30 Eylül 2010 Perşembe

Moody's İspanya'nın notunu 1 kademe düşürdü

Kredi derecelendirme kuruluşu Moody's, İspanya'nın ülke notunu bir kademe düşürerek AA1 düzeyine indirirken, görünümünün durağan olarak tutulduğunu açıkladı. Moody's kredi notu indirimine yönelik açıklamasında, İspanya'nın mali koşullarındaki bozulmanın borç ödeme yeteneğini zayıflatacağı ifadesine yer verildi. İspanyol bankacılık sisteminin yeni mali desteğe ihtiyacı olduğu kaydedilen açıklamada, "Ülkede bütçe açığının kısılması hükümetin öngördüğünden daha uzun zaman alacak" denildi. İspanya'nın mali dengelerinde ciddi zayıflama gözlendiği vurgulanan açıklamada, ülke ekonomisinin yıllık bazda yüzde 1'lik büyüme hızı gösterebileceği kaydedildi.
İSPANYA KAPSAMLI BÜTÇE PAKETİ HAZIRLADI
İspanya bütçe açığını kısabilmek için son 30 yılın en sıkı kemer sıkma önlemlerini uygulamaya hazırlanırken, tahvillerindeki fazladan bileşik faiz Haziran ayında Euro'nun uygulamaya konmasından bu yana gördüğü en yüksek seviyeye ulaştı. İspanya Başbakanı Jose Luis Rodrigues Zapatero, yatırımcıları, Euro Bölgesi'ndeki üçüncü büyük bütçe açığı olan İspanya bütçe açığını kontrol altına alabileceğine ve neredeyse iki yıl süren bir durgunluktan sonra İspanya ekonomisinin yeniden büyümesini sağlayabileceğine ikna etmeye çalışıyor.

29 Eylül 2010 Çarşamba

IMF'den Türkiye'nin temsiline destek

Uluslararası Para Fonu'nda temsil ve oy hakkı düzenlemelerinde görüşmeler sürerken; IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn, Türkiye'nin İcra Direktörleri Kurulu'nda yer almasına destek verdi. Strauss-Kahn, 8-9 Ekim'de Washington'da yapılacak IMF-Dünya Bankası toplantıları öncesi yaptığı açıklamada, Avrupa ülkelerinin gelişmekte olan ülkelere daha fazla temsil hakkı tanınması konusunda anlayışlı davranması gerektiğini söyledi. Avrupa ülkelerinin Brüksel'de toplanarak bu konuda tavır belirleyeceklerini kaydeden IMF Başkanı, "İcra kurulunda gelişmekte olan ülkelere daha fazla yer açmak adil olacaktır" dedi. Strauss-Kahn, bu çerçevede Türkiye gibi ülkelerin daha etkin rol üstlenmelerini istedi. Halen IMF'nin 24 sandalyeli yönetiminde bazı ülkelerin daimi üyelikleri var. Diğer üyelikler ise belirli sürelerde değişiyor. Avrupa ülkeleri her dönemde 8-9 sandalyeye sahip olurken, Türkiye halen Belçika tarafından temsil ediliyor. Fon içinde ABD ve Avrupa'nın ağırlığı, İkinci Dünya Savaşı'nın sonundaki ekonomik dengeleri yansıtırken, Çin ve Brezilya gibi ülkeler bu düzenlemeye karşı çıkıyor. IMF İcra Kurulu'nun görev süresi 31 Ekim'de sona ermeden önce, Fon'un bu konuda bir karara varması gerekiyor.

27 Eylül 2010 Pazartesi

Faber: Gelişen piyasaların ağırlığı %50 olacak

Yatırım çevrelerinde kötümser öngörüleriyle tanınan ünlü fon yöneticisi Marc Faber, gelişmekte olan piyasaların dünya piyasalarındaki ağırlığının yüzde 50'yi bulabileceğini öngördü. Bloomberg International'ın sorularını yanıtlayan Mark Faber, gelişmekte olan ülkelerin dünya ekonomisindeki payının hızla artmasıyla sermaye piyasasında gelişen piyasaların ağırlığının artacağını kaydetti. Faber, halen dünya piyasalarında yüzde 22 olan gelişen piyasa ağırlığının 10 yıllık sürede yüzde 50 düzeyine tırmanacağını vurguladı. Tüm ülkelerin değerlenen para birimlerinin değerini düşük tutmaya çabaladığını vurgulayan Faber, bu çerçevede ülkelerin piyasalara müdahale etmek yerine, kendi yapısal sorunlarına odaklanması gerektiğini kaydetti. Faber, Çin'in para birimi Yuan'daki değerlenmeye de işaret ederek, "Yuan ile birlikte tüm Asya para birimlerinde yükseliş devam edecek" dedi. Yuanın son iki haftada yüzde 2 değerlendiğini kaydeden Mark Faber, "Çin'in yuanın dolar karşısında yüzde 10-20 değer kazanmasından ciddi şekilde endişe ettiğini sanmıyorum. İstemedikleri şey, ABD Başkanı Obama gibi biri tarafından sürekli kur konusunda sıkıştırılmak" dedi. Borsalara yönelik değerlendirmelerde de bulunan Mark Faber, yılın son çeyreğinde dünya borsalarında satışın ağır basabileceğini kaydetti. Ekim ve Kasım aylarında satışların süreceğini öngören Faber, Wall Street'te S&P 500 Endeksi'nin yüzde 10'luk değer kaybıyla 1000 puanın altına geri çekilebileceği tahmininde bulundu.

En fazla çalışma izni Çinlilere verildi

Çin mallarının ekonomideki ağırlığını artırmasının ardından Türkiye'deki Çinli işçi sayısı da artıyor. Geçen yıl çalışma izni verilen yabancıların yaklaşık 5'te birini Çinliler oluşturuyor. Çalışmak için dünyanın dört bir yanına gurbetçi işçi gönderen Türkiye'de, dünyanın bir çok ülkesinden yabancı da yasal olarak çalışıyor. Çalışma Bakanlığı tarafından verilen çalışma izni sayısı geçen yıl yüzde 31 artışla 14 bin 23'e ulaştı. Geçen yıl 8 bin 782 kişiye süreli çalışma izni verilirken, 4 bin 700 kişiye verilen izinlerin süresi uzatıldı. İzin verilen ülkelerin dağılımına bakıldığında Çinliler yüzde 18.3 ile ilk sırada yer alırken, Çinlilerin ardından Ruslar yüzde 11.1 ile ikinci ve yüzde 5.8 ile Almanlar 3. sırada bulunuyor.