21 Eylül 2011 Çarşamba
IMF: Riskler tırmanıyor, harekete geçme zamanı
20 Eylül 2011 Salı
IMF: Küresel büyüme tehlikeli sürece girdi
IMF Başekonomisti Olivier Blanchard, küresel büyüme tahmininin yüzde 4.3'ten yüzde 4'e çekildiğini ancak Avrupa'da görünümün bozulmasıyla bu rakama ulaşmanın güçleşeceğini söyledi.
IMF 2011 büyüme tahminini yüzde 4'e düşürdü
Uluslararası Para Fonu, Euro Bölgesi'nin çevre ülkelerinde hakim olan borç krizinin bankaların sağlığını bozarak bir bankacılık krizi yaşanmasından endişe ederken, küresel büyüme beklentilerini aşağı çekti. ABD'nin başkenti Washington'daki IMF - Dünya Bankası yarıyıl toplantıları öncesinde açıklanan Dünya Ekonomik Görünüm raporunda, 2011 büyüme hızı beklentisi yüzde 4.3'ten yüzde 4'e çekildi. 2012 büyüme tahmini ise yüzde 4.5'ten yüzde 4'e düşürüldü.
Tahminleri açıklayan IMF Başekonomisti Olivier Blanchard, "Küresel görünümü iyileştirmek ve riskleri aşağı çekmek için güçlü politikalara ihtiyaç var. Siyasetçilerin zaman kaybetmek gibi bir lüksü yok" dedi.
Gelişmiş ülkelerin istikrarı korumakta zorlanacağını kaydeden IMF, ABD ekonomisinin bu yıl yüzde 1.5, Japonya'nın yüzde 0.5 daralacağını öngördü. IMF, Euro Bölgesi büyüme beklentisini yüzde 1.6'ya düşürdü.
Gelişmekte olan ülkelerde büyümenin devam edeceğini, ancak 2010 yılındaki kadar güçlü olmayacağı kaydedilen IMF raporunda, Çin'in yüzde 9.5, Hindistan'ın ise yüzde 7.8 büyüyeceği öngörüldü. Türkiye'nin büyüme hızı tahmini ise yüzde 6.6 olarak açıklandı.
Raporun ayrıntılı tablolarına ulaşmak için tıklayınız.
8 Kasım 2010 Pazartesi
Dünya Bankası Başkanı 'altın standardı' önerdi
Ülkelerin dış ticarette avantaj sağlamak üzere para birimlerinin değerlerini düşük tutması ve bunun reel ekonomiye olumsuz yansımaları sürerken, Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick kur sisteminin revizyonu için uyarıda bulundu.
Financial Times'a bir makale yazan Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick, 1971'de altın standardı sisteminin sona ermesine neden olan Bretton Woods 2 sonrasında, yeni bir kur sistemi oluşturulmasının zaman alacağını söyledi.
Zoellick, bu hafta Güney Kore'de yapılacak G20 liderler zirvesinin uluslararası işbirliği için yeni bir platform oluşturulmasına fırsat yarattığını belirterek, yapısal reformların eşgüdüm içinde sürdürülmesi gerektiğini söyledi.
Zoellick, ABD ve Çin'in büyümeyi destekleyici farklı politikalar konusunda uzlaşabileceğini belirterek, bu çerçevede kurların belli bir aralıkta dalgalanması ve yuanın değerlenmesinin de gündeme gelebileceği kaydetti.
Dünya Bankası Başkanı Zoellick, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin kur sisteminde yaşanan anormalliklerin önlenmesi için yeni yöntemler aranmasını istedi. Zoellick, bu çerçevede oluşturulacak sistemde altının enflasyon, deflasyon ve kurların yakın gelecekteki değerleri için referans noktası niteliği kazanabileceğini söyledi.
4 Kasım 2010 Perşembe
Türkiye, İş Yapma Kolaylığı'nda 65. sıraya indi
29 Eylül 2010 Çarşamba
IMF'den Türkiye'nin temsiline destek
18 Haziran 2010 Cuma
Dünya Bankası'ndan Çin'e kur rejimi eleştirisi
24 Mayıs 2010 Pazartesi
DB: Türkiye'de kapasite kullanımı hızla artıyor
21 Aralık 2009 Pazartesi
DB: Türkiye krizden hızlı çıkacak
23 Ekim 2009 Cuma
Domuz gribi ekonomiyi tehdit ediyor
Küresel krizin etkileri 'bitti bitecek' tartışmaları sürerken, dünya şimdi de küresel domuz gribinin tehdidi altında. İlk olarak Meksika'da başgösteren domuz gribi Türkiye'de de etkisini göstermeye başlarken, artan salgın riski endişe yaratıyor. Dünya Bankası uzmanlarının hazırladığı rapora göre, domuz gribi salgınının küresel ekonomiye maliyeti 3 trilyon doları bulacak.
Rapora göre, domuz gribinin ekonomik maliyeti dünya gayri safi yurtiçi hasılasının yaklaşık yüzde 4.8'ine ulaşırken, bunun yüzde 70'lik bölümünün işgücü kaybından kaynaklanacağı öngörüldü.
Salgın riskinin, ekonomide özellikle emek yoğun sektörlerde ve toplu çalışılan işyerlerinde ciddi bir tehdit oluşturduğuna işaret eden uzmanlar, aşılama programı dışında kalan yaş gruplarına yönelik bilgilendirici ve önleyici tedbirlerin alınmasının zorunluluğuna dikkat çekiyorlar. Önleyici tedbirler arasında, yüz yüze görüşmelerin azaltılması, ofis kapılarının kapalı tutulması ve yakın temastan kaçınılması yer alıyor.
Özellikle turizm sektöründe çalışan otel personeli ve tur rehberleri acil durum kapsamında değerlendirilmelerini isterken, sıklıkla yurt dışına çıkma zorunluluğundan dolayı riskli meslek grubu içinde yer alan uluslararası nakliyeciler de önlem almaya çalışıyor. En hazırlıklı durumdaki havayolu şirketleri ise ilk aşamada tüm çalışanlarını aşılayacak.
6 Ekim 2009 Salı
Ne gün, ne gün....
10 Eylül 2009 Perşembe
Türkiye'de iş yapmak zorlaştı
27 Ağustos 2009 Perşembe
Stiglitz: Canlanma dört yılı bulabilir
Hükümetlerin aldığı önlemlerle mali krizin yarattığı durgunluğun hız kesmesi, ekonomistler tarafından farklı değerlendiriliyor. Dünya Bankası'nın eski başekonomisti, 2001 Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Profesör Joseph Stiglitz, krizin aşılmasının 4 yıl alabileceğini kaydetti.
Son iki ayda konjonktürdeki kısmi iyileşmenin bir yanılsamadan ibaret olduğunu kaydeden Stiglitz, dünya ekonomisinin halen zayıf olduğunu vurguladı. Şirketlerin kriz nedeniyle varlıklarındaki zayıflamanın yavaşladığını hatırlatan Stiglitz, "Normal bir durgunluğa geri dönmüş durumdayız" dedi.
Japonya, Fransa ve Almanya'nın durgunluğu aştığına yönelik değerlendirmelere katılmadığını söyleyen Stiglitz, "İnsanların çoğu, işsizlik oranı yüksekse, iş bulmak zorsa resesyon olduğunu sanıyor. Şirketler için, kapasitelerinde fazlalık varsa resesyon vardır'' açıklamasında bulundu.
Stiglitz, geçen Ekim ayında Lehman Brothers'ın iflasından bu yana "ekonomiyi sarsmamaları için büyük bankaların ortadan kaldırılması" yanında bankalarda şeffaflığın artırılmasını savunuyor.
Uluslararası Para Fonu Başkan Yardımcısı John Lipsky ise, merkez bankalarının faiz oranlarını düşük tutması ve canlanma önlemleriyle iyileşmenin başladığını vurguladı. Lipsky, zayıf bir performansa karşılık büyümenin hızlanacağını öngördü.
30 Temmuz 2009 Perşembe
IMF'den yoksul ülkelere 17 milyar dolar
Küresel mali kriz ardından yardım talepleri için kapısı sıkça çalınan Uluslararası Para Fonu, yoksul ülkelere verdiği yardımı artırmaya hazırlanıyor.
