dolar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dolar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Aralık 2011 Perşembe

Ortak müdahale piyasaları 'yatıştırdı', ya sonra???

ABD Merkez Bankası başta olmak üzere önde gelen 6 merkez bankası, aldıkları müdahale kararıyla deyim yerindeyse piyasaları 'yatıştırdı'. 1 Ekim 2008'de Lehman Brothers'in batmasından kısa bir süre sonra, alınan karar çerçevesinde yaratılan kredi imkanları dünya finans sisteminin erimesinin önüne geçmişti. O dönemde attığı tüm adımları 'Asya piyasaları açılmadan önce (Before the Asia opens)' prensibi çerçevesinde kuşluk saati açıklayan ABD Merkez Bankası Başkanı Ben Bernanke, bu defa da Wall Street'in açılmasına 1 saat kala ortak müdahale kararını açıkladı. Swap faizlerinde 50 baz puanlık indirim kararı, gelişmiş ülkelerin finans sisteminde kırılmaya karşı önleyici bir adım olarak nitelendirilebilir. Avrupa bankaları dolar cinsinden 2 trilyonluk borç servisini yapmakta güçlükler yaşarken, Avrupa bankalarına fon imkanının yeniden artırılması hedefleniyor. Derecelendirme kuruluşu Fitch'in verilerine göre, ABD fonları Fransız bankalarına sağladığı likiditeyi yüzde 69, Alman bankalarına sağladığı miktarı ise yüzde 50 azaltmış durumda.
NEDEN AŞIRI TEPKİ?
Piyasaların müdahaleye verdiği aşırı tepki ise son dönemde birbiri ardına gelen olumsuz haberlerle bozulan morallerin iyileşmesi şeklinde de değerlendirmek mümkün. Nobel ödüllü ekonomist Paul Krugman, "Bernanke elbette Avrupa'ya destek verecekti, swap faizlerindeki indirimin teknik bir niteliği var, başka bir özelliği yok" derken, bu gelişmenin yeni başka gelişmelerin habercisi olup olmadığını soruyor. Gerçekten de bir anda, ortak müdahale 'altın vuruşu' ile krizdeki Avrupa köşeyi dönmeyi başardı mı? Yoksa İtalya'nın 10 yıllık tahvil faizleri hala yüzde 7'nin üzerinde, Alman tahvil faizleri negatifte değil mi? Unutmayalım, para, sadece teskin eder, tedavi etmez.

26 Ekim 2011 Çarşamba

Merkez Bankası'ndan TL'yi güçlendirme planı

Sıklıkla yaptığı politika değişiklikleriyle kredibilite yitirdiği değerlendirmesi yapılan Merkez Bankası, Türk Lirası'nı güçlendirmek üzere plan açıkladı. Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı'nın yılın dördüncü enflasyon raporu yanısıra TL'yi güçlendirme planı için verdiği mesajlar şöyle sıralandı: - Enflasyonun önümüzdeki dönemde belirgin şekilde yükselmesini bekliyoruz, parasal sıkılaştırmaya başladık - TL zorunlu karşılıklar konusunda karar hazır, AB zirvesi bekleniyor. TL zorunlu karşılıkların yüzde 40'lık bölümünün döviz, yüzde 10'luk bölümünün altın olarak tutulması mümkün olabilecek - Alınan kararlar bankaları olumlu etkileyecek, bankaları kalıcı likiditeye kavuşturup rahatlatacağız - Döviz istikrarı için dalgalı kur rejimiyle çelişmemek üzere ihale ve doğrudan satım yapılabilir. Gerekirse döviz depo piyasasında aracılık faaliyetlerine geri dönemiliriz - Kredi hacmindeki genişleme yılın kalan bölümünde zayıflamalı - Faiz koridoru ile etkin likidite yönetimi finansal istikrarı destekler GEREKİRSE DÖVİZİ GERİ SATARIZ Merkez Bankası'nın yeni bir para politikası anlayışına geçmesi gerektiğini söyleyen başçı, olası döviz müdahaleleri konusunda "Piyasadan aldığımız 26 milyar doları gerekirse tamamını geri satarız. Yapılan müdahale döviz daha yukarı gitmez demektir" dedi. Döviz piyasasında yapılan satışların büyük bölümünün yerleşiklere yapıldığını belirten Başçı, Türkiye'den ciddi bir döviz çıkışı yapanmadığını kaydetti. Enflasyonun orta vadede yüzde 5 düzeyinde istikrar kazanacağını kaydeden Merkez Bankası Başkanı Başçı, "Fiyat istikrarını sağlamak için gereken her türlü adım atılacak, orta vadeli enflasyon görünümünün bozulmasına izin verilmeyecek" dedi. Yıl sonu enflasyon tahmin aralığının orta nokta yüzde 8.3 olmak üzere yüzde 7.8 ile 8.8 arasında olduğuna işaret eden Başçı, politika önlemlerinin alınmaması halinde enflasyonun yıl sonunda yüzde 10.1'e çıkacağını da sözlerