Economics Teaching Conference
-
If you might be interested in attending, click here for more information.
almanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
almanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
21 Aralık 2011 Çarşamba
Fitch: AB'nin borçlanması 1.83 trilyon $'a inecek
Derecelendirme kuruluşu Fitch, 2012'de Avrupa'da borçlanma miktarının 2011'e oranla ciddi değişiklik göstermeyeceğini öngördü. Fitch, yayınladığı raporda, borçlanma ihtiyacının yüzde 1.2 gerileyerek 1 trilyon 826 milyar Euro'ya ineceğini öngördü. raporda, en fazla borçlanması öngörülen ülkeler Fransa, İngiltere ve Almanya olarak sıralandı.
Raporda, Euro Bölgesi ülkelerinde borçlanmanın yıllık bazda yüzde 6.5 gerileyeceği öngörülürken, bu düzey GSYH'nin yüzde 15.5'ine denk geliyor.
5 Aralık 2011 Pazartesi
S&P'den Euro Bölgesi'ne negatif izleme
Derecelendirme kuruluşu S&P, Avrupa ortak para birimi Euro'yu kullanan 17 ülkenin oluşturduğu Euro Bölgesi'ni negatif izlemeye aldı. Kuruluşunun kararında, Avrupa ekonomisinde zayıflayan mali yapı ve krizle etkin şekilde mücadele edilememesi etkili oldu. Negatif izleme gelecek üç ayda kredi notunda indirim olasılığını yüzde 50 olarak belirliyor. Not görünümündeki bozulma AAA notuna sahip altı ülkeyi olumsuz etkileyecek. Bu ülkeler ise şunlar: Almanya, Fransa, Hollanda, Avusturya, Finlandiya ve Lüksemburg.
Merkel ve Sarkozy'den yeni AB'ye doğru ilk adım
Avrupa'nın çevre ülkelerinde başlayan ve günden güne farklı kanallarla merkezdeki ülkelere ilerleyen krizi frenlemek üzere, siyasi alanda ilk adım atıldı. Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve Almanya Başbakanı Angela Merkel, bütçe açıklarının frenlenmesi ve mali düzenlemeleri içeren AB müktesebatındaki değişiklik konusunda anlaştı. Haftasonu Brüksel'de yapılacak AB liderler zirvesinde netleştirilmesi beklenen düzenlemeler, ilk aşamada Euro Bölgesi'ne üye 17 ülke için geçerli olacak. Sarkozy, Merkel ile birlikte Paris'teki görüşmesi ardından yaptığı açıklamada, "Mali birliğe yönelik anlaşma için bir zorlama yok. 17'ler dışında diğer AB ülkeleri de anlaşmaya katılabilir" dedi. Sarkozy, düzenlemelerin 2012 Mart ayına kadar hayata geçirilmesinin planlandığını söyledi.
ANLAŞMA NE GETİRECEK?
Almanya Başbakanı Angela Merkel de, Avrupa ortak tahviline karşı duruşunu yineleyerek, "Kriz döneminde ortak tahvil söz konusu olamaz. Ortak tahvil en az diğer ülke tahvilleri kadar itibarı yüksek olmalı" dedi. Sarkozy ve Merkel'in uzlaştığı taslak anlaşmaya göre, Euro Bölgesi üyesi ülkeler bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3'ün üzerine çıkması halinde otomatik sınırlamalarla karşı karşıya kalacak. Ülkeler ayrıca, denk bütçe konusunda Avrupa Adalet Divanı'nca gözetilecek anayasal çerçeveye uyum göstermek zorunda kalacak.
30 Kasım 2011 Çarşamba
ABD Merkez Bankası'ndan Avrupa'ya yardım eli
Avrupa'da krizin derinleşmesi karşısında ABD Merkez Bankası, swap faizlerinin indirimiyle finans sektörünün likidite ihtiyacını çözdü. ABD ekonomisinin kendi dengelerini kriz sonrası yeterince iyileştiremediği bir ortamda attığı adım, eleştirilere de neden oldu.
Labels:
ab,
abd,
almanya,
Avrupa Birliği,
fed,
fransa,
ingiltere,
italya,
kriz,
wall street,
Yunanistan
17 Ekim 2011 Pazartesi
AB zirvesi, krize nihai çözüm olmayacak
Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schaeuble, 23 Ekim'de yapılacak Avrupa Birliği zirve toplantısında, Avrupa'nın borç krizi için nihai bir çözüm sunulmayacağını söyledi. Schaeuble, Berlin’de yaptığı açıklamada, Yunanistan'ın borç krizinin, ancak bu ülkenin borçlarının daha büyük miktarının silinmesiyle çözülebileceğini ve hükümetlerin bankaları buna kabule ikna etmeye çalıştıklarını söyledi. Almanya Başbakanı Angela Merkel'in sözcüsü Steffen Seibert de Merkel'in, zirve öncesinde üst düzey banka yöneticileriyle görüşme şeklinde somut bir planı bulunmadığını belirtti. Avrupa Birliği, 23 Ekim'de yapacağı zirve toplantısında Yunanistan'ın borç miktarını düşürerek euro bölgesi borç krizine kesin bir çözüm getirmesi için çok ağır baskı altında bulunuyor.
Labels:
ab,
almanya,
Avrupa Birliği,
fransa,
kriz,
merkel,
Yunanistan
5 Ekim 2011 Çarşamba
Merkel'den bankalara sermaye desteği sinyali
Almanya Başbakanı Angela Merkel, Avrupa genelinde gerekli olması halinde bankaların sermayelendirilmesine destek verileceğini söyledi. Brüksel'de AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso ile basın toplantısı düzenleyen Merkel, "Bankaların sermayelendirilmesine gerek varsa, destek verebiliriz" dedi.
Merkel, Avrupa bankalarının sermayelendirilmesine yönelik çerçevenin netleştirilmesini, bunun için ayrıca danışmanlık alınabileceğini kaydetti. AB Komisyonu Başkanı Barroso da, bankacılık sektörüne derhal destek verilmesi gerektiğini belirterek, "Zaman hızla bitiyor" dedi.
26 Eylül 2011 Pazartesi
Almanya'da IFO endeksi alarm veriyor
Almanya'da iş dünyasının güvenini gösteren IFO endeksi, Eylül'de son 15 ayın en düşük düzeyine geriledi. IFO Enstitüsü'nce hesaplanan güven endeksi 108.7'den 107.5'e inerken, cari duruma ilişkin yatırımcı güven endeksi 118.1'den 117.9'a geriledi.
Güvenin en hızlı zayıfladığı sektörlerin başında yüzde 7.5'lik düşüşle ticaret yer alırken, imalat sanayi endeksi yüzde 10.6 geriledi. Ekonomistler, dünya piyasalarında bozulan görünümün, şirketlerin beklentilerini zayıflattığına işaret ederken; zayıflamaya karşılık yılın üçüncü çeyreğinde büyümenin yüzde 0.3, yıl sonunda yüzde 2.9 olacağı görüşündeler.
IFO Enstitüsü Başkanı Hans Werner Sinn,, Bloomberg'e yaptığı değerlendirmede, Avrupa'da artan tedirginlikle Almanya'da durgunluk olmayacağını belirterek, ABD ekonomisinde durgunluk olasılığını yüzde 50 olarak kaydetti.
Verileri değerlendiren Almanya Ekonomi Bakanı Philipp Roesler de, Alman ekonomisinin yavaşlama yoluna girdiğini belirterek, durgunluğun görülmeyeceğini öngördü. "Risklerin artmasına karşılık, ılımlı büyüme dönemine girdik" diyen Roesler, güçlü iç talebin istikrarlı büyümeyi destekleyeceğini vurguladı.
Labels:
almanya,
Avrupa Birliği,
büyüme,
durgunluk,
kriz
20 Eylül 2011 Salı
Siemens, Fransız bankası yerine 'AMB' dedi
Alman sanayi devi Siemens, büyük bir Fransız bankasındaki hesabında yer alan parasının bir kısmını iki hafta önce çekerek Avrupa Merkez Bankası'na yatırdı. Financial Times'in haberinde Siemens'in yaklaşık yarım milyar euro tutarında nakit mevduatı bir Fransız bankasından çektiği kaydedilirken, Siemens toplamda 4 ile 6 milyar euro arasındaki tutarı bir haftalık vadelerle Avrupa Merkez Bankası'nda tutuyor.
Gazetenin haberinde, bankanın gelecekteki mali durumu hakkındaki endişeler ve AMB'nin verdiği daha yüksek faizler nedeniyle Siemens'in parayı bu bankadan çektiği belirtildi.
17 Haziran 2011 Cuma
Almanya ve Fransa'dan Yunanistan'a ılımlı yaklaşım
Yunanistan kriz karşısında hükümet değişikliğine girerken; Avrupa'nın iki büyük gücü Almanya ve Fransa Yunanistan'ın borç yapılandırması konusunda yeni bir adım atmaya hazırlanıyor. Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Berlin'de yaptığı görüşme sonrasında, borç yapılandırmasında özel sektör için çözüm bulunduğunu açıkladı.
İki lider yaptığı ortak açıklamada, 2009 yılında tahvillerin vadesinin uzatılması için hazırlanan Viyana Yaklaşımı planının Yunanistan için kullanılabileceğini söylediler. Merkel ve Sarkozy, Yunanistan'da krizin çözülmesi için Avrupa Merkez Bankası ile ciddi işbirliği içinde çözüm bulunmasına çalışılacağını söyledi.
Almanya Başbakanı Merkel, borç yapılandırmasında özel sektörün katılımının gönüllülük esasına bağlı olması gerektiğini söyledi. Merkel ve Sarkozy'nin sözleri ardından 2 yıllık Yunan tahvillerinde faiz yüzde 28.8'e geriledi.
Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso da, Eurogroup maliye bakanlarının Yunanistan'a yönelik yaklaşım farklılıklarını gidereceğini öngördü. Barroso, Brüksel'de yaptığı açıklamada, Yunan politikacıların yapısal reformlar konusunda işbirliği yapması çağrısında bulundu.
Diğer yandan, Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu, Pazartesi günü önlemleri görüşmek üzere AB Komisyonu Başkanı Barroso ve Eurogroup Başkanı Jean-Claude Juncker ile görüşeceğini açıkladı.
24 Şubat 2011 Perşembe
Almanya'da büyüme son çeyrekte %0.4 büyüdü
İhracatın güçlenmesiyle Avrupa'nın lider ekonomisi Almanya'da büyüme son çeyrekte yüzde 0.4 arttı. Yıllık bazda yüzde 4 büyüme gözlenen ülkede, ihracat artışının büyümeye katkısı yılın son çeyreğinde 0.7 puan oldu. Sanayi sektörünün büyümeye katkısı 0.2 puan olurken, bireysel tüketim büyümeye 0.1 puanlık katkıda bulundu.
Alman ekonomisi 2010 yılının genelinde ise yüzde 3.6 büyüme gösterdi.
Ekonomistler, 1969'dan bu yana en ağır kış koşullarını yaşayan ülkede inşaat sektörünün bu nedenle hız kestiğini söylerken, büyümedeki artışın hızlanarak devam edeceğini ifade ettiler.
Almanya Merkez Bankası Başkanı Axel Weber, son yaptığı açıklamada, Merkez Bankası'nın 2011 yıl sonu büyüme hedefini yüzde 2'den yüzde 2.5'e çıkarıldığını söylemişti.
Almanya'da yatırımcı güveni Ocak ayı itibariyle tüm zamanların en yüksek düzeyine çıkarken, işsizlik oranı yüzde 7.4 ile son 20 yılın en düşük düzeyinde bulunuyor.
Diğer yandan, Euro Bölgesi yatırım güven endeksi Şubat ayında 107.8 düzeyine çıktı. Yatırım güven endeksi bu düzeyiyle Mayıs 2000'den bu yana en yüksek düzeyi gördü.
