19 Ekim 2010 Salı

Japon ekonomisi durma noktasına geldi

Ekonomisini canlandırmak üzere birbiri ardına önlem paketleri açıklayan Japonya'nın bu noktada başarılı olamadığı gözleniyor. Japonya'da hükümet, 20 ay aradan sonra ilk kez ülke ekonomisinin durma noktasına geldiğini açıkladı. Ekonomide canlanmanın geçici olarak durduğu ifadesine yer verilen Japonya hükümeti açıklamasında, para birimi yenin güçlenmesi devam ettikçe ekonomideki risklerin hızlanacağına işaret edildi. Japon hükümetinin son iki yılın en olumsuz açıklaması, kurdaki aşırı değerlenmeye dikkat çekiyor. Japonya Merkez Bankası bir ay önce 82.70 düzeyinden müdahele ederek, yenin değerini düşürmeye çalışmış, ancak yapılan işlemlere karşılık, kur iki hafta içinde aynı bu düzeye geri dönmüştü. Japonya Ekonomi Bakanı Banri Kaida da, hükümetin ekonomideki zayıflama riski üzerinde daha fazla dikkat göstermesi gerektiğini ifade ederken, hükümetin yeni teşvik paketleri gündeme getirebileceğini kaydetti. Diğer yandan, Japonya Merkez Bankası'nın eski yöneticilerinden Eiji Hirano, ekonomideki olumsuzlukların artmasıyla bankanın parasal genişleme dahil yeni önlemleri gündeme alabileceğini ifade etti. Japonya Merkez Bankası 5 Ekim'de yaptığı toplantıda, faizi düşürdüğü gibi 60 milyar dolarlık yeni tahvil alım programı başlatmıştı.

18 Ekim 2010 Pazartesi

Citigroup'un karı beklentileri aştı

Hisselerinin yüzde 12'si ABD Hükümeti'ne ait olan Amerikan finans grubu Citigroup'un üçüncü çeyrek karı, takipteki kredi stoğunun zayıflamasının katkısıyla yükseldi. Citigroup'un üçüncü çeyrek net karı 2 milyar 170 milyon dolara çıkarken, açıklanan veriler Citigroup CEO'su Vikram Pandit'in karlılık hedeflerine tahminlerin öncesinde ulaşılabileceğine işaret ediyor. Citigorup, 2008 ve 2009 yıllarında toplam 29.3 milyar dolar zarar ettiğini açıklamıştı. Üçüncü çeyrekte ödenmeyen kredilerin mitarı 11 milyar dolardan 7.6 milyar dolara indi. Bankanın hisse senetleri beklenenin üzerinde gelen karın ardından yüzde 3.4 artışla 4.09 dolara çıktı.

Merkel: Almanya çok kültürlü olamadı

Almanya Başbakanı Angela Merkel, yaklaşık 50 yıldan bu yana göçmen alan Almanya'nın çok kültürlülüğü sağlamakta başarısız olduğunu kaydetti. Merkel, Potsdam kentinde Hristiyan Birlik partilerinin (CDU/CSU) gençlik kolu olan Junge Union'un (JU) düzenlediği olağan yıllık toplantısında yaptığı konuşmada, Hristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU) Genel Başkanı Horst Seehofer'in ''Çok kültürlülük tümüyle başarısız kaldı'' şeklindeki görüşlerini destekledi. Merkel, Almanların, 1960'lı yıllarda ülkeye davet edilen göçmen işçileri belli bir dönem sonra geri gidecekleri düşüncesiyle avunduklarını belirtti. Merkel, konuşmasında Almanların ve yabancıların özellikle müslüman kesimim entegrasyon konusunda ortak çalışmaları yürütmeleri gerektiğini vurguladı. Göçmenlerin, yasalara uymanın yanı sıra Almancayı da çok iyi öğrenmesi gerektiğini belirten Merkel, göçmenlerin teşvik edilmesi, kendilerinden aynı zamanda bazı şeylerin talep edilmesi gerektiğini, göçmenlerden bazı şeyleri talep etme politikasının geçmişte yetersiz kaldığını savundu. Almanya'da son yapılan bir araştırma, ekonomik krizin bir sonucu olarak ülkede aşırı sağcılığın arttığını ortaya koymuştu. Alman Sosyal Demokrat Parti'ye (SPD) yakınlığıyla bilinen Friedrich Ebert Vakfı tarafından yapılan araştırmaya göre, her 3 Alman'dan biri, ülkesinin "fazlaca yabancılaştığına" inanıyor ve her 10 kişiden biri ülkede diktatörlük istiyor. Araştırma ülkedeki Müslümanlara yönelik çarpıcı düşünceleri de ortaya koymuştu. Buna göre halkın yüzde 58'i Müslümanların ibadetinin büyük ölçüde kısıtlanması gerektiğine inanıyor. Doğu eyaletlerinde bu oran yüzde 75'e kadar yükseliyor.

IMF: Basel 3 tüm finans sektörünü kapsamalı

Kriz sonrası dönemde düzenleyici rolünü artırmaya çalışan Uluslararası Para Fonu, ülkelere finans sektörünü düzenlemek için yeni çağrıda bulundu. IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn, ülkelerin küresel sistemi daha güvenli ve istikrarlı hale getirmesini isterken, Basel 3 düzenlemelerinin tüm finans sektörünü kapsaması gerektiğini kaydetti. IMF Başkanı Strauss-Kahn, Şanghay'da yaptığı açıklamada, ülkelerin elinde sermaye kontrolleri dahil bazı çözüm araçları bulunduğunu ifade ederek, tüm sorunlar için tek bir çözüm bulunmadığını kaydetti. Strauss-Kahn, güçlü sermaye akımının Asya ülkeleri için fırsat yarattığı kadar zorluklar getirdiğini de kaydetti. IMF Başkanı, "Sermaye akımı, kurlarda aşırı oynaklık, kredi ve varlık fiyatlarında balon oluşturabileceği gibi, finansal istikrarsızlığa neden olabilir" dedi. IMF Başkan Yardımcısı John Lipsky de, Amerikan Merkez Bankası'nın parasal genişlemeye hız vereceğine yönelik işaretlerin yeterince net olmadığını söyledi. Lipsky, kur savaşları söylemine katılmadığını belirterek, "Küresel bazda ülkeler kur savaşı olmamasını sağlamak durumunda" dedi.