Uluslararası Para Fonu Dominique Strauss-Kahn tarafından açıklanan programa göre, IMF en yoksul ülkelere 2014 yılına kadar verdiği parasal desteği 17 milyar dolar artıracak. Fon, ayrıca düşük gelirli ülkelere verdiği kredilerden 2011 yılına kadar faiz almayacak.
IMF, yoksul ülkelere yardımı artıracağının ilk mesajını Nisan ayında yapılan G20 zirvesinde vermişti. IMF Başkanı Strauss-Kahn, "Bu program Fon'un yoksullukla mücadele etmek amacıyla şimdiye kadar açıkladığı en kapsamlı program niteliğindedir. Böylece milyonlarca kişinin yoksullaşması önlenebilecek" dedi.
Strauss-Kahn, krizin yoksul ülkeleri çok olumsuz etkilediğini hatırlatarak, "Verilen destek sadece kısa vadede değil, orta ve uzun vadede yoksulluğu azaltmaya yardımcı olacak" dedi. Plana göre, gelecek iki yılda yoksul ülkelere 8 milyar dolar destek verilecek.
Diğer yandan, IMF, yeni kaynak yaratmak amacıyla altın satışlarına hız verecek. Daha önce Türkiye Masası Şefi olarak da görev yapan IMF Strateji Geliştirme Bölümü Direktörü Rıza Moghadam, Fon'un altın rezervlerinin satışına yönelik kararın Ekim ayında İstanbul'da yapılacak yıllık toplantılarda kararlaştırılabileceğini söyledi. Buna göre Fon'un yapacağı altın satışı miktarının 12 milyar doları bulması bekleniyor.
2 Temmuz 2009 Perşembe
DB'den rekor yardım: 58.8 milyar $
Mali krizin küresel insani krize dönüştüğü uyarılarını defalarca yineleyen Dünya Bankası, zor durumdaki ülkelere verdiği desteği 60 yıllık banka tarihinin en yüksek düzeyine çıkarttı. Dünya Bankası, ülkelerin talebi çerçevesinde verilen yardım tutarının geçen yıla oranla yüzde 54 artırılarak 58.8 milyar dolara çıkarıldığını açıkladı. Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick, Washington'da yaptığı açıklamada, toparlanmanın zaman alacağını belirterek, "Canlanmaya ilişkin belirsizliğin sürdüğü ortamda ülkelere verdiğimiz destek gelecek yılda da artarak sürecek" dedi. Zoellick, "Milyonlarca kişi açlıkla mücadele ederken, yardım programlarının kapsamını daha da genişletmemiz gerekiyor" dedi.
Dünya Bankası'nın temel kredi programı aracılığıyla ülkelere verdiği desteğin miktarı 32.9 milyar dolara ulaşırken, yoksul ülkelere verilen faizsiz kredi ve kredi garantilerinin toplamı 14 milyar dolara çıktı. Bankanın özel sektöre destek veren kuruluşu IFC aracılığıyla verilen kredilerin miktarı ise 2008'deki 16.2 milyarlık düzeyinden 15 milayr dolara geriledi.
Dünya Bankası'ndan en fazla kredi kullanan ülkelerin başında 17.1 milyar dolarla Orta ve Latin Amerika ülkeleri yer alırken, bu ülkelere verilen desteğin toplamı yüzde 70 artışla 17.1 milyar dolara çıktı.
18 Haziran 2009 Perşembe
Canlanma yolundaki Çin'e DB'den destek
Küresel krize karşı 600 milyar dolarlık önlem paketiyle mücadele eden Çin'de canlanma işaretleri gözleniyor. Dünya Bankası, önlemlerin verdiği destek nedeniyle Çin'in büyüme hızına yönelik tahminini yüzde 6.5'ten 7.2'ye yükseltti. Dünyanın üçüncü büyük ekonomisine sahip Çin'de krize karşı alınan kapsamlı canlanma önlemleri olumlu işaretler veriyor. Vergi indirimleri yanısıra inşaat ve imalat sanayi başta olmak üzere verilen teşviklerin etkisiyle, Çin ekonomisine yönelik beklentiler iyileşti.
