 milyar, Mart'ta 122.6 milyar dolar olarak gerçekleşmişti.

Finans sektörü Londra'da işe alıma hız veriyor

Küresel krizden ciddi zarar gören Avrupa'nın finans merkezi Londra'da canlanmaya yönelik beklentilerle olumlu işaretler gözleniyor. Londra'da finans sektöründe iş ilanları Mayıs'ta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 82 arttı. Danışmanlık şirketi Morgan McKinley'in yaptığı araştırmaya göre, Londra'da finans sektöründeki iş ilanlarının Mayıs ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 72 artarak 5 bin 733 düzeyine çıktığını belirledi. Nisan ayına göre değerlendirildiğinde de iş ilanlarının yüzde 3 arttığı gözleniyor. Uzmanlar, Avrupa genelinde artan tedirginlik ve İngiltere'de bankacılık sektörüne getirilecek yeni düzenlemeler öncesinde artan ilanların finans sektöründe yeni yapılandırmanın bir sonucu olduğunu ifade ediyorlar. İngiltere'de 2 milyon 510 bin ile son 20 yılın en yüksek düzeyine çıkan işsiz sayısı, Nisan ayında 2 milyon 470 bine gerilemiş durumda. Personel alımı için ilan veren firmalar arasında, kriz döneminde iflas eden Lehman'ın Avrupa'daki iştiraklerini satın alan Japon bankası Nomura ilk sırada yer alıyor. Danışmanlık firması KPMG, yıl sonuna kadar Nomura'nın Londra'da 300 yatırım danışmanı alacağını öngörüyor. İngiltere'nin aktif büyüklüğü itibarıyla üçüncü bankası Barclays'de personel sayısını artıranlar arasında. Yılın ilk çeyreğinde karını yüzde 29 artıran Barclays, geçen yıl Avrupa ve Asya'da 750 yeni personel almıştı. Bu arada, Londra'da yatırım firmalarında çalışanların aldığı ücret Mayıs ayında önceki aya göre yüzde 9 artarak 55 bin 300 sterline yükselmiş durumda.

16 Haziran 2010 Çarşamba

İspanyol bankaları para bulmakta zorlanıyor

Yunanistan ardından yüksek bütçe açıkları nedeniyle endişelerin arttığı İspanya'da bankaların borçlanma imkanları daralıyor. Bankaların birbirlerinden borçlanması zayıflarken, İspanyol bankaları Mayıs ayında Avrupa Merkez Bankası'ndan rekor düzeyde borçlandı. İspanyol bankaları Mayıs ayında Avrupa Merkez Bankası'ndan 85.6 milyar Euro borçlanırken, bu rakam 2008 Eylül ayında Lehman Brothers'in batması öncesindeki borçlanmanın iki katı düzeyinde bulunuyor. Avrupa Merkez Bankası'nın verdiği kredilerin yüzde 16.5'lik bölümü İspanyol bankaları tarafından kullanılması, bu ülkenin bankacılık sistemine yönelik güvenin zayıfladığına işaret ediyor. Ekonomistler, İspanya'ya yönelik endişelerin daha da tırmanması ardından ülkenin kredi notunun düşürüleceğini öngörüyorlar. Tedirginliğin artmasıyla İspanya'nın 10 yıl vadeli tahvilleriyle Almanya'nın aynı vadeli tahvilleri arasındaki faiz farkı 13 baz puan artarak 223.5 puana çıktı. Diğer yandan, Avrupa Komisyonu yetkilileri İspanya'ya yönelik bir yardım paketi hazırlığı yapıldığına yönelik haberleri yalanladı. AB Komisyonu sözcüsü, İspanya bankalarına teknik olarak yardım etmenin mümkün olmadığını ifade etti. Uluslararası Para Fonu Başkanı Dominique Strauss-Kahn ise, Cuma günü ekonomideki gelişmeleri ele almak üzere İspanya Başbakanı Jose Luis Rodrigo Zapatero ile Madrid'de bir araya gelecek. İspanyol basınına yansıyan haberlerde, IMF ve ABD Hazinesi'nin İspanya'ya destek olmak üzere 250 milyar Euro'luk paket hazırladığı ifade edilmişti.