22 Şubat 2011 Salı
'Topal ördek' Weber'den kurtarma fonuna sert çıkış
Avrupa Merkez Bankası'nda Jean Claude Trichet sonrası en güçlü aday olarak görülmesine karşılık, Almanya Merkez Bankası başkanlığı görevinden ayrılmayı kararlaştıran Axel Weber, Avrupa'nın krize karşılık geliştirdiği çözümleri eleştirdi.
Ekim ayı sonunda görevinden ayrılmaya hazırlanan Almanya Merkez Bankası Başkanı Axel Weber, Financial Times'a yazdığı makalede, gelecekte oluşacak mali krizleri önlemek üzere oluşturulan Avrupa Kurtarma Fonu'nun büyütülmesinin yetersiz kalacağını söyledi.
Weber, Avrupa Kurtarma Fonu aracılığıyla ülke tahvillerinin alımını uygun bulmadığını kaydederek, fondan yararlanacak ülkelere düşük faiz uygulanmaması gerektiğini söyledi. Weber, kriz döneminde dahi ülkelerin kendi başlarına bütçe sorumluluğundan vazgeçmemesini istedi.
Avrupa Merkez Bankası yetkilileri geçici bir süre için zor durumdaki ülkelerin tahvillerinin alınmasına destek verirken, Almanya hükümeti krizin başladığı günden bu yana kurtarma fonunun artırılmasına karşı çıkıyor.
Diğer yandan, Almanya Ekonomi Bakanı Rainer Bruederle, Avrupa Kurtarma Fonu'nun büyütülmesinin vergi ödeyenler üzerindeki yükü artırmanın dışında herhangi bir işe yaramayacağını söyledi.
4 Şubat 2011 Cuma
Almanya ve Fransa rekabette işbirliği arıyor
Avrupa'da bütçe krizine karşı ortak bir yaklaşım göstermekte zorlanan Almanya ve Fransa, rekabet gücünü artırmak üzere işbirliğine yöneldi.
Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, AB liderlerini rekabet konusunda çerçeve anlaşması yapmak üzere gelecek ay zirve toplantısına çağırdı.
24-25 Mart'ta Brüksel'de yapılacak zirvede ele alınacak anlaşma ile, ülkeler arasındaki rekabet gücündeki dengesizliğin giderilmesine çalışılacak.
İki ülke 440 milyar Euro'luk Avrupa Kurtarma Fonu'nun artırılması konusunda görüşbirliğine varamazken, Merkel ve Sarkozy yayınladıkları ortak açıklamada, "2011 Euro'ya güvenin yeniden sağlandığı yıl olacak" ifadesine yer verdi.
Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy, rekabet konusunda uyum sağlanmasını yaratacak düzenlemeleri içeren anlaşmanın gelecek aya kadar hazırlanacağını söylerken; "Karşı karşıya olduğumuz kriz karşısında yapısal önlemler almaya hazırız" dedi.
12 Ocak 2011 Çarşamba
Almanya 20 yılın büyüme rekorunu kırdı
Bütçe açıklarının yarattığı krizin yarattığı maliyeti kurtarma paketlerini fonlayarak üstlenmek zorunda kalan Almanya ekonomisi, 2010 yılında rekor büyüme performansı yakaladı.
Almanya Ticaret Bakanlığı'ndan açıklanan verilere göre, büyüme hızı yıllık bazda yüzde 3.6 ile 1990 yılında Doğu ve Batı Almanya'nın birleşmesi ardından en yüksek büyüme performansına ulaştı. Almanya Merkez Bankası Bundesbank, ihracatın katkısıyla bu yıl yüzde 2, 2012'de yüzde 1.5 büyüme öngörüyor.
2009 yılında krizin etkisiyle yüzde 4.6 daralan Alman ekonomisinin güç kazanmasında özellikle ihracatın yüksek performansı belirleyici oldu. İhracat 2010 yılında yüzde 14.2 artarken, ithalat yüzde 13 artış gösterdi.
Ekonomistler, büyüme performansının yılın ilk çeyreğinde devam edeceğini öngörürken, ihracatın ivme kazanmayı sürdüreceğine işaret ediyorlar.