Son olarak Dünya Bankası, Çin ekonomisine yönelik büyüme tahminini yüzde 6.5'ten yüzde 7.2 yükseltti. Dünya Bankası uzmanları, krizin diğer ülkelerde derinleşerek sürmesi nedeniyle Çin'de ihracatın gerilediğini hatırlatırken, ekonomideki iyileşmenin özelilkle iç pazarda talebin artmasından kaynaklandığına dikkat çekiyorlar.
Çin ekonomisinin üç ay önce öngörülenden daha iyi performans gösterdiğini kaydeden Dünya Bankası Ekonomisti Ardo Hanson, bankaların reel sektöre verdiği kredileri artırmasının da ülke ekonomisini küresel krize karşı koruduğunu kaydetti.
Dünya Bankası uzmanları, Çin'de büyümenin istikrara kavuştuğunu söylemek için erken olduğunu kaydederken; Çin hükümeti 2009 için yüzde 8'lik büyüme hızını koruyor. Ülke ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 6.1 büyüyerek, son 10 yılın en kötü performansını göstermişti.
11 Haziran 2009 Perşembe
Brezilya'dan IMF'e 10 milyar dolar kredi
Dünyanın onuncu büyük ekonomisi Brezilya, bir zamanlar kredilerini kullandığı Uluslararası Para Fonu'na kredi veriyor. Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula Da Silva, "G20 zirvesinde alınan kararlar çerçevesinde sorumluluğumuzu yerine getirdik" derken, kredi ile gelişmekte olan ülkelere kullandırılan kredi miktarının artırılmasının hedeflendiğini söyledi. Lula de Silva, bu sayede IMF'nin yapısının değişmesi taleplerinde ellerinin güçleneceğini vurguladı.
G20 Zirvesi'nde Çin, Rusya ve Brezilya gibi gelişmekte olan ülkelerin döviz rezervleri oranında IMF'ye destek vermesi kararlaştırılmıştı. Brezilya'nın döviz rezervleri yaklaşık 200 milyar doar düzeyinde bulunuyor.
Cumhurbaşkanı Lula, gelecek hafta Moskova'da bir araya gelecek Rusya, Hindistan ve Çin liderleriyle dünya ekonomisinde gelişmekte olan ülkelerin artan ağırlığı çerçevesinde krize yönelik önlemleri görüşeceklerini de hatırlattı.
Şimdiye kadar Uluslararası Para Fonu'na Çin 40 milyar ve Rusya 10 milyar dolar kredi vermişti.
Geçmişte IMF'den yardım alan Brezilya'nın şimdi IMF'ye kredi verir hale gelmiş olması, ülke ekonomisinin özellikle emtia fiyatlarındaki artışın katkısıyla katettiği mesafeyi çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.
28 Mayıs 2009 Perşembe
Tasarruf azlığı ciddi sorun, finansallaşmaya dikkat
Türkiye ekonomisinin 2001'de yaşadığı mali krizin aşılmasında etkin rol oynayan Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Eski Başkanı Kemal Derviş, Türkiye ve küresel krize yönelik çarpıcı açıklamalarda bulundu. Forum İstanbul'da konuşan Brookings Enstitüsü Başkan Yardımcısı Kemal Derviş, cari açığı yüksek olan ülkelerin krizden daha fazla etkilendiğini söyledi. "Türkiye bazı ülkelerdeki kadar olmasa bile, 2004'ten sonra cari açığı artırarak büyüdü. Bugünkü aşırı daralmanın büyüklüğü de buna bağlı" diyen Derviş, krizden çıkış aşamasında ihracatın belirleyici olacağını söylemenin güç olduğunu kaydetti.
Kemal Derviş, Türk ekonomisindeki en büyük sorunun iç tasarruflardaki yetersizlik olduğuna çekerek, halen yüzde 16 düzeyindeki tasarruf oranının yüzde 27'ye çıkması gerektiğini söyledi. Derviş, büyümede de yüzde 7'nin yakalanması gerektiğini vurgulayarak, "Türkiye'nin işsizliği halletmesi için, gençlere iş yaratabilmesi için yüzde 7-8 büyümesi gerekiyor. Biz yüzde 3-4'e razı olamayız. Almanya yüzde 3-2 büyüse sorun olmaz ama biz yüzde 7-8'i tutturmalıyız. Ama şimdi mucize yok" dedi.