15 Haziran 2010 Salı

Roubini'den Türkiye yorumu: Rehavet günü değil

Küresel krizi iki yıl önceden öngören New York Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Nouriel Roubini, Türkiye'nin ekonomik performansını olumlu değerlendirerek, "Rehavete kapılmanın zamanı değil" dedi. Prof. Roubini, Garanti Yatırım'ın hazırladığı Mali Piyasalar Stratejisi'ne değerlendirmelerde bulundu.
Global ekonomi toparlanma yolunda yalpalayarak da olsa ilerlerken, yolda büyük delikler beliriyor. RGE hala yavaş ve U şeklinde bir toparlanma öngörse de, Dünya’nın bazı bölgelerinde, özellikle Avrupa’da çift dipli resesyon ihtimali güçleniyor. Kriz henüz geride kalmış değil. Daha doğrusu, krizde bir sonraki aşamaya geçtik; Hükümetler özel sektör zararlarının önemli bir kısmını kamulaştırdı ve ülke borç krizleri –Yunanistan gibi- dünyanın yeni baş ağrısı haline geldi. Tehlikeyi kesinlikle atlatabilmiş değiliz. Tarih gösteriyor ki, finansal krizler birbirine benziyor ve Türkiye de bu krizlere yabancı değil. Türkiye‘nin hikayesinde dikkat çekici olan, yetkililerin 2000-2001 krizini ekonomiye esneklik kazandırmak ve reformları gerçekleştirmek için bir fırsat olarak kullanmalarıydı. Dünya bu açıdan Türkiye’den ders almalı. Geçen yıl ekonomideki %4.7’lik daralmadan sonra OECD, 31 üye ülke arasında en güçlü ekonomik büyüme sağlayacak ülkenin Türkiye olmasını bekliyor. Bu yılki güçlü toparlanmanın en önemli nedeni, Türkiye’nin güçlü bankacılık sistemi oldu. Sistemin kırılganlığı 2000-2001 krizinde anahtar rol oynarken, sonrasında yapılan reformlar işleri tamamen değiştirdi. Bağımsız bir düzenleme kuruluşu olan BDDK’nın kurulması, kriz sonrası sorunlu bankalara müdahale edilmesi ve dalgalı döviz kuru rejimine geçilmesi gibi makroekonomik reformlar, sektörün global ekonomik krize karşı esnekliği artırıldı. 2009 yazında RGE’nin de tahmin ettiği gibi, uygulanan reformlar sayesinde Türkiye, Avrupa’da diğer gelişmekte olan ülkelerdeki banka sorunlarından uzak durarak hızlı toparlanma sürecine girdi. Ekonomideki toparlanma ancak küresel ekonomilerde kalıcı toparlanmayla mümkün olacak. Şimdi yapılacak tek şey rehavete kapılmamak. Son yıllarda ihracat pazarlarındaki çeşitlenmeye karşılık, AB ülkeleri toplam ihracatın %46’sını oluşturarak yine en fazla ihracat yapılan bölge oldu. Sonuç olarak Türkiye’nin Avrupa’da giderek yayılan borç sorunundan etkilenmemesi mümkün değil. Bu nedenle yetkililerin bu tehlikeye karşı temkinli olmaları gerekiyor. Buna ek olarak yetkililer, şu ana kadar olduğu gibi, iyi zamanları rekabet artırıcı ve büyüme sağlayıcı reformlar yapmak yönünde kullanmalılar. Mayıs 2010’da hükümet mali disiplini sağlayacak ve gelecek yılın bütçesinde etkileri görülecek olan Mali Kural’ın detaylarını açıkladı. Hükümetin atacağı bir diğer olumlu adım ise Temmuz ayında açıklanacak olan Ulusal İstihdam Stratejisi olacaktır. Kriz öncesinde zaten oldukça yüksek olan işsizlik oranı, Ocak-Mart döneminde daha da yükselerek %14.4 olarak gerçekleşti. Türkiye demografik açıdan şanslı; nüfusun çoğunluğu 30 yaşın altında. Ancak bu genç insanlara iş yaratılamazsa, bu şans boşa harcanmış olacak. Bu nedenle istihdam piyasasında reform yapılması gerçekten çok önemli. Türkiye doğru yolda ilerliyor. Reformlar inanılır olduğu ve doğru uygulandığı sürece, yatırımcı güveni için uygun bir ortam sağlanacak ve not artırım olasılığı yükselecektir. Bunların sonucunda da ekonomik büyüme hızlanacaktır.

