durgunluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
durgunluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ekim 2011 Salı

Bernanke'den ekonomiye karamsar değerlendirme

ABD Merkez Bankası Başkanı Ben Bernanke, ekonomiye gerektiğinde daha fazla destek sağlamaya hazır olduğunu söyleyerek, zayıf toparlanma hakkında şimdiye kadar en karamsar değerlendirmeyi yaptı. ABD Kongresi’nin Ekonomi Komisyonu’nda konuşan Bernanke, "ABD Merkez Bankası Açık Piyasa Komitesi, ekonomideki gelişmeleri yakından izlemeyi sürdürecek” dedi. Fiyat istikrarını koruyarak ekonomiyi desteklemek için gerekli adımların atılacağını kaydeden Bernanke, ekonomiye yeni destek verilebileceği sinyalini verdi. Bernanke, politikacılardan da harcamaları kısa vadede çok hızlı aşağı çekmemelerini istedi. Bernanke'nin açıklamasında, Federal Açık Piyasa Komitesi'nin kısa bir süre önceki açıklamasına kıyasla daha kesin konuştuğu gözlendi. Federal Açık Piyasa Komitesi'nin açıklamasında görünümün izleneceği ve araçların uygun şekilde kullanılması için hazır olunduğu belirtilmişti.

26 Eylül 2011 Pazartesi

Almanya'da IFO endeksi alarm veriyor

Almanya'da iş dünyasının güvenini gösteren IFO endeksi, Eylül'de son 15 ayın en düşük düzeyine geriledi. IFO Enstitüsü'nce hesaplanan güven endeksi 108.7'den 107.5'e inerken, cari duruma ilişkin yatırımcı güven endeksi 118.1'den 117.9'a geriledi. Güvenin en hızlı zayıfladığı sektörlerin başında yüzde 7.5'lik düşüşle ticaret yer alırken, imalat sanayi endeksi yüzde 10.6 geriledi. Ekonomistler, dünya piyasalarında bozulan görünümün, şirketlerin beklentilerini zayıflattığına işaret ederken; zayıflamaya karşılık yılın üçüncü çeyreğinde büyümenin yüzde 0.3, yıl sonunda yüzde 2.9 olacağı görüşündeler. IFO Enstitüsü Başkanı Hans Werner Sinn,, Bloomberg'e yaptığı değerlendirmede, Avrupa'da artan tedirginlikle Almanya'da durgunluk olmayacağını belirterek, ABD ekonomisinde durgunluk olasılığını yüzde 50 olarak kaydetti. Verileri değerlendiren Almanya Ekonomi Bakanı Philipp Roesler de, Alman ekonomisinin yavaşlama yoluna girdiğini belirterek, durgunluğun görülmeyeceğini öngördü. "Risklerin artmasına karşılık, ılımlı büyüme dönemine girdik" diyen Roesler, güçlü iç talebin istikrarlı büyümeyi destekleyeceğini vurguladı.

26 Ekim 2010 Salı

Sterline büyüme ve not görünümü desteği

İngiltere ekonomisinin 3. çeyrekte yüzde 0.8 ile tahminlerin üzerinde büyümesi, İngiliz Sterlini'ne olumlu yansıdı. Sterlin dolar karşısında yaklaşık yüzde 1 değer kazanarak 1.5850 düzeyine kadar tırmandı.