İşsiz sayısının 2010 yılında 262 bin kişi azalması da kişisel tüketimi olumlu etkiledi. Almanya Ekonomi Bakanı Rainer Bruderle, yaptığı değerlendirmede, Almanya'nın istihdam alanındaki iyileşmesinin süreceğine işaret ederek, "İşsiz sayısındaki rekor düşüşle tam istihdama ilerliyoruz" dedi.
13 Aralık 2010 Pazartesi
AB krize karşı kalıcı önlem peşinde
Mali krizin derinleşmesi karşısında Avrupa Birliği, krizleri önleyici bir mekanizmayı daimi hale getirmeye çalışıyor. Bu çerçevede AB liderleri 16-17 Aralık'ta Brüksel'de yapacakları zirve toplantısında kalıcı bir kurtarma sistemini netleştirerek, yatırımcıların güvenini kazanmaya çalışacak.
Şimdiye kadar Euro Bölgesi üyesi Yunanistan ve İrlanda'yı kurtarmak zorunda kalan Avrupa Birliği'nin alacağı önlemlerle, krizin İspanya ve Portekiz gibi diğer ülkelere yayılmasının önüne geçmesi hedefleniyor.
Uzmanlar, liderlerin bir sistem konusunda hızla anlaşabileceğini sanmıyor. Yatırım bankası Jeffeys'in başekonomisti David Oven, "Sorunlar devam edecek. Piyasalar, gelecek yılın ilk haftalarına bakarak, tahvil piyasasında hangi bankaların daha fazla işlem gördüğünü ele alacak" dedi.
Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schaeuble, Avrupa Birliği'nin kurtarma fonu konusunda uzlaşmaya varacağını öngörürken; plan çerçevesinde fonun mali açıdan zor durumdaki ülkelerin tahvillerine yatırım yapması bekleniyor. Kurtarma fonunun ayrıca zor durumdaki ülkelere kısa vadeli kredi imkanı sağlaması öngörülüyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve Almanya Başbakanı Angela Merkel, daha önce yaptıkları açıklamalarda Fransa ve Almanya'nın Euro'yu korumak amacıyla ne gerekiyorsa yapılacağını söylemişti. İki ülke, zor durumdaki AB üyelerine destek verilmesi amacıyla oluşturulan fonun artırılmasına ise karşı çıkıyor.
Avrupa Merkez Bankası da, zor durumdaki ülkelerin bankalarına destek vermek amacıyla tahvil alımlarına ağırlık veriyor. Krizle birlikte bankaların Merkez Bankası fonlamasına ihtiyaçlarının artması dikkat çekerken, Merkez Bankası Yönetim Kurulu Üyesi Mario Draghi, "Aşırı borçlanan bankaların durumunu iyileştirecek ciddi adımlar atılması gerekiyor" dedi.
Labels:
almanya,
Avrupa Birliği,
euro,
fransa,
irlanda,
ispanya,
kriz,
portekiz,
Yunanistan
19 Ekim 2010 Salı
Eurostar'a rakip geliyor
Tamamlanması 10 yılı bulan Manş Tüneli aracılığıyla İngiltere ve Kıta Avrupası'nı birleştiren demiryolunda rekabet artıyor. Şimdiye kadar İngiliz ve Fransız ortak girişimi Eurostar aracılığıyla Londra-Paris-Brüksel seferlerinin yapılması ardından, Alman demiryolu şirketi Deutsche Bahn aynı tüneli kullanarak yeni seferler başlatacak.
Deutsche Bahn, 2013'ten itibaren Londra, Frankfurt ve Amsterdam arasında sefer düzenleyecek. İlk aşamada günde üç defa yapılacak seferlerin daha sonra Brüksel, Köln ve Rotterdam'a uzatılması planlanıyor. Deutsche Bahn'ın seferlere başlaması için güvenlik testlerini geçerek onay alması gerekiyor.
Alman demiryolu şirketinin girişimini değerlendiren Manş Tüneli'nin işletmecisi Eurotunnel yetkilileri, yeni şirket gelmesine karşılık tünelin halen yüzde 50 kapasiteyle kullanıldığını ifade etti.
Sefer planı çerçevesinde Londra'dan kalkacak hızlı tren ilk olarak Brüksel'e gidecek. Orada trenin bir bölümü Rotterdam üzerinden Hollanda'nın başkenti Amsterdam'a, diğer bölümü ise Köln üzerinden Frankfurt'a gidecek. İki kıta arasında kullanılacak hızlı trenlerin saatteki hızı 320 kilometreye ulaşırken, bu seferlerin artması Avrupa kıtası genelinde havayolu-demiryolu rekabetini artıracak görünüyor.
18 Ekim 2010 Pazartesi
Merkel: Almanya çok kültürlü olamadı
Almanya Başbakanı Angela Merkel, yaklaşık 50 yıldan bu yana göçmen alan Almanya'nın çok kültürlülüğü sağlamakta başarısız olduğunu kaydetti. Merkel, Potsdam kentinde Hristiyan Birlik partilerinin (CDU/CSU) gençlik kolu olan Junge Union'un (JU) düzenlediği olağan yıllık toplantısında yaptığı konuşmada, Hristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU) Genel Başkanı Horst Seehofer'in ''Çok kültürlülük tümüyle başarısız kaldı'' şeklindeki görüşlerini destekledi.
Merkel, Almanların, 1960'lı yıllarda ülkeye davet edilen göçmen işçileri belli bir dönem sonra geri gidecekleri düşüncesiyle avunduklarını belirtti. Merkel, konuşmasında Almanların ve yabancıların özellikle müslüman kesimim entegrasyon konusunda ortak çalışmaları yürütmeleri gerektiğini vurguladı.
Göçmenlerin, yasalara uymanın yanı sıra Almancayı da çok iyi öğrenmesi gerektiğini belirten Merkel, göçmenlerin teşvik edilmesi, kendilerinden aynı zamanda bazı şeylerin talep edilmesi gerektiğini, göçmenlerden bazı şeyleri talep etme politikasının geçmişte yetersiz kaldığını savundu. Almanya'da son yapılan bir araştırma, ekonomik krizin bir sonucu olarak ülkede aşırı sağcılığın arttığını ortaya koymuştu.
Alman Sosyal Demokrat Parti'ye (SPD) yakınlığıyla bilinen Friedrich Ebert Vakfı tarafından yapılan araştırmaya göre, her 3 Alman'dan biri, ülkesinin "fazlaca yabancılaştığına" inanıyor ve her 10 kişiden biri ülkede diktatörlük istiyor.
Araştırma ülkedeki Müslümanlara yönelik çarpıcı düşünceleri de ortaya koymuştu. Buna göre halkın yüzde 58'i Müslümanların ibadetinin büyük ölçüde kısıtlanması gerektiğine inanıyor. Doğu eyaletlerinde bu oran yüzde 75'e kadar yükseliyor.
1 Ekim 2010 Cuma
İki Almanya birleşti, ayrım sona ermedi
Soğuk Savaş'ın sembolü niteliğindeki Berlin'i Doğu ve Batı olarak ikiye ayıran duvarın yıkılması üzerinden 20 yıl geçti. Federal Almanya Başbakanı Helmut Kohl'un girişimleriyle Federal Almanya ve Doğu Almanya, 3 Ekim 1990'da birleşerek tek bir ülke haline geldi. Birleşmenin yarattığı Almanya, Avrupa Birliği'nin en büyük ekonomik gücü haline gelmesine karşılık, iki ülkenin tam anlamıyla bütünleşmeyi başaramadığının sinyalleri de gözleniyor.
Ülkenin batısı ve doğusu arasında gelişmişlik farkları devam ederken, sanayisi güçlü batının doğuya verdiği desteğe karşılık bu ayrımın tam anlamıyla aşılamadığı dikkat çekiyor. Örneğin ülkenin doğusunda işsizlik oranı yüzde 11'de seyrederken, batıda işsizlik oranı yüzde 6.2 düzeyinde bulunuyor. Yine de doğudaki yüksek işsizlik oranı 2005 yılında gözlenen 18.7'lik düzeyine göre hayli gerilemiş görünüyor.
Birleşme sonrasında federal hükümetin ülkenin doğusundaki beş eyalete verdiği destek 1991'den bu yana 187 milyar Euro'yu bulmuş durumda. Desteğin ana kaynağını oluşturan yüzde 5.5'lik dayanışma vergisinin ise 2019'a kadar sürmesi öngörülüyor.
Kamuoyu yoklamaları da doğu ve batıdan gelenlerin kendisini aynı ülkenin vatandaşı görmeye başladığına işaret ediyor. 2003'te yapılan ankette yurttaşların sadece yüzde 31'i doğu ve batı arasında ayrım kalmadığını düşünürken, şimdi bu oran yüzde 47'ye çıkmış durumda.
Tüm bunlara karşılık Alman hükümetinin kabinesi, doğu ve batı ayrımının en net fotografını oluşturuyor. Doğu Almanya'da eğitim gören fizik doktoru Angela Merkel'in başbakan olduğu kabinede, Doğu Alman kökenli başka bir isim yer almıyor.
27 Eylül 2010 Pazartesi
En fazla çalışma izni Çinlilere verildi
Çin mallarının ekonomideki ağırlığını artırmasının ardından Türkiye'deki Çinli işçi sayısı da artıyor. Geçen yıl çalışma izni verilen yabancıların yaklaşık 5'te birini Çinliler oluşturuyor.
Çalışmak için dünyanın dört bir yanına gurbetçi işçi gönderen Türkiye'de, dünyanın bir çok ülkesinden yabancı da yasal olarak çalışıyor. Çalışma Bakanlığı tarafından verilen çalışma izni sayısı geçen yıl yüzde 31 artışla 14 bin 23'e ulaştı. Geçen yıl 8 bin 782 kişiye süreli çalışma izni verilirken, 4 bin 700 kişiye verilen izinlerin süresi uzatıldı. İzin verilen ülkelerin dağılımına bakıldığında Çinliler yüzde 18.3 ile ilk sırada yer alırken, Çinlilerin ardından Ruslar yüzde 11.1 ile ikinci ve yüzde 5.8 ile Almanlar 3. sırada bulunuyor.
19 Ağustos 2010 Perşembe
Almanya büyüme tahminini %3'e yükseltti
Dünyanın ihracatta lider ülkesi Almanya, küresel ticaretteki canlanmanın ivmesiyle büyüme hedefini yukarı çekti. Alman Merkez Bankası Bundesbank, yılın ikinci çeyreğinde son 20 yılın en hızlı büyüme performansının yakalanması ardından, yıl sonu büyüme hedefini yükseltti. Haziran ayında 2010 sonu için yüzde 1.9 büyüme öngören Merkez Bankası, büyüme hedefini yüzde 3'e çıkarttı.
Alman ekonomisi, Euro'nun dolar karşısında son altı ayda yüzde 20 gerilemesinin de verdiği destekle yılın ikinci çeyreğinde ihracatını artırmış, yüzde 2.2 ile çeyrekler bazında 20 yılın en yüksek büyüme hızını yakalamıştı.
Merkez Bankası, yaptığı değerlendirmede, "Büyüme, ikinci çeyrekte hızlı büyüme ardından normale dönmeye başlayacak. Ekonomik temeller son derece sağlıklı görünüyor" ifadesine yer verdi.
Alman ekonomisi, küresel krizin etkisiyle geçen yıl yüzde 4.7 oranında daralmıştı.
Merkez Bankası, ekonomideki güçlenmenin, hükümeti sıkı bütçe politikasından vazgeçmeye yönlendirmemesi gerektiği de vurgulandı. Almanya, halen yüzde 5 düzeyindeki bütçe açığı milli hasıla oranının 2011'de yüzde 4'e, 2012'de ise yüzde 3'ün altına indirmeyi hedefliyor.
13 Ağustos 2010 Cuma
Alman ekonomisi 20 yılın büyüme rekorunu kırdı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
