Economics Teaching Conference
-
If you might be interested in attending, click here for more information.
kriz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kriz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
23 Ağustos 2012 Perşembe
ABD'de orta sınıf eridi, net varlıklar 93 bin dolara indi
ABD ekonomisinin 2008 kriziyle sarsılması orta gelir düzeyine sahip olanların sayısını azalttı.
Araştırma şirketi PEW'in anketine göre, 2001'de 73 bin dolar olan hane başına ortalama gelir 2010'da yüzde 4.75 azalarak 69 bin 500 dolara indi.
Borçların arındırılmasıyla hanelerin net varlıkları ise aynı dönemde 130 bin dolardan 93 bin dolara geriledi.
PEW araştırma şirketinin orta gelir düzeyine sahip bin 300 yetişkin ile yaptığı anket, yaklaşan ABD başkanlık seçimlerinde orta sınıfın Başkan Barack Obama'ya daha fazla destek verdiğini ortaya koydu.
Ankette, Obama'nın ikinci döneminde ekonomi politikalarının orta sınıfa katkıda bulunacağını söyleyenlerin oranı yüzde 52 olurken, Obama politikalarının işe yaramayacağını söyleyenlerin oranı yüzde 39 oldu.
Ankette, Obama'nın seçimlerdeki rakibi Mitt Romney'in seçilmesi halinde orta sınıfa katkıda bulunacağını söyleyenlerin oranı yüzde 42 olurken, Romney'in politikalarının işe yaramayacağını söyleyenlerin oranı yüzde 40 oldu.
Ankette, son 10 yılda ekonomi politikalarında gözlenen başarısızlıkta kongre üyelerinin etkisininin yüzde 62 olduğu ifade edilirken, kongre'nin başarısız olmadığını söyleyenlerin oranı yüzde 29'da kaldı.
PEW araştırmasında 39 ile 118 bin dolar yıllık gelire sahip olanlar, orta sınıfın üyesi olarak kabul ediliyor.
11 Temmuz 2012 Çarşamba
İspanya çareyi vergi artırmada buldu
İspanya, Euro Bölgesi borç krizinin etkisiyle kapsamlı önlemler alıyor. Son yedi aylık dönemde dördüncü kez kamu bütçe kesintisi kararı alan İspanya Hükümeti, bu kez vergileri artırmanın yanında vergi istisnalarını kaldırmayı planlıyor.
İspanya Başbakanı Mariano Rajoy, İspanya Parlamentosu'nda yaptığı konuşmada, harcama kesintileri yanında vergi oranlarındaki artışın gelecek 2 buçuk yıllık dönemde bütçeye 65 milyar Euro katkıda bulunacağını söyledi.
Rajoy'un açıkladığı plan çerçevesinde Katma Değer Vergisi oranı yüzde 18'den yüzde 21'e çıkarılacak, Gelir Vergisi ve Emlak Vergisi'ndeki istisnalar sona erdirilecek. İspanya Başbakanı, yerel hükümetlerin bütçelerinden 3.5 milyar Euro'luk kesinti yapılması yanında, siyasi partilere yapılan yardımların yüzde 20 azaltılacağını açıkladı.
Alınan bütçe kesintisi kararları, Avrupa Birliği'nin İspanya'nın zor durumdaki bankalarına 30 milyar Euro destek taahüt etmesi ardından özel anlam taşıyor. Avrupa liderleri geçen hafta yapılan liderler zirvesi toplantısında İspanya'ya bütçe açığı hedeflerine ulaşması için öngörülen süreyi bir yıl öteleyerek 2014 sonuna çekmişti.
Alınan bütçe kesintisi kararları, Avrupa Birliği'nin İspanya'nın zor durumdaki bankalarına 30 milyar Euro destek taahüt etmesi ardından özel anlam taşıyor. Avrupa liderleri geçen hafta yapılan liderler zirvesi toplantısında İspanya'ya bütçe açığı hedeflerine ulaşması için öngörülen süreyi bir yıl öteleyerek 2014 sonuna çekmişti.