İngiltere'de büyüme tahminleri ikiye katladı

Küresel krizin etkisiyle zor anlar yaşayan İngiltere ekonomisi, yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 0.8 büyüdü. Temmuz-Eylül döneminde gözlenen yüksek büyümede ekonomiyi canlandırma paketinin büyük katkısı gözlenirken, ekonomistler büyümenin yüzde 0.4'te kalmasını bekliyordu. Açıklanan bu verilerle ikinci çeyrekte yüzde 1.2 büyüyen İngiltere ekonomisi, 2007 yılının üçüncü çeyreğinden bu yana en yüksek büyüme hızını göstermiş oldu. İngiltere'de 13 yıllık İşçi Partisi dönemi ardından iktidara gelen Muhafazakar-Liberal Parti koalisyonu geçen hafta aldığı kararla ekonomide ciddi önlemler açıklamıştı. Bu çerçevede memur sayısını 2014 yılına kadar 400 bin azaltmayı öngören İngiliz hükümeti, savunma harcamalarında da yüzde 8'lik indirime gideceğini açıklamıştı. Ekonomistler, tahminleri aşan büyüme verileri sonrasında İngiltere Merkez Bankası'nın ABD Merkez Bankası'na benzer şekilde parasal genişlemeyi artırıcı önlemlere yönelmeyeceğini öngörüyorlar. İngiltere Merkez Bankası Para Politikası Kurulu'nun gelecek hafta aylık toplantısı gerçekleştirilecek. Olumlu büyüme verileri yanısıra, bir diğer açıklama da derecelendirme kuruluşu Standard and Poor's'tan geldi. Kuruluş, İngiltere'nin AAA olan kredi notunu teyit ederken, negatif olan görünümünü durağana yükseltti. S&P'den yapılan açıklamada, hükümetin harcama kısıntısına yönelik planın belirsizlikleri azaltarak yatırımcı nezninde güven yarattığı ifade edildi. S&P, İnglitere'de bütçe açığın milli gelire oranının yüzde 84'e, kamu açığı/milli gelir oranının ise yüzde 80'e ineceğini öngördü.

20 Ekim 2010 Çarşamba

Bej Kitap, ekonomide 'tedricen toparlanma' diyor

ABD Merkez Bankası'nın parasal genişlemenin ikinci aşamasına hazırlık yaptığı şu aşamada, açıklanan Bej Kitap ülke ekonomisindeki toparlanmanın kademeli olarak devam ettiğine işaret etti. FED tarafından açıklanan Bej Kitap, Eylül ve Ekim'in ilk yarısında canlanmanın zayıf olmakla birlikte sürdüğüne dikkat çekti. ABD'nin bazı bölgelerinde canlılığın devam ettiğine işaret edilen raporda, ülkenin pekçok bölümünde kırılganlığın sürdüğü vurgulandı. Ülke genelinde gayrimenkul piyasasındaki zayıflamanın altı çizilen raporda, konut stoğunun artmasına karşılık satışların son derece az olduğu kaydedildi.

19 Ekim 2010 Salı

Japon ekonomisi durma noktasına geldi

Ekonomisini canlandırmak üzere birbiri ardına önlem paketleri açıklayan Japonya'nın bu noktada başarılı olamadığı gözleniyor. Japonya'da hükümet, 20 ay aradan sonra ilk kez ülke ekonomisinin durma noktasına geldiğini açıkladı. Ekonomide canlanmanın geçici olarak durduğu ifadesine yer verilen Japonya hükümeti açıklamasında, para birimi yenin güçlenmesi devam ettikçe ekonomideki risklerin hızlanacağına işaret edildi. Japon hükümetinin son iki yılın en olumsuz açıklaması, kurdaki aşırı değerlenmeye dikkat çekiyor. Japonya Merkez Bankası bir ay önce 82.70 düzeyinden müdahele ederek, yenin değerini düşürmeye çalışmış, ancak yapılan işlemlere karşılık, kur iki hafta içinde aynı bu düzeye geri dönmüştü. Japonya Ekonomi Bakanı Banri Kaida da, hükümetin ekonomideki zayıflama riski üzerinde daha fazla dikkat göstermesi gerektiğini ifade ederken, hükümetin yeni teşvik paketleri gündeme getirebileceğini kaydetti. Diğer yandan, Japonya Merkez Bankası'nın eski yöneticilerinden Eiji Hirano, ekonomideki olumsuzlukların artmasıyla bankanın parasal genişleme dahil yeni önlemleri gündeme alabileceğini ifade etti. Japonya Merkez Bankası 5 Ekim'de yaptığı toplantıda, faizi düşürdüğü gibi 60 milyar dolarlık yeni tahvil alım programı başlatmıştı.

12 Ekim 2010 Salı

Google, günlük enflasyon endeksi hesaplayacak

Internet arama devi Google, kendi enflasyon endeksini çıkarmak için veri toplamaya başladı. Adının Gogle Fiyat Endeksi (GPI) olacağı düşünülen endeks, resmi istatistiklere bir alternatif sunarak, günlük enflasyonu hesaplayacak. Resmi istatistiklere alternatif niteliğini taşıyacak Google Fiyat Endeksi, internet üzerinde yapılan satışlar ve buna yönelik fiyat değişikliklerinin ciddi şekilde izlenmesini sağlayacak. Google başekonomisti Hal Varian, internet kaynaklarıyla ekonomik verilerin daha hızlı toplanarak, ekonomik eğilimlerin daha iyi izlenebileceğini ifade etti. Varian, Tüketici Fiyat Endeksi'ndeki mağazalardan toplanan verilerin, artık internet satışlarını da hesaba katarak yapılmasının daha verimli ve doğru bir şekilde yansıtabileceğini kaydetti. Google Başekonomisti, Google Fiyat Endeksi'nin geleneksel tüketici fiyatları endeksi hesaplamasının yerini almayacağını öngörürken, hedefin diğer endekslere ek olarak yeni bir veri seti oluşturmak olduğunu kaydetti. Halen, ABD'de hesaplanan Tüketici Fiyatları Endeksi'nde konut harcamalarının payı yüzde 40 düzeyinde bulunurken, Google Fiyat Endeksi'nde konut harcamalarının payı yüzde 18 düzeyinde seyrediyor. Endeks için toplanan ilk verileri değerlendiren Google Başekonomisti Varian, ABD ekonomisinin deflasyonist bir sürece doğru ilerlediğini söyledi. ABD'de enflasyon Eylül ayı itibariyle yüzde 3.1 düzeyinde bulunuyor.

6 Eylül 2010 Pazartesi

Roubini: Kurlar daha cazip hale gelecek

Küresel krizi iki yıl önceden tahmin eden New York Üniversitesi Öğretim Üyesi Nouriel Roubini, ikinci bir durgunluk yaşanması halinde, dolar, yen ve İsviçre Frangı'nın altına oranla daha ciddi bir yatırım aracı haline gelebileceğini öngördü. Bloomberg International'a konuşan Prof. Roubini, kriz dönemlerinde altına ilginin artabileceğini ancak para birimlerinin daha likit olması nedeniyle yatırımcılar tarafından tercih edilebileceğini ifade etti. 2. Dünya Savaşı'ndan bu yana hisse sahipliği oranının en düşük olduğu dönem yaşanırken, İsviçre Frangı Euro karşısında rekor düzeye tırmandı. Japon yeni ise dolar karşısında 1995'ten bu yana en yüksek düzeyden işlem görüyor. Bu yılın başından bu yana altının ons fiyatı ise yüzde 14 artarak 1.241 dolara tırmandı. Altın fiyatlarının şu anki düzeylerini koruyacağını öngören Nouriel Roubini, "Enflasyon tehdidi altın fiyatlarını sıçratabilir, ancak gelişmiş ülkelerde enflasyon değil tam tersine deflasyon işaretleri var" dedi. Roubini, küresel finans sisteminde yeni bir erimenin altın fiyatlarını tırmandıracağını belirterek, "Finans sektörü zaten durmuş halde, bu süreçte altın yatay seyredecektir" dedi. Roubini, ABD ekonomisinin yılın ikinci yarısında ivme kaybedeceğini belirtirken, istihdam piyasasındaki zayıf görünümün aynen devam edeceğini ifade etti. Kriz döneminde ABD'de 14 milyon kişi işinden olurken, işsizlik oranı yüzde 9.6'ya tırmanmış durumda.

3 Eylül 2010 Cuma

Roubini: Parasal genişleme anlamını kaybetti

Küresel ekonomik krizi 2006 yılında öngören New York Üniversitesi Profesörü Nouriel Roubini, parasal genişleme önlemlerinin anlamını yitirdiğini söyledi. Prof. Roubini, İtalya'nın Cennobio kentindeki ekonomi forumu öncesinde Bloomberg'e verdiği söyleşide, "FED'in sorunu likidite değil, firmaların sermaye yeterliliği sorunu" dedi. Prof. Roubini, yılın ikinci yarısında küresel büyümenin hız keseceğini öngörürken, "ABD ekonomisinde büyümenin üçüncü çeyrekte yüzde 1'in altında kalacağını söyleyebiliriz" dedi.

27 Ağustos 2010 Cuma

Lipsky'den ABD ekonomisine destek

Krizden ağır hasar gören ve hala karışık verilerle istikrarlı büyüme işareti vermeyen ABD ekonomisine, Uluslararası Para Fonu'ndan destek geldi. IMF Başkan Yardımcısı John Lipsky, Amerikan ekonomisinin çift dipli bir durgunlukla karşılaşmasını beklemediklerini söyledi. Lipsky, ABD'de merkez bankası yöneticilerini buluşturan Jackson Hole konferansı öncesi Bloomberg International'a verdiği söyleşide, "Güçlü şirket karları ve cirolardaki artış durgunluğa girilmesini önleyecek dedi. ABD Merkez Bankası'nın önlemlerine de değinen Lipsky, ekonomiyi canlandıracak desteğin sürdürülmesini istedi. Lipsky, "Bu küresel krize karşı ortak bir müdahale, eşgüdüm içinde bir uygulama gerekiyor. Ancak bu şekilde sürdürülebilir bir büyüme hızına ulaşılabilir. Bu noktada fed'in desteği sürdürülmeli" dedi. IMF Başkan Yardımcısı Lipsky, finans sektörü reformlarının sonuç vermesiyle FED'in desteğinin orta vadede zayıflatılmasının gündeme gelebileceğini vurguladı. Lipsky, konut sektörüne yönelik verilerin üçüncü çeyreğe yönelik endişeleri artırdığını ancak bunun ekonomiyi sıkıntıya sokacak aşamada olmadığını kaydetti. Ekonomistler, Amerikan ekonomisinde yıl sonu itibarıyla yüzde 3 büyüme öngörürken, IMF'nin yıl sonu büyüme hızı tahmini yüzde 3.1 düzeyinde bulunuyor.

13 Temmuz 2010 Salı

Almanya'da yatırımcı güveni Temmuz'da hız kesti

Almanya'da yatırımcı güvenine işaret eden Zew Endeksi Temmuz ayında yüzde 21.2'ye geriledi. Bloomberg'in 25.3'lük beklentisine karşılık açıklanan bu rakam, Avrupa'da bankacılık sektörüne yönelik endişelerin arttığına işaret ediyor. Haziran ayında 28.2 olan endeks, açıklanan son rakamla 15 ayın en düşük düzeyine geriledi. Zew Enstitüsü'nden yapılan açıklamada, yılın son çeyreğinde ekonominin hız kesmeyi sürdüreceğine işaret edilirken, veriler sonrasında Euro dopar paritesi 1.245'ten 1.2572 düzeyine tırmandı.

30 Aralık 2009 Çarşamba

Japonya'dan yeni ekonomik canlanma paketi

Japonya'da artan durgunluk ve 11 trilyon dolara çıkan kamu borcu endişe yaratırken, hükümet ekonomiyi canlandırmak amacıyla kapsamlı önlem paketi açıkladı. Japonya Başbakanı Yukio Hatoyama, gelecek 10 yıllık dönemde yıllık yüzde 2 büyüme hedeflendiğini söylerken, bu çerçevede sağlık, turizm ve çevre koruma için istihdamın artırılacağını kaydetti. Başbakanın verdiği bilgiye göre, sağlık sektöründe 2.8 milyon, çevre koruma çalışmaları için 1.4 milyon ve turizm sektöründe 560 bin kişiye istihdam yaratılacak. Hatoyama, bu hedefi yakalamak için ne gerekiyorsa yapılacağı mesajını verirken, ülke ekonomisinin bu yıl yüzde 4.3 daralması bekleniyor. Diğer yandan, ekonomistler, ülkenin artan borç stokunun sorun yaratabileceği görüşündeler. IMF'nin hesaplamalarına göre kamu borcunun milli gelire oranının bu yıl yüzde 218'e, gelecek yıl yüzde 224'e çıkması bekleniyor. IMF eski başekonomisti Simon Johnson, "Borçları konrolden çıkan Japonya'nın iflas etme olasılığı yüksek" dedi.

23 Ekim 2009 Cuma

İngiltere durgunluktan çıkamadı

Küresel krizin yarattığı durgunlukla zor günler yaşanan İngiltere'de, ekonomi yılın üçüncü çeyreğinde de yüzde 0.4 daraldı. İngiliz Ulusal İstatistik Dairesi'nden yapılan açıklamada, ülkenin resesyondan çıkamadığı ortaya çıktı. Açıklamada, Temmuz-Eylül 2009 döneminde Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) yüzde 0,4 düştüğü belirtildi. Açıklanan bu rakamla, ülkede GSYİH 1955 yılından bu yana ilk kez, altı çeyrektir üst üste düştü. Ekonomistler, Temmuz-Eylül döneminde ekonominin yüzde 0,2 civarında bir büyüme göstereceği tahmininde bulunuyordu. İngiltere Maliye Bakanı Alistair Darling, rakamlarının açıklamasının ardından yaptığı açıklamada, "60 yılın en kötü resesyonu ve en kötü küresel ekonomik kriziyle karşı karşıyayız" dedi. Ekonomik büyüme rakamlarının beklenenden kötü çıkmasının, İngiltere Merkez Bankası'nın para hacmini artırma çabalarını yoğunlaştırmasına yol açabileceği yorumları yapılıyor.

15 Eylül 2009 Salı

Times of Crisis 2008 by Reuters

Krizin varlıkları eritti, Avrupa Amerika'yı geçti

Mali krizin finans ve gayrimenkul sektöründe yarattığı kayıp, ülkelerin varlıklarında ciddi azalmaya neden oldu. Danışmanlık firması Boston Consulting Group tarafından yapılan araştırmaya göre, Avrupa dünyanın en varlıklı bölgesi sıralamasında Kuzey Amerika'yı geride bıraktı. Avrupa'da 2008 yılında yönetim altındaki varlıklar 32.7 trilyon dolar olurken, ABD ve Kanada'nın oluşturduğu Kuzey Amerika'daki varlıklar 2008'de 29.3 trilyon dolara indi. Varlık miktarındaki hızlı değişimde doların euro karşısında güç kaybı da etkili oldu. Buna karşılık, Amerika en zengin ülke olmaya devam etti. ABD'de yönetilen varlıkların miktarı 27.1 trilyon dolar olurken, bu ülke 4 milyon kişiyle dünyanın en fazla milyonere sahip ülkesi oldu. ABD'nin ardından en zengin ikinci ülke 13.5 trilyon dolarlık varlıkla Japonya olurken, bu ülkedeki milyoner sayısı 1 milyonu buluyor. 2001'den bu yana yapılan araştırmada ilk kez geçen yıl küresel zenginlik azaldı. Dünya genelinde yönetilen varlıklar yüzde 11.7 azalarak 92.4 trilyon dolara indi.

Mevsimsel etkiyle işsizlik Haziran'da geriledi

Türkiye'de işsizlik oranı Haziran sonu itibarıyla yüzde 13'e indi. İşsizlik oranı böylece Mayıs ayındaki yüzde 13.6 düzeyine göre 0.6 puan geriledi. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, Mayıs sonunda 3 milyon 382 bin olan işsiz sayısı, Haziran ayında 3 milyon 269 bine geriledi. Açıklanan verilere göre, Mayıs'ta yüzde 17 olan tarım dışı işsizlik oranı Haziran'da yüzde 16.4'e geriledi. Ekonomistler, işsizlik oranındaki iyileşmede mevsimsel etkilerin belirleyici olduğuna işaret ederken, Mayıs ayından bu yana kötüye gidişin zayıfladığını kaydettiler. Uzmanlar, istihdamda kalıcı bir iyileşmenin gelecek yılın ikinci çeyreğinden sonra gözleneceğini öngörüyorlar. Mayıs ayında yüzde 24.9 olan genç nüfusta işsizlik oranı ise Haziran'da yüzde 23.7'ye geriledi. Bu rakam geçen yılın Haziran ayına yüzde 18 düzeyindeydi. Krizin etkisiyle geçen Eylül ayından bu yana artışta olan ve Şubat'ta yüzde 16.1'le rekor düzeye çıkan işsizlik oranı Mart ayı itibariyle düşüşe geçmişti.