Kısa vadede mali genişlemenin anlamlı olduğunu kaydeden Kemal Derviş, ancak mali disiplinden vazgeçilmemesi uyarısında bulundu. Derviş, "Kısa vadeli talebi desteklemek anlamlı ama uzun vadede sağlıklı mali dengeleri gözetmek ve amaçlamak gerekiyor. Ancak, ölçü kaçırılmamalı, uzun dönemli önlemler hazırlanmalı ve mesajı düzgün olarak vermeliyiz" dedi.
FİNANSALLAŞMA KRİZİ GETİRDİ
Finans sektöründeki denetimsizlik ve küresel ekonomideki dengesizliklerin krizde bir araya geldiğini hatırlatan UNDP Eski Başkanı Kemal Derviş, bankacılık sistemini de eleştirdi.
"Bankacılık ve finans sektörünün kısa vadeli aşırı kar beklentisi ekonomik krizin derinlemesine neden oldu" diyen Derviş, roket bilimci olarak nitelendirilen finans uzmanlarını da eleştirdi. "Risk modellerinde sadece rakamlara bakıldı, sosyal durum unutuldu, düzenlemeler sadece matematikle yapılamaz."
26 Mayıs 2009 Salı
IMF'den Afrika ülkelerine 10 milyar dolar
Mali krizin Afrika ekonomilerindeki bozulmayı hızlandırması ardından, Uluslararası Para Fonu Sahra altı Afrika ülkelerine yardım vermeyi kararlaştırdı. IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn, 10 milyar dolar tutarındaki krediyle ülkelerin mali dengelerinin iyileştirilmesine çalışılacağını söyledi. Kongo'nun başkenti Kinsaşa'da açıklamalarda bulunan IMF Başkanı Strauss-Kahn, bu miktarın ülkelerin döviz rezervlerini iyileştirerek, para birimlerindeki aşırı dalgalanmanın önüne geçilmesini sağlayacağını kaydetti.
Kahn, bölge ekonomilerindeki bozulmanın sürdüğüne işaret ederek, "Kriz nedeniyle ülkelerin milli gelirinin yarısı yok olmuş durumda. Yakın gelecekte durumun düzeleceğini söylemek güç" dedi.
IMF kredisinin Afrika ülkelerinde kullanılması için bölge ülkelerinin parlamentolarında onay verilmesi gerekiyor.
Küresel krizin yarattığı talep daralması nedeniyle, Afrika'nın önemli ihraç maddeleri niteliğindeki pamuk, bakır, petrol gibi emtia ürünlerine ilgi düşmüş, bu ürünlerin fiyatlarında yüzde 50'yi aşan oranda gerileme yaşanmıştı.
25 Mayıs 2009 Pazartesi
Dünya Bankası'ndan insani kriz uyarısı
Mali krizin yarattığı işsizlik toplumsal riskleri günden güne artırıyor. Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick, küresel mali krizden çıkışın yavaş gerçekleşeceğini belirtirken, artan işsizliğin toplumsal kriz riski yaratacağını söyledi. Dünya Bankası Başkanı Zoellick, El Pais'e verdiği mülakatta, "Her şey büyük bir finans krizi olarak başladı, büyük bir ekonomik krize dönüştü ve şimdi de büyük bir işsizlik krizi haline geliyor; eğer önlem almazsak büyük bir insani ve toplumsal kriz riski var" dedi.
Zoellick, ABD finans sistemi ve Meksika ve Brezilya gibi gelişmekte olan piyasalarda kırılganlığın ise sürdüğünü söyledi. Zoellick, "Temizlenmesi gerekenlerin başında finans sistemi geliyor. ABD doğru yönde adım attı ama hala tüketici finansmanı, kredi kartları ve emlak sektöründe ciddi sorunu olan bankalar var" dedi.
Popülist ve korumacı politikaların öne çıkabileceği uyarısında bulunan Dünya Bankası Başkanı Zoellick, durumun krizin başladığı döneme göre biraz daha iyi olduğunu söyledi.