3 Temmuz 2012 Salı
Skandal Barclays CEO'su Diamond'u istifa ettirdi
İngiltere'de bankalararası faiz oranı Libor'un hesaplanmasında yapılan
soruşturma, ülkenin iknici büyük bankası niteliğindeki Barclays'in üst
yönetiminde değişikliklere neden oldu. Bankanın geçen hafta sonuçlanan
soruşturma çerçevesinde 290 milyon sterlin ceza alması ardından,
Barclays'in CEO'su Bob Diamond görevinden istifa etti.
16 yıldan bu yana Barclays'de çalışan Diamond, istifa mektubunda,
"bankanın üzerindeki aşırı baskının bankanın geleceğine zarar
vermesine izin veremem" dedi. Diamond'un istifası ardından üst
yönetimde boşluk yaşanan Barclays'de, dün istifasını açıklayan
Barclays Başkanı Marcus Aigus, istifasını geri çekti. Aigus, böylece
yeni CEO atanana kadar bankanın yönetimini üstlenmiş oldu.
Bankadaki yönetim değişikliği ardından açıklama yapan İngiltere Maliye
Bakanı George Osborne, "Diamod'un istifası Barclays, bankacılık
sektörü ve İngiltere'nin geleceği için iyi bir karar" dedi. Osborne,
İngiliz bankacılık sektörünün sorunlu olduğuna işaret ederek, "Hükümet
olarak görevimiz bankacılık sektörünün yeniden istikrara
kavuşturulmasını sağlamak" dedi.
İstifa eden Bob Diamond, yarın Maliye Bakanlığı'nca oluşturulan
araştırma komisyonuna ifade verecek. Diamond'un ayrılması, İngiliz
bankacılık sektörünün de dönüşümü anlamına geliyor.
Aldığı kararlarla Barclays Capital'in yatırım bankacılığı birimini
güçlendiren, bankanın dünya genelinde en karlı kuruluşlar arasında yer
almasını sağlayan Diamond, 2008 krizi ardından Lehman Brothers'in New
York'taki operasyon biriminin alımında rol oynamıştı.
25 Nisan 2012 Çarşamba
İngiliz ekonomisi 2 yıl sonra daraldı
İnşaat sektöründe yüzde 3'e varan daralma İngiltere'yi iki yıl aradan sonra yeniden durgunluğa sürükledi. İngiltere ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 0.2 daralırken, ekonomistler yüzde 0.1 büyüme öngörüyordu.
İnşaat yanısıra hizmetler sektöründeki büyümenin sadece yüzde 0.1'de kalması ekonominin durgunluğa ilerlemesine katkıda bulunurken, hizmetler sektörünün yüzde 40'ını oluşturan finans sektöründeki küçülme olumsuz performansa neden oldu.
Uzmanlar, ekonomideki zayıflamanın inşaat ve hizmetler sektörüne bağlı olarak devam edebileceğine işaret ederken, bunun İngiltere'deki koalisyon hükümetinin mali reformlarda zorlanmasına neden olabileceğine işaret ediyorlar.
İngiltere Merkez Bankası, yılın ikinci çeyreğinde büyümenin yüzde 0.3 daralması ardından, üçüncü çeyrekte yüzde 1.1 büyüme öngörüyor.
İngiltere'de son açıklanan öncü göstergeler Şubat ayından itibaren toparlanmaya işaret ederken, uzmanlar ilk çeyrek büyüme verilerinin yukarı yönlü revize edilebileceğini ifade ettiler.
25 Ocak 2012 Çarşamba
ABD Merkez Bankası 2014'e dek faizi koruyacak
Ekonomik verilerde son dönemde iyileşme işaretleri gören ABD Merkez Bankası, politika faizi olan kısa vadeli faizlerin 2014'ün sonuna kadar sıfıra yakın düzeyde seyredeceğini öngördü. Daha önce 2013 sonuna kadar faizlerin sıfırla yüzde 0.25 arasında kalacağını öngören ABD Merkez Bankası, bu dönemde işsizliğin yüksek kalmayı sürdüreceğini, enflasyonun ise yüzde 2 ile hedeflere uyumlu seyredeceği tahmininde bulundu.
Şimdiye kadar iki kez parasal genişleme adımları atan ABD Merkez Bankası, genişleyici para politikalarının süreceğini ifade ederken, kriz sonrası uygulanan politikaların işsizlik oranını yüzde 8.5'in altına çekmekte başarılı olamadığını kaydetti.
Merkez Bankası'nın faizlere yönelik tahminini 2014 yılına taşıması, yeni iletişim stratejisinin bir parçası olarak değerlendirildi. Deutsche Bank'ın stratejisti Alan Ruskin, "ekonomik görünümde değişiklik olmamasına karşılık faizlere yönelik tahminler, açıklamanın en önemli bölümü" dedi. Ruskin, strateji çerçevesinde FED 3. parasal genişleme öncesinde piyasalar üzerinde yapabileceği en yüksek etkiyi yaratmaya çalıştığını ifade etti.
FED değerlendirmesinde ekonominin ılımlı şekilde büyüdüğü ve istihdamda kademeli bir iyileşme gözleneceği ifade edilirken, enflasyon beklentilerine yönelik ek değerlendirmeye yer verilmedi.
21 Aralık 2011 Çarşamba
Fitch: AB'nin borçlanması 1.83 trilyon $'a inecek
Derecelendirme kuruluşu Fitch, 2012'de Avrupa'da borçlanma miktarının 2011'e oranla ciddi değişiklik göstermeyeceğini öngördü. Fitch, yayınladığı raporda, borçlanma ihtiyacının yüzde 1.2 gerileyerek 1 trilyon 826 milyar Euro'ya ineceğini öngördü. raporda, en fazla borçlanması öngörülen ülkeler Fransa, İngiltere ve Almanya olarak sıralandı.
Raporda, Euro Bölgesi ülkelerinde borçlanmanın yıllık bazda yüzde 6.5 gerileyeceği öngörülürken, bu düzey GSYH'nin yüzde 15.5'ine denk geliyor.
Avrupa'da tahvil ihraçları 2011'de yüzde 30 geriledi
Avrupa krizinin etkisiyle Avrupa bankalarının yeni tahvil ihraçları yüzde 30 gerileyerek 2003'ten bu yana en düşük düzeye indi. Araştırma şirketi Dealogic'in verilerine göre, 3518 tahvil ihracıyla 424.6 milyar dolarlık tahvil satılırken, 2010 yılında yeni tahvil ihraçları 604.3 milyar dolar düzeyindeydi.
AMB'den bankalara 489 milyar Euro'luk kaynak
Avrupa Merkez Bankası'nın piyasalara istikrar sağlamak üzere sağladığı fon imkanına bankalardan yüksek talep geldi. Euro Bölgesi bankaları AMB'den 3 yıl vadeli yüzde 1 faizli olmak üzere 489 milyar Euro borçlandı.
Avrupa Merkez Bankası'nın yeni başkanı Mario Draghi'nin ay başında açıkladığı önlem paketi çerçevesinde sağlanan imkandan yararlanan bankalar, kredi için teminat gösterdi. AMB son 3 yılın en yüksek fonlamasını gerçekleştirirken, euro/dolar paritesi 1.3197 ile günün en yüksek düzeyine çıktı.
Analistler, uzun vadeli repo imkanına gelen yüksek talebin güveni artırarak riskli yatırım araçlarına ilgiyi yükselteceğini öngörürken, Avrupa genelinde bir likidite krizi yaşanmayacağına yönelik güvenin arttığını ifade ettiler.
Repo işlemi öncesinde bankalara yapılacak fonlamanın 200-300 milyar Euro olacağı öngörülüyordu.
İşlemler sonrası, Avrupa ülkelerinde tahvil faizleri geriledi. İspanya'nın 2 yıllık tahvil faizi yüzde 3.28'e İtalya'nın 2 yıllık tahvil faizi ise yüzde 4.98'e geriledi.
Avrupa Merkez Bankası'nın benzer bir operasyonu 2012 Şubat ayında tekrarlaması bekleniyor.
7 Aralık 2011 Çarşamba
S&P, AB ve Avrupa bankalarını negatif izlemeye aldı
Kredi derecelendirme kuruluşu S&P, Avrupa Birliği ve Avrupa'nın önde gelen tüm bankalarının kredi notunu olası bir indirim için negatif izlemeye aldı. Standard and Poor's'un aldığı görünüm değişikliği kararı New York Borsası'nda satışla karşılanırken, Dow Jones Endeksi 12 bin puana geriledi. S&P'nin notunu olası indirim için izlemeye aldığı bankalar arasında Deutsche Bank, Banca Intesa, Societe Generale, Natixis, Unicredit, BNP Paribas ve Commerzbank da yer alıyor.
Labels:
ab,
Avrupa Birliği,
banka,
borsa,
kredi notu,
kriz,
wall street
5 Aralık 2011 Pazartesi
S&P'den Euro Bölgesi'ne negatif izleme
Derecelendirme kuruluşu S&P, Avrupa ortak para birimi Euro'yu kullanan 17 ülkenin oluşturduğu Euro Bölgesi'ni negatif izlemeye aldı. Kuruluşunun kararında, Avrupa ekonomisinde zayıflayan mali yapı ve krizle etkin şekilde mücadele edilememesi etkili oldu. Negatif izleme gelecek üç ayda kredi notunda indirim olasılığını yüzde 50 olarak belirliyor. Not görünümündeki bozulma AAA notuna sahip altı ülkeyi olumsuz etkileyecek. Bu ülkeler ise şunlar: Almanya, Fransa, Hollanda, Avusturya, Finlandiya ve Lüksemburg.
Merkel ve Sarkozy'den yeni AB'ye doğru ilk adım
Avrupa'nın çevre ülkelerinde başlayan ve günden güne farklı kanallarla merkezdeki ülkelere ilerleyen krizi frenlemek üzere, siyasi alanda ilk adım atıldı. Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve Almanya Başbakanı Angela Merkel, bütçe açıklarının frenlenmesi ve mali düzenlemeleri içeren AB müktesebatındaki değişiklik konusunda anlaştı. Haftasonu Brüksel'de yapılacak AB liderler zirvesinde netleştirilmesi beklenen düzenlemeler, ilk aşamada Euro Bölgesi'ne üye 17 ülke için geçerli olacak. Sarkozy, Merkel ile birlikte Paris'teki görüşmesi ardından yaptığı açıklamada, "Mali birliğe yönelik anlaşma için bir zorlama yok. 17'ler dışında diğer AB ülkeleri de anlaşmaya katılabilir" dedi. Sarkozy, düzenlemelerin 2012 Mart ayına kadar hayata geçirilmesinin planlandığını söyledi.
ANLAŞMA NE GETİRECEK?
Almanya Başbakanı Angela Merkel de, Avrupa ortak tahviline karşı duruşunu yineleyerek, "Kriz döneminde ortak tahvil söz konusu olamaz. Ortak tahvil en az diğer ülke tahvilleri kadar itibarı yüksek olmalı" dedi. Sarkozy ve Merkel'in uzlaştığı taslak anlaşmaya göre, Euro Bölgesi üyesi ülkeler bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3'ün üzerine çıkması halinde otomatik sınırlamalarla karşı karşıya kalacak. Ülkeler ayrıca, denk bütçe konusunda Avrupa Adalet Divanı'nca gözetilecek anayasal çerçeveye uyum göstermek zorunda kalacak.
1 Aralık 2011 Perşembe
Ortak müdahale piyasaları 'yatıştırdı', ya sonra???
ABD Merkez Bankası başta olmak üzere önde gelen 6 merkez bankası, aldıkları müdahale kararıyla deyim yerindeyse piyasaları 'yatıştırdı'.
1 Ekim 2008'de Lehman Brothers'in batmasından kısa bir süre sonra, alınan karar çerçevesinde yaratılan kredi imkanları dünya finans sisteminin erimesinin önüne geçmişti. O dönemde attığı tüm adımları 'Asya piyasaları açılmadan önce (Before the Asia opens)' prensibi çerçevesinde kuşluk saati açıklayan ABD Merkez Bankası Başkanı Ben Bernanke, bu defa da Wall Street'in açılmasına 1 saat kala ortak müdahale kararını açıkladı. Swap faizlerinde 50 baz puanlık indirim kararı, gelişmiş ülkelerin finans sisteminde kırılmaya karşı önleyici bir adım olarak nitelendirilebilir.
Avrupa bankaları dolar cinsinden 2 trilyonluk borç servisini yapmakta güçlükler yaşarken, Avrupa bankalarına fon imkanının yeniden artırılması hedefleniyor. Derecelendirme kuruluşu Fitch'in verilerine göre, ABD fonları Fransız bankalarına sağladığı likiditeyi yüzde 69, Alman bankalarına sağladığı miktarı ise yüzde 50 azaltmış durumda.
NEDEN AŞIRI TEPKİ?
Piyasaların müdahaleye verdiği aşırı tepki ise son dönemde birbiri ardına gelen olumsuz haberlerle bozulan morallerin iyileşmesi şeklinde de değerlendirmek mümkün. Nobel ödüllü ekonomist Paul Krugman, "Bernanke elbette Avrupa'ya destek verecekti, swap faizlerindeki indirimin teknik bir niteliği var, başka bir özelliği yok" derken, bu gelişmenin yeni başka gelişmelerin habercisi olup olmadığını soruyor.
Gerçekten de bir anda, ortak müdahale 'altın vuruşu' ile krizdeki Avrupa köşeyi dönmeyi başardı mı? Yoksa İtalya'nın 10 yıllık tahvil faizleri hala yüzde 7'nin üzerinde, Alman tahvil faizleri negatifte değil mi?
Unutmayalım, para, sadece teskin eder, tedavi etmez.
Faturanın tamamı Bernanke'ye kesiliyor
Wall Street Journal'da önceki gün yayınlanan karikatür, ABD Merkez Bankası Başkanı Ben Bernanke'nin daha uzun yıllar eleştirilerle karşılaşacağına işaret ediyor. (RESİMALTI: ABD ile ilgili en güzel şeylerden biri, ekonomi nasıl seyrederse etsin, her zaman FED Başkanı'nı suçlama imkanının bulunması.)
30 Kasım 2011 Çarşamba
Merkez bankalarından 'altın vuruş'
Avrupa'da yaşanan borç krizinin giderek Fransa, İtalya gibi AB'nin merkez ülkelerine ilerlemesi, dünyanın önde gelen merkez bankalarını ortak müdahaleye yöneltti. ABD Merkez Bankası, Avrupa Merkez Bankası, İngiltere, Japonya, İsviçre ve Kanada merkez bankaları aldıkları kararla dolar swap işlemlerinde faizi 50 baz puan düşürdü. Merkez bankaları peşpeşe yaptıkları açıklamada, bu işlemin piyasalarda Avrupa'dan kaynaklanan gerilimin önüne geçmek için atıldığı kaydedildi. Merkez bankaları, kendi ülkelerindeki finans kurumlarının herhangi bir dolar likiditesi sorunu olmadığını ifade etti.
Önde gelen merkez bankaları, bundan önce 1 Ekim 2008'de ortak müdahale kararı alarak, Lehman Brothers'ın iflası sonrası ortak kredi imkanları yaratmış, swap işlemleriyle dolar likiditesini artırma yoluna gitmişti.
Merkez bankalarının ortak müdahale kararı ardından, Avrupa borsalarındaki yükseliş yüzde 5'i aşarken, Wall Street'te Dow Jones Endeksi yüzde 4,2 yükseldi. Kararın etkisiyle euro/dolar paritesi 1.35'e yükseldi. İMKB 100 Endeksi günü yüzde 3 artışla kapatırken, sepet kur 2.15 TL'nin altına geriledi.
ABD Merkez Bankası'ndan Avrupa'ya yardım eli
Avrupa'da krizin derinleşmesi karşısında ABD Merkez Bankası, swap faizlerinin indirimiyle finans sektörünün likidite ihtiyacını çözdü. ABD ekonomisinin kendi dengelerini kriz sonrası yeterince iyileştiremediği bir ortamda attığı adım, eleştirilere de neden oldu.
Labels:
ab,
abd,
almanya,
Avrupa Birliği,
fed,
fransa,
ingiltere,
italya,
kriz,
wall street,
Yunanistan
29 Kasım 2011 Salı
MB: Kredi hacmi artışı hız kesti, makul düzeye indi
Merkez Bankası, kredi hacmi genişlemesinin yılın üçüncü çeyreğinde hız kestiğini belirterek, bunun cari açığın zayıflamasına olumlu katkıda bulunduğunu kaydetti. Merkez Bankası yayınladığı yılın ikinci Finansal İstikrar Raporu'nda, gelişmiş ülkelerin kamu borçlarındaki ve para miktarlarındaki aşırı artışın, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarındaki oynaklığı da artırdığını ifade etti. Rapordan mesajlar satır başlarıyla şöyle:
- Tasarrufları artırıcı ve enerjide dış bağımlılığı azaltıcı yapısal reformlar gerekiyor
- Cari açıktaki iyileşmenin sürmesi için kredi artışı makul düzeyde kalmalı
- Kredi hacmi artışındaki zayıflama cari açığı olumlu etkileyecek
- Döviz satım ihalelerinde 2 günlük tutarın üst sınırı açıklanacak
- Yurtdışı yükümlülüklerimizi karşılamak konusunda sorun yaşamayacağız
- 2012'de bankaların dış borçlarını karşılama konusunda sorun yaşaması beklenmiyor
- Alınan önlemlerle iç ve dış talep dengelenmeye başlandı
- Kredi hacminde artış hız kesti ve makul düzeye indi
28 Kasım 2011 Pazartesi
OECD, Türkiye için yüzde 3 büyüme öngördü
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü OECD, yayınladığı Ekonomik Görünüm Raporu'nda 2012 yılında Türkiye için yüzde 3 büyüme öngördü. Raporda, özel tüketim ve yatırımlarla 2011 yılında gerçekleşen ekonomik büyümenin, 2012'de kredilerin dizginlenmesi politikaları ve küresel ekonomik koşulların kötüleşmesiyle bir önceki yıl kadar olamayacağı ifade edildi.
Raporda, bununla birlikte, 2013 yılında dış gelişmelerin iyileşmesiyle, tekrar ekonomik büyümenin toparlanacağı kaydedildi. Raporda, "2011'de kur oranlarındaki oynamanın, 2012'de cari açığın düşmesine ve iç ve dış talebinin adım adım dengeli bir hale gelmesine yardımcı olacağı" ifadesine yer verildi.
OECD 'durgunluk' dedi, büyüme tahminini düşürdü
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü OECD, dünya ekonomisinde büyümenin bu yıl yüzde 1.6, gelecek yıl yüzde 2.3 olacağını öngördü. OECD, daha önceki raporunda 2011'de yüzde 2.3, 2012'de yüzde 2.8 büyüme tahmininde bulunmuştu.
OECD Başekonomisti Pier Carlo Padoan, rapor sonrası yaptığı değerlendirmede Avrupa ülkelerinin hızla önlem almaması halinde Avrupa ekonomisinin 2013'te yüzde 3'e varan oranda daralacağını öngördü. "Euro Bölgesi'nde ılımlı bir daralma başladı" diyen Padoan, Avrupa Kurtarma Fonu'nun hızla devreye girmesi gerektiğini, Avrupa Merkez Bankası'nın EFSF'nin görevini yapamayacağını kaydetti. OECD'nin yıllık raporuna ilişkin sunuma ulaşmak için tıklayınız.
26 Ekim 2011 Çarşamba
Merkez Bankası'ndan TL'yi güçlendirme planı
Sıklıkla yaptığı politika değişiklikleriyle kredibilite yitirdiği değerlendirmesi yapılan Merkez Bankası, Türk Lirası'nı güçlendirmek üzere plan açıkladı. Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı'nın yılın dördüncü enflasyon raporu yanısıra TL'yi güçlendirme planı için verdiği mesajlar şöyle sıralandı:
- Enflasyonun önümüzdeki dönemde belirgin şekilde yükselmesini bekliyoruz, parasal sıkılaştırmaya başladık
- TL zorunlu karşılıklar konusunda karar hazır, AB zirvesi bekleniyor. TL zorunlu karşılıkların yüzde 40'lık bölümünün döviz, yüzde 10'luk bölümünün altın olarak tutulması mümkün olabilecek
- Alınan kararlar bankaları olumlu etkileyecek, bankaları kalıcı likiditeye kavuşturup rahatlatacağız
- Döviz istikrarı için dalgalı kur rejimiyle çelişmemek üzere ihale ve doğrudan satım yapılabilir. Gerekirse döviz depo piyasasında aracılık faaliyetlerine geri dönemiliriz
- Kredi hacmindeki genişleme yılın kalan bölümünde zayıflamalı
- Faiz koridoru ile etkin likidite yönetimi finansal istikrarı destekler
GEREKİRSE DÖVİZİ GERİ SATARIZ
Merkez Bankası'nın yeni bir para politikası anlayışına geçmesi gerektiğini söyleyen başçı, olası döviz müdahaleleri konusunda "Piyasadan aldığımız 26 milyar doları gerekirse tamamını geri satarız. Yapılan müdahale döviz daha yukarı gitmez demektir" dedi.
Döviz piyasasında yapılan satışların büyük bölümünün yerleşiklere yapıldığını belirten Başçı, Türkiye'den ciddi bir döviz çıkışı yapanmadığını kaydetti.
Enflasyonun orta vadede yüzde 5 düzeyinde istikrar kazanacağını kaydeden Merkez Bankası Başkanı Başçı, "Fiyat istikrarını sağlamak için gereken her türlü adım atılacak, orta vadeli enflasyon görünümünün bozulmasına izin verilmeyecek" dedi.
Yıl sonu enflasyon tahmin aralığının orta nokta yüzde 8.3 olmak üzere yüzde 7.8 ile 8.8 arasında olduğuna işaret eden Başçı, politika önlemlerinin alınmaması halinde enflasyonun yıl sonunda yüzde 10.1'e çıkacağını da sözlerine ekledi.
17 Ekim 2011 Pazartesi
FT, ekonomide kırılganlığa karşı uyardı
İngiliz ekonomi gazetesi Financial Times, Türkiye'nin AKP döneminde güçlü bir ekonomik başarı elde etmiş olmasına karşılık; yurtdışındaki dalgalanma karşısında ekonomik temellerinin sarsılabileceği uyarısında bulundu. Gazetenin görüş aldığı Istanbul Analytics danışmanlık şirketi ortağı, ekonomist Murat Üçer, Türkiye ekonomisinin kırılganlığı yüksek bir makroekonomik yapıya sahip olduğunu söyledi. Dolar cinsinden gelirlerin artmasının ithalatı körüklediğine işaret eden Üçer, bu durumun yüksek verimlilikle telafi edilebilir büyüklüğü aştığını kaydetti. Gazetenin analizinde, yüksek performansta 2001-2002 döneminde Kemal Derviş tarafından hazırlanıp uygulamaya konulan ekonomik programın, AKP hükümetlerince uygulanmasının başarı getirdiğine işaret edilirken, yüksek cari açığın ekonominin yumuşak karnı olmayı sürdürdüğü vurgulandı.
KRİZE EN DUYARLI ÜLKE
Hükümetin ÖTV ve KDV'lerde yaptığı 'ayarlama' ile cari açığın frenlenmesine çalıştığına dikkat çekilen yazıda, kredi hacmindeki hızlı büyümenin de Türkiye'yi G20 ülkeleri arasında krize karşı en duyarlı ülke konumuna getirdiği vurgulandı. Gazeteye konuşan bir uzman, Türkiye'yi Avrupa Birliği'nin gemisine bağlı cankurtaran filikasına benzeterek, "Ancak ikisini birbirine bağlayan ipin uzunluğu son derece kısa. Eğer büyük gemi batarsa, yapılabilecek çok az şey var" dedi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