Endişeler İspanya'nın borçlanma maliyetini artırdı

İspanya, 12 ve 18 aylık tahvil ihraçlarıyla piyasalardan 5.2 milyar Euro borçlandı. Borçlanma maliyetinin geçen ayki ihaleye göre belirgin artış göstermesi ülkenin en üst seviye olan kredi notunun düşebileceği endişelerini artırdı. İspanya 12 aylık tahvil ihracında ortalama faiz yüzde 2.303, 18 aylık tahvilin faizi ise yüzde 2.837'e yükseldi. Aynı vadeli tahvillerin Mayıs ayındaki ihracında faizler sırasıyla yüzde 1.59 ve yüzde 1.951 olmuştu. İspanya 12 aylık borçlanma faizi yüzde 2.3 iken Fransa yüzde 0.4 faizle borçlanıyor. Moody's İspanya'nın kredi notunu en üst seviyede tutuyor. Diğer derecelendirme kuruluşlarından Fitch, geçen ay kredi notunu en üst seviyenin bir kademe altına indirmişti. Standard & Poor's ise ülkenin notunu en üst seviyenin iki kademe altında tutuyor. İspanya'nın Perşembe günü yapacağı 10 ve 30 yıl vadeli tahvil ihaleleriyle piyasalardan 3.5 milyar euroya kadar borçlanmayı hedefliyor.

İngiltere, ek bütçeyle sorunlarına çare arıyor

İngiltere, yüksek kamu borçları nedeniyle zor anlar yaşarken, yeni iktidara gelen koalisyon hükümeti ek bütçeyi gelecek hafta açıklaması bekleniyor. Ekonomistler, Maliye Bakanı George Osborne tarafından açıklanacak bütçe çerçevesinde 34 milyar sterlin tutarında kesinti yapılacağını öngörüyorlar. Diğer yandan, bütçenin gözetilmesi amacıyla oluşturulan Bütçe Denetim Bürosu, yayınladığı ilk değerlendirmede ekonominin bankacılık krizinin yarattığı etkileri üzerinden atmayı becerebileceğini öngördü. Değerlendirmede, bankacılık sektöründeki hasarın daha önce öngörülenden daha yüksek olabileceği ifade edildi. Bütçe Denetim Bürosu'nun değerlendirmesinde, büyüme hızı 2011 için yüzde 2.6, 2012 için ise yüzde 2.8 olarak açıklandı. Bu tahminler, önceki Maliye Bakanı Alistair Darling'in yüzde 3.25 ve 3.5'lik tahminlerinin hayli altında bulunuyor. Verilerin tahminler çerçevesinde açıklanması halinde, gelecek beş yılda bütçe açığının süreceği öngörülüyor. Bu yıl 123.7 milyar sterlinle milli hasılanın yüzde 8.8'i düzeyine ulaşması beklenen bütçe açığının, 2015 itibarıyla milli hasılanın yüzde 2.8'i düzeyine indirilmesi bekleniyor.

İşsizlik oranı Mart ayında yüzde 13.7'ye indi

Türkiye'de işsizlik oranı, Mart döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 2.1 puan azalışla yüzde 13.7'ye geriledi. TÜİK verilerine göre, tarım dışı işsizlik yine geçen yılın aynı dönemine göre 2.2 puan azalışla yüzde 16.7 oldu. Şubat-Mart-Nisan aylarını kapsayan Mart dönemi verilerine göre, Türkiye genelinde işsiz sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 338 bin kişi azalarak 3.44 milyon kişiye geriledi. Mevsimsel etkilerden arındırılmış işgücüne katılma oranı bir önceki döneme göre 0.1 puanlık artış ile yüzde 49.2 olurken, istihdam ve işsizlik oranları herhangi bir değişim göstermeyerek sırasıyla yüzde 42.9 ve yüzde 12.7 olarak gerçekleşti. Verilere göre Mart döneminde istihdam edilenlerin sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre 1.6 milyon kişi artarak, 21.7 milyon kişiye yükseldi. Bu dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 636 bin kişi, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 957 bin kişi arttı. Öte yandan mevcut işsizlerin yüzde 10.5'ine denk eden 360 bin kişiyi bu dönemde işten ayrılanlar oluşturdu.

Türkiye bütçe fazlası hedefine beş ayda ulaştı

Türkiye, 2010 yılı için belirlediği bütçe fazlası hedefine beş ayda ulaştı. Maliye Bakanlığı verilerine göre, faiz dışı fazla yılın ilk beş aylık döneminde 14.2 milyar liraya ulaşti. Yıl sonu itibarıyla faiz dışı fazlanın 6.6 milyar lira olmasi bekleniyor. Bütçe fazlası ise Ağustos 2008'den bu yana aylık bazda en yüksek performansı gösterirken, fazla miktarı 5.8 milyar lira oldu. Bütçe gelirleri bütçe gelirleri yüzde 31.9 artarken, bütçe giderleri yüzde 2.1 geriledi. Faiz dışı fazla miktarı ise Mayıs ayı itibariyla 7.9 milyar liraya ulaştı. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bütçe verilerine yönelik yaptığı değerlendirmede de, "Bütçe rakamlari rehavete kapılmamıza neden olmaz" dedi.