Lehman'ın batışı finansın çehresini değiştirdi

Herşey, Amerikan gayrimenkul sektörünün yavaşlamasıyla başladı. 2006-2008 döneminde gayrimenkul fiyatlarında yüzde 20'ye varan gerileme, konut kredisine dayalı menkul kıymet ihracı yapan bankaları zor durumda bıraktı. Tarih 15 Eylül 2008'i gösterdiğinde ise, bu tür menkul kıymetlerin satışında liderlik yapan yatırım bankası Lehman Brothers, yükümlülüklerini yerine getiremeyeceğini açıklayarak iflas koruma başvurusunda bulundu. 158 yıllık geçmişe sahip Lehman Brothers'in 613 milyar dolar borçla batması, dünya genelinde gerek kamuda gerekse finans sektöründe şok dalgaları yarattı. Borsalarda bir günde yüzde 20'ye varan düşüşler yaşanırken, Lehman'ın batışı binlerce çalışanın işini kaybetmesine neden oldu. Lehman'ın Başkan Yardımcısı Larry McDonald, o günü şöyle anlatıyor: "15 Eylül finans sektörünü temelden değiştirdi. Konuştuğum herkes finans sektörünün sonunun geldiğini söylüyordu. Devlerin ağladığı bir gündü. Daha sonra ABD Başkanı Barack Obama tarafından, "Tüm sistemin hatası" olarak nitelendirilen Lehman'ın batışı, birbiri ardına pek çok bankanın iflasına ve el değiştirmesine neden oldu. Aynı gün, Bank of America, rakibi Merill Lycnh'i alırken, bir hafta sonra Amerikan Hazinesi finans sektörünün sigortacısı AIG'i kurtardı. Dönemin Amerikan Maliye Bakanı Henry Paulson, finans sektörüne güven vermek amacıyla 700 milyar dolarlık kurtarma paketi açıklarken, Kongre'nin bu paketi onaylaması Ocak ayını buldu. Onbinlerce kişinin işsiz kalmasına yol açan krizin etkileri, merkez bankalarının faiz indirimleri ve hükümetlerin canlanma paketleriyle telafi edilmeye çalışıldı. Mart ayından bu yana ise yatırımcı güveninin geri dönmesiyle ekonomilerde canlanma işaretleri gözleniyor. Ancak Lehman Brothers'in eski Başkan Yardımcısı Larry Mcdonald'ın sözleri, yaşanan durumu çok iyi özetliyor: Hasta durumdaki ekonomi, yaşam destek ünitesine bağlı olarak hayatını sürdürüyor. Verilen parasal genişleme gibi deneysel ilaçların ne kadar etkili olduğu ise tartışmalı. Yakın bir gelecekte hastanın ayağa kalkması ise çok zor.

Krizin kişi başına maliyeti 10 bin doları buldu

ABD'de başlayarak tüm dünyayı etkisi altına alan küresel mali krizin yıldönümü yaşanırken, krizin sanayileşmiş ülkelere maliyeti netleşiyor. BBC'nin Uluslararası Para Fonu ve G20 verilerinden yaptığı araştırmaya göre, sanayileşmiş ülkeler krizin etkilerini silmek amacıyla kişi başına 10 bin dolar harcadı. Uluslararası Para Fonu verilerine göre, sanayileşmiş ülkeler krizin hasarını gidermek amacıyla 10 trilyon dolar harcarken, en yüksek harcamayı yapan ülkeler İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri oldu. Harcamaların ülkelerin milli gelirine oranına bakıldığında İngiltere milli hasılasının yüzde 94'ünü krizle mücadele için harcarken, ABD'de bu oran yüzde 25 olarak gerçekleşti. Bu çerçevede İngiltere'de kişi başına harcanan miktar 16 bin 700 doları bulurken, ABD'de bu rakam 10 bin dolar düzeyinde bulunuyor. Yapılan bu hesaplamalara finans sektöründeki hasarın onarılması için harcanan para dahil edilirken, sektöre verilen ek teminat ve garantiler eklenmemiş durumda bulunuyor.

14 Eylül 2009 Pazartesi

Roubini'den "bin banka batacak" uyarısı

Küresel krizi iki yıl önceden haber veren New York Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nden Prof. Nouirel Roubini, ABD ekonomisinin tüketici harcamalarından yoksunluk ve ticari gayrimenkul piyasalarının çöküşü nedeniyle zor günler göreceğini söyledi. Ekonomide çift dipli durgunluk yaşanması tehlikesi olduğu ve en iyi ihtimalle U-tipi canlanma görüleceğini kaydeden Roubini, "Daha fazla bankanın batması muhtemel, gayrimenkul fiyatlarında daha fazla düşüş için de yer var" dedi. Bunlara ek olarak hükümet dışı tahvillerde baskı yaşanacağına dikkat çeken Prof. Roubini, kredi piyasalarının halen donmuş halde olduğunu ve tüketicilerin harcadıklarından daha fazla tasarruf edeceklerini ifade etti. "Finansal sistem ağır zarar gördü ve bu durum yalnızca bankalarla sınırlı değil. Krizin sonu itibarıyla 1000 finansal kuruluş batmış olacak" diyen Roubini, gelecek yıl konut fiyatlarında yüzde 12 daha düşüş beklediğini söyledi. Bu durumda piyasada toplam üşüş yüzde 40’a çıkacak. Ekonomist ayrıca konut sahiplerinin yarısının mortgage kredi borcunun konut değerlerini aşacağını tahmin etti. Roubini, ayrıca Lehman'ın iflas için de "Lehman'ın kurtarılıp kurtarılmaması bir şeyi değiştirmezdi. Lehman krizin nedenlerinden değil sonuçlarından biriydi" dedi.

9 Eylül 2009 Çarşamba

'Maestro' Greenspan uyardı: Kriz tekrarlanabilir

ABD Merkez Bankası'nı 18 yıl boyunca yöneten, 2006'te görevi bırakana kadar faizleri çok uzun süre düşük tuttuğu gerekçesiyle krizin zemininin oluşmasına izin vermekle eleştirilen Alan Greenspan, krizin yeniden tekrarlanabileceğini söyledi. İngiliz devlet televizyonu BBC'nin sorularını yanıtlayan Alan Greenspan, "Kriz yeniden tekrarlanabilir, ancak bu defa farklı bir şekilde. Tüm finansal krizler birbirinden farklı olmasına karşılık, hepsinin temel kaynağı ortaktır" dedi. Kırılmanın uzun süren bolluk döneminin ardından gözlenebileceğini belirten Greenspan, "Uzun süreli refah dönemleri söz konusu olduğunda insanoğlu değiştirilemez doğası gereği bu durumun süreceğine inanıyor. Bu insan doğası, insan doğasını değiştirmenin yolu bulunamadığı sürece biz daha çok krize tanıklık edeceğiz. Bu krizlerin çıkış nedenlerinin insan doğası hariç hiçbir ortak yanı olmadığı için hiçbiri birbirine benzemeyecek" dedi. Yaşanan durgunluk ve dünya ticaretindeki daralmanın İngiltere ekonomisini ABD'ye oranla daha fazla vuracağına işaret eden Greenspan, İngiltere'de toparlanmanın tahminlerden uzun süreceğini kaydetti. Greenspan, krizin tekrarını önlemek için bankacıların ve hükümetlerin yolsuzlukların üzerine gitmesi ve bankaların sermaye yeterliliklerini artırması gerektiğine işaret eden ederek, denetimin artırılması gerektiğini kaydetti.