Sandık başına giden Türkiye, Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AKP'yi bir kez daha iktidar partisi olarak seçti. Bundan önceki iki seçimde de iktidar olan AKP, girdiği üçüncü seçimde de oylarını artırmış oldu. Türkiye genelinde oyların yüzde 90'ı sayılırken, ilk değerlendirmelere göre AKP yüzde 50.2'lik oy oranıyla birinci parti oldu. Bu oy oranıyla, AKP anayasa değiştirecek çoğunluk olan 330 milletvekiline erişemeyerek 326'da kalırken, Kemal Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP yüzde 25.6 oy oranıyla 135 milletvekilliği elde etti. Böylece Kılıçdaroğlu'nun katkısıyla CHP bir önceki seçime oranla oy oranını 5 puan daha artırmış oldu. Seçim öncesi skandallarla sarsılan MHP ise yine ilk değerlendirmelere göre yüzde 13.2 oy oranıyla barajı geçerken, bu rakam MHP'ye 56 milletvekilliği kazandırdı. Diğer yandan bağımsızların da ciddi oy aldığı dikkat çekerken, TBMM için vize alan milletvekili sayısının 26-28 arasında olması bekleniyor.
Anayasa değişikliğini referanduma götürebilmek için AKP'nin sandalye sayısının 330-367 arasında olması gerekiyordu. Bir partinin sandalye sayısının 367'den fazla olması durumunda anayasa değişiklikleri referanduma gerek kalmadan yapılabiliyor.
İlk seçim sonuçları çerçevesinde AKP'nin kitle partisi olma yönünde gücünü artırdığı gözlenirken; CHP'nin son dönemde ulusalcı söylemini hafifletmesinin etkisiyle geleneksel olarak güçlü olduğu illerde AKP karşısında oy kaybına uğraması dikkat çekiyor.
12 Haziran 2011 Pazar
İki oydan 1'i AKP'ye gitti, Erdoğan 3. kez başbakan
Sandık başına giden Türkiye, Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AKP'yi bir kez daha iktidar partisi olarak seçti. Bundan önceki iki seçimde de iktidar olan AKP, girdiği üçüncü seçimde de oylarını artırmış oldu. Türkiye genelinde oyların yüzde 90'ı sayılırken, ilk değerlendirmelere göre AKP yüzde 50.2'lik oy oranıyla birinci parti oldu. Bu oy oranıyla, AKP anayasa değiştirecek çoğunluk olan 330 milletvekiline erişemeyerek 326'da kalırken, Kemal Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP yüzde 25.6 oy oranıyla 135 milletvekilliği elde etti. Böylece Kılıçdaroğlu'nun katkısıyla CHP bir önceki seçime oranla oy oranını 5 puan daha artırmış oldu. Seçim öncesi skandallarla sarsılan MHP ise yine ilk değerlendirmelere göre yüzde 13.2 oy oranıyla barajı geçerken, bu rakam MHP'ye 56 milletvekilliği kazandırdı. Diğer yandan bağımsızların da ciddi oy aldığı dikkat çekerken, TBMM için vize alan milletvekili sayısının 26-28 arasında olması bekleniyor.
Anayasa değişikliğini referanduma götürebilmek için AKP'nin sandalye sayısının 330-367 arasında olması gerekiyordu. Bir partinin sandalye sayısının 367'den fazla olması durumunda anayasa değişiklikleri referanduma gerek kalmadan yapılabiliyor.
İlk seçim sonuçları çerçevesinde AKP'nin kitle partisi olma yönünde gücünü artırdığı gözlenirken; CHP'nin son dönemde ulusalcı söylemini hafifletmesinin etkisiyle geleneksel olarak güçlü olduğu illerde AKP karşısında oy kaybına uğraması dikkat çekiyor.
18 Nisan 2011 Pazartesi
Hükümet teşvik sistemini yeniledi
11 Ağustos 2010 Çarşamba
Ergün'den 'Mali Kural 2012'ye kaldı' itirafı
Sanayi Bakanı Nihat Ergün, 2011 yılı bütçesinin mali kurala göre oluşamayacağını ve uygulamanın 2012 yılı için geçerli olacağını söyledi. Ergün, İstanbul'da ekonomi gazetecileriyle bir araya geldiği sohbet toplantısında, Türkiye'nin şu anda yazılı olmayan bir mali kural uyguladığını, bütçe kanununun da bir yönüyle mali kural olduğunu belirtti.
Ergün, hükümetin mali kural ile makroekonomik dengeleri koruma açısından iradesini gösterdiğini belirterek, şunları kaydetti:
"Mali kural çift dikiş olacaktı. Bu iradeyi bir kere daha pekiştiren, çift dikiş anlamına gelen bir husus olacaktı ve hükümet gelecek yıllara dair de bir taahhütte bulunacaktı. Bu katı bir taahhüt değil zaten, esnek bir taahhüt... 2011 yılı için mali kural söz konusu olamayacak. 2011 yılı bütçesi uygulamaları buna göre oluşamayacak. 2012 yılı için oluşacak. Ama mali kural konusundaki taahhütten vazgeçilmiş değil."
Ergün, mali kuralın TBMM'ye Haziran ayı sonuna kadar gelme konusunun biraz "aniden ortaya çıkan" bir konu olduğunu dile getirerek, konu Bakanlar Kurulu'na geldiğinde, 'evet bu önemli bir şey, bir taahhütte bulunuyoruz. Bir kanun çıkartıyoruz. Hükümet kendisini bağlayan bir kanun çıkartıyor. Dolayısıyla bu formülü biraz daha tartışalım ve ondan sonra bu konudaki adımımızı atalım' görüşünün hakim olduğunu, yoksa hükümetin bundan vazgeçme noktasında olmadığını ifade etti.
Ergün, "Bakanlar Kurulu'ndaki sunuşta formülün yeterli esnekliğe sahip olup olmadığı konusunda yatırımcı bakanlıklar özellikle biraz daha farklı değerlendirme yaptılar. Bu nedenle de konunun onlar açısından da tartışılması ve olgunlaştırılması gündeme geldi" dedi.
Türkiye'nin yüzde 5'in üzerinde büyümesi gerektiğini belirten Ergün, Türkiye'nin orta vadede işsizlik sorununu daha makul bir seviyeye çekebilmesi için yüzde 7'nin üzerinde bir büyümeye ihtiyacı olduğunu dile getirdi.
6 Ağustos 2010 Cuma
PTT, KİT olmaktan çıkıyor
Posta Hizmetleri Kanunu Tasarısı ile posta sektörünün denetimi ve düzenlenmesi Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'na (BTK) veriliyor ve PTT, KİT olmaktan çıkarılarak anonim şirkete (A.Ş.) dönüştürülüyor.
Dünya Gazetesi'nin haberine göre, Bakanlar Kurulu'nda ele alınan ve imza aşaması tamamlanmak üzere olan tasarı, posta sektörünü yasal bir altyapıya kavuşturuyor. Tasarı ile Ulaştırma Bakanlığı, posta iş ve hizmetlerinin strateji ve politikalarını belirleyecek ve bu amaçla teşvik edici tedbirleri alacak.
Posta alanının düzenlenmesinde BTK'ya görev ve yetki veren tasarıya göre Kurum, sektörde faaliyet gösterecek şirketlerin alması zorunlu hale getirilen yetki belgelerinin hüküm ve şartlarıyla ücretlerini belirleyecek, bu belgeleri verecek, onaylayacak, uygulanmasını denetleyecek ve mevzuatın öngördüğü tedbirleri alacak.
Sektöre yönelik ücret tarifelerini, bunların uygulama usul ve esaslarını belirleyecek olan BTK, ayrıca posta yoluyla gönderilmesi yasak maddelerle kabulü şarta bağlı gönderiler için düzenlemeler yapacak.
12 Temmuz 2010 Pazartesi
Japonya'da Senato'da çoğunluk el değiştirdi
12 Mayıs 2010 Çarşamba
İngiltere'de 65 yıl aradan sonra koalisyon kuruldu
İngiltere'nin yeni başbakanı David Cameron'ın lideri olduğu Muhafazakar Parti ve küçük ortak Liberal Demokratlar ülkede 1945'ten bu yana ilk koalisyon hükümetini kurdu.
Koalisyon hükümeti İşçi Partisi'nin 13 yıllık iktidarını sona erdirirken, 43 yaşındaki eski bir halkla ilişkiler yöneticisi olan Cameron, İngiltere'nin neredeyse son 200 yıldaki en genç başbakanı oldu.
İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth'in yeni hükümeti kurma görevini verdiği Cameron, Buckingham Sarayı'ndan ayrıldıktan sonra başbakanlık binasına giderek Başbakan olarak ilk konuşmasını yaptı.
Cameron, "Zor bir görev olacak. Bir koalisyon hükümeti her türlü sorunu ortaya çıkarabilir, ancak ben ülkemizin ihtiyaç duyduğu güçlü ve istikrarlı hükümeti birlikte sağlayabileceğimize inanıyorum" dedi.
Başbakan yardımcılığı görevini üstlenen Liberal Demokrat Parti lideri Nick Clegg de bir açıklama yaparak, "Elbette sorunlar olacak, geçici sıkıntılar yaşanacak. Ancak ben yeni siyasetin sadece mümkün olmadığını, daha da iyi olduğunu kanıtlamak için elimden geleni yapacağım" dedi.
David Cameron, başbakanlıktaki birinci gününe başlarken koalisyon hükümetiyle ilgili detaylar da ortaya çıkmaya başladı. Başbakanlık açıklamasına göre Liberal Demokratların kabinede Clegg dahil beş sandalyesi olacak. Bazı kaynaklar, Liberal Demokratların itibarlı hazine uzmanı Vince Cable'ın, kabinede bankacılık ve iş dünyasının denetiminden sorumlu bir göreve getireceğini belirtiler.
Yeni hükümet bütçe açıklarının aşağı çekilmesi için vergi artışından çok harcamaların kısılması yoluna gidecek. Bütçe sorumluluğu için bağımsız bir makam oluşturulacak ve bankacılık reformu kapsamında bankalara yeni vergi getirilecek.
31 Aralık 2009 Perşembe
Yeni yıla vergilerle karşılama
24 Aralık 2009 Perşembe
Hükümet girişimciye desteği artırıyor
21 Aralık 2009 Pazartesi
Hükümet özelleştirmeye hız verecek
5 Kasım 2009 Perşembe
Hükümetten tarıma 5.7 milyar lira yardım
Hükümetten çiftçiye iyi haber. 2010 Bütçesi'ni 'çıkış' bütçesi olarak nitelendiren hükümet, tarıma 5.7 milyar lira destek vermeyi kararlaştırdı. 2009 yılında tarıma 4.5 milyar lira tarıma destek sağlayan hükümet, gelecek yıl fındık üreticilerine 706 milyon lira verecek. Fındık ağaçlarını sökerek alternatif ürüne geçenlere de 41 milyon lira ek destek sağlanacak. Hükümetin çiftçiye vereceği mazot desteği miktarı 555 milyon liraya çıkarken, gübre için verilecek destek 704 milyon lira olacak. Buğday başta olmak üzere hububat üretimine sağlanacak destek miktarı ise 630 milyon lira olarak gerçekleşecek. Tarıma verilen destek dolar bazında ise 3,8 milyar dolar düzeyinde bulunuyor. Türkiye'nin de üyeleri arasında yer aldığı Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'ne üye 30 ülkenin tarıma verdiği destek ise 290 milyar doları buluyor.
4 Eylül 2009 Cuma
Maliye kentsel rant vergisine hazırlanıyor
2 Eylül 2009 Çarşamba
Vergi borcunda şampiyon İETT
Hükümet krizle sarsılan bütçeyi dengelemek üzere yeni vergi önlemleri ararken, belediyelerden dev şirketlere pek çok kurumun vergi borçları Maliye'yi zor durumda bırakıyor.
Gelir İdaresi Başkanlığı verilerine göre, devlete en fazla borcu olan kurumların başında belediyeler ve onlara bağlı iştirakler önemli yer tutuyor.
Devlete 850 bin liranın üzerinde vergi borcu olan belediye ve bağlı işletmelerin sayısı 213'ü bulurken, en yüksek vergi borcu olan kuruluş 156 milyon lirayla İETT. İETT'nin borcu bir yılda üçe katlanması nedeniyle dikkat çekiyor.
Borçlu belediyeler arasında ise Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Kocaeli Gebze Belediyesi ve İstanbul'un Şişli ve Sarıyer belediyeleri ilk sırada yer alıyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'nin borcu 121 miloyn lira olurken, Gebze Belediyesi'nin borcu 47.3, Şişli Belediyesi'nin borcu ise 45.7 milyon lira düzeyinde bunuyor.
Devlete 850 bin liranın üzerinde vergi borcu olanların sayısı ise bir yılda yüzde 40 arttı. Buna göre, borçluların sayısı 4 bin 212'den 5 bin 889 a yükseldi.
21 Ağustos 2009 Cuma
TEPAV'dan ihracata destek planı uyarısı
Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV), kriz döneminde Türkiye'nin ihracatında küresel ticaretteki daralmaya paralel bir küçülme gözlendiğini vurgulayarak, Türkiye'nin pazar kayıplarının yakından incelenmesi ve bunları gidermeye yönelik nokta atışı tedbirlerin tasarlanması gerektiğini ifade etti.
TEPAV Ekonomi Politikaları Analisti Sarp Kalkan ve Araştırmacı Ülkem Başdaş tarafından hazırlanan "Türkiye'nin İhracat Performansı Üzerine Bir Değerlendirme" başlıklı politika notunda, 2008'in son çeyreğinde yüzde 13.2 azalan ihracatın, bu yılın ilk iki çeyreğinde sırasıyla yüzde 26.1 ve yüzde 34.7 daraldığı hatırlatıldı ve "Bugüne kadar ihracatın geliştirilmesine yönelik alınan tedbirlerin etkileri sınırlı kaldı. Bu yüzden Türkiye'nin artık acil bir ihracat destek planına ihtiyacı bulunmaktadır" denildi.
"Hızla pazar kaybettiğimiz önemli sektörlerimiz başta olmak üzere ihracatçılarımıza destek olmak gerekmektedir. Bunun için tüm parasal ve mali politika alanlarının tartışmaya açıldığı etkin bir diyalog mekanizmasının faaliyete geçirilmesi önemli bir başlangıç noktası olacaktır" denen politika notuna göre, Türkiye'nin seçilmiş sektörlerde AB'ye ihracat performansı en fazla ihracat yapan 10 rakip ülke ile karşılaştırıldığında, 7 ülkeden daha hızlı daraldı.
Hindistan, Çin, Romanya ve Kore'nin, Türkiye'nin geleneksel olarak yüksek ihracat yaptığı seçilmiş sektörlerde AB'deki pazar payını artırmayı başardığına dikkat çeken TEPAV, "Bu sektörlerde sadece Japonya, Macaristan ve Rusya'nın ihracatındaki daralma Türkiye'nin üzerinde gerçekleşmiştir" dedi.
Türkiye'nin en rekabetçi olduğu sektörlerde dahi önemli pazar kayıpları yaşamasının ihracatın alarm verdiğini gösterdiğine dikkat çekilen politika notunda, "Kriz döneminde yılların birikimiyle kazanılan pazarların kaybedilmeye başlanmış olmasının, dünya ticaretinin yeniden arttığı dönemde Türkiye'nin ihracatını eski düzeyine çıkarmasını engelleme ihtimali yüksektir" uyarısı yapıldı.
TEPAV, böyle bir durumun Türkiye'de kurulu kapasitenin atıl kapasiteye dönüşmesi anlamına gelebileceğini söyledi.
6 Ağustos 2009 Perşembe
Memur yüzde 10 artış isteyecek
31 Temmuz 2009 Cuma
Krizin hükümetlere maliyeti 10 trilyon dolar
Mali krizin derinleştiği 2008 Eylül ayından bu yana, finans sektöründeki kayıpların hükümetlere maliyeti 10 trilyon doları buldu.Uluslararası Para Fonu'nun hesaplamalarına göre, zengin ülkeler finans sektörüne yardım etmek üzere 9.2 trilyon dolar harcarken, gelişmekte olan ülkelerin aktardığı para miktarı 1.6 trilyon dolar oldu.
Fon'un hesaplamalarına göre, bunun 1.9 trilyon dolarlık bölümü bankalara sermaye sağlamak üzere kullanılırken, kalan bölümü krediler ve sektöre verilen garantilerden oluşuyor. Analistler, hükümetlerin bu maliyetten krizin bitmesiyle birlikte kurtulabilecekleri görüşündeler.
IMF, krizin yarattığı maliyetin gelişmiş 20 ülkenin bütçe açını olumsuz etkileyeceğini de öngördü. Buna göre, krizin maliyeti G20 milli gelirinin yüzde 10.2'lik bölümünü oluşturacak.
Bütçe açığının milli gelire oranının en yüksek olduğu ülkelerin başında yüzde 13.5 ile ABD gelirken, İngiltere'de bu oran yüzde 11.6, Japonya'da ise yüzde 10.3 düzeyinde bulunuyor.
15 Temmuz 2009 Çarşamba
Bütçede denge bozuldu, ÖTV'de oran arttı
İlgili kararnameye göre, benzin ve motorine yaklaşık yüzde 7 oranında zam yapılacak. Akaryakıt şirketlerinin de bugünden itibaren zam yapmaya başladıkları belirtildi.
Kararnameye göre, birinci sınıf lokanta ruhsatı ya da işletme belgesine sahip olan yerler ile üç yıldızlı ve üzeri oteller, tatil yöreleri ve benzeri tesislerin bünyesindeki lokantalarda KDV ise yüzde 8'den yüzde 18'e yükseltildi.
Revizyonlar kapsamında merkezi yönetim bütçesinde açık, gelirler kaleminde yaşanan sert düşüşe tahminine bağlı olarak 38 milyar lira artırılarak 10.4 milyar liradan 48.3 milyar liraya yükseltildi; Faiz dışı fazla da 47.1 milyar liradan 9.66 milyar liraya düşürüldü.
Ancak, hükümet yaptığı son düzenleme ile ortaya çıkacak bütçe açığının telafi edebilmek için Hazine borçlanma limitini arttırma yoluna gitti ve miktar 74.8 milyar liraya çıkarıldı.
2 Temmuz 2009 Perşembe
Teşvikli yatırımlar yarıya indi
Hükümet, krizle mücadele çerçevesinde canlanmaya hız vermek üzere bölgesel teşviklere hız vermeyi kararlaştırırken, sanayide azalan yatırımlar teşviklerin kullanımında da kendisini gösterdi. Hazine Müsteşarlığı verilerine göre, yılın ilk beş aylık döneminde teşvik verilen yatırımların tutarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 58 azalarak 5.4 milyar liraya indi. Bu yeni yatırımlarla sağlanacak istihdam sayısı da yüzde 57 azalarak 20 bin 500'e geriledi. Teşvik verilen projelerin 4 milyar liralık bölümünü tamamıyla yeni yatırımlar oluşturuyor.
Yatırımlarda en büyük teşviki 1 milyar 960 milyon lirayla imalat sanayi aldı. İmalat sanayinin alt sektörlerine bakıldığında en yüksek payı 363 milyon lira ile otomotiv, 237 milyon lira ile gıda ve 185 milyon lirayla tekstil sektörü aldı.
Yatırım teşviklerinin coğrafi dağılımına bakıldığında da, Doğu Anadolu'nun yüzde 4'le en düşük payı alan bölge olduğu belirlendi. Teşvikli yatırımlarda en büyük payı yüzde 33'le Marmara Bölgesi alırken, Karadeniz Bölgesi'ne verilen teşviklerin oranı yüzde 20, Akdeniz Bölgesi'ne verilen teşviklerin oranı yüzde 12 oldu. Ege Bölgesi'ne verilen teşviklerin oranı yüzde 11, İç Anadolu'ya verilen teşviklerin oranı yüzde 10 ve Güneydoğu Anadolu'ya verilen teşviklerin oranı yüzde 9 olarak gerçekleşti.
12 Mayıs 2009 Salı
Herkesin ortak talebi vergi indirimi
Turizm sektörü temsilcileri sezonda KDV'nin yüzde 1'e indirilmesini isterken, ekonomi yönetimi 2008 başında turizmde KDV oranının yüzde 18'den 8'e indirildiği gerekçesiyle bu isteği geri çevirdi.
Makina yapım ve denizcilik sektörü de KDV ve ÖTV indirimi isterken, süt üreticileri de kdv oranının yüzde 1'e indirilmesi talebinde bulundu.
Mobilyacılarla inşaat ve bilişim sektörü temsilcileri KDV indiriminin 3 ay daha uzatılmasını isterken, ÖTV indirimi Haziran'da bitecek otomotiv sektöründe hurda indirimi de gündeme geldi.
Maliye yetkilileri, ''Bizden vergi indirimi talep etmeyen sektör neredeyse yok gibi'' derken, otomotiv sektöründeki ÖTV indiriminin yabancı otomotiv şirketlerine yaradığını kaydettiler. Otomotivde stokların biriktiğine yönelik açıklamaların gerçeği yansıtmadığını kaydeden yetkililer, bu ortamda hurda indirimi de dahil olmak üzere yeni bir vergi indiriminin gerekmediğini ifade ettiler.
Küresel kriz ardından hükümetin başvurduğu KDV, ÖTV ve tapu harcı indirimlerinin toplam maliyeti 2.7 milyar lira olarak belirlenmişti. Bu indirimlerin 600 milyon liralık bölümünü motorlu taşıtlardan alınan ÖTV'nin indirilmesi, 240 milyon liralık bölümünü ise hisse senedi gelirlerinde yerli yatırımcılara uygulanan stopajın sıfırlanması oluşturuyor.