Avrupa'da otomotiv pazarı Mayıs'ta %9.3 daraldı

Avrupa Otomotiv Üreticileri Birliği Avrupa Birliği'nde yeni otomobil satışlarının Mayıs ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9.3 düştüğünü, Ocak-Mayıs döneminde ise yüzde 1.9 arttığını açıkladı. Türkiye'de otomobil pazarı ise Otomotiv Sanayii Derneği'nin dün açıkladığı verilere göre Ocak-Mayıs döneminde yüzde 3 daraldı.

14 Haziran 2010 Pazartesi

BIS: Faiz artırımları 2011 yılına kalacak görünüyor

Uluslararası Ödemeler Bankası, Avrupa ve ABD'de faiz artırımlarının canlanmayı durdurmamak amacıyla gelecek yılın ardından yükseltilebileceğini açıkladı. Euro Bölgesi'ndeki bütçe açığı krizinin etkisiyle canlanmanın hız kesebileceği uyarısında bulunan Uluslararası Ödemeler Bankası, ABD'de faiz artırımının gelecek yılın ilk çeyreğinde artırılabileceğini öngördü. Banka yayınladığı aylık bültende, Eylül veya Aralık ayında faiz artışı olasılığının zayıfladığını belirterek, "Avrupa genelinde vadeli işlemler Avrupa Merkez Bankası'nın 2011'in sonlarında faiz artışı yapabileceğine işaret ediyor" ifadesine yer verdi. Bültende, yatırımcıların piyasalardaki sert dalgalanmalar nedeniyle canlanmanın hız keseceği endişesini taşıdığı vurgulandı. Bütçe açığını kısmak amacıyla alınacak sert önlemlerin Euro Bölgesi ekonomilerinde zayıflamaya neden olacağı kaydedildi. İngiltere ve Avrupa Merkez Bankası geçen hafta yaptıkları toplantıda, faizleri değiştirmeyerek yüzde 0.5 ve 1 düzeyinde bırakmıştı. ABD Merkez Bankası Başkanı Ben Bernanke de, geçen haftaki açıklamasında, istihdam ve konut piyasasındaki iyileşmeye karşılık faizlerin düşük kalmaya devam edeceğini söylemişti. ABD'de kısa vadeli faizler yüzde 0.25 düzeyinde bulunuyor.

AB Başkanı: Piyasalar söylentilerin etkisinde

Avrupa Birliği Başkanı Herman Van Rompuy, Euro'nun değerindeki hızlı erime ardından, piyasalara sert eleştiriler getirdi. Van Rompuy, Financial Times gazetesine verdiği söyleşide, "Piyasalar söylentiler ve önyargıların çok fazla etkisinde, sert hareketlerde söylentilerin etkisi büyük" dedi. Van Rompuy, Euro'nun uzun yıllar güçlü seyretmesinin Euro Bölgesi'ndeki mali sorunları gizlediğini kaydetti. Van Rompuy, "Euro, çok küçük getiri farklarıyla güçlü bir para birimi oldu. Bir tür uyku hapı, ilaç gibiydi. Altta yatan sorunların farkında değildik. Şu anda yaşananlar bu yılın ürünü değil. Euro'nun 11 yıllık tarihinden kaynaklanan sorunlar" dedi. AB Başkanı Van Rompuy, Euro Bölgesi'nin sorunlarının çözülmesi için mali politikalara hız verilmesi gerektiğini belirterek, "Bütçe reformları ve istihdam piyasasına yönelik düzenlemeler kritik nitelik taşıyor" dedi. Diğer yandan, Avrupa ortak para birimi Euro'nun oluşturulmasında önemli görevler alan, 1999 Nobel ekonomi ödülünün sahibi Robert Mundell de, Euro'nun değer kaybetmesinin Avrupa ekonomilerine destek vereceğini söyledi. Bloomberg'e söyleşi veren Columbia Üniversitesi Profesörü Mundell, Euro'nun ilk günlerinde yaşanan sert düşüşün tekrarlanmayacağını öngörerek, "Bir daha bu kadar hızlı düşüş gözleneceğini sanmıyorum, Euro'nun gerilemesi Avrupa ekonomileri ve şirketlerinin mali gücüne olumlu yansıyacak" dedi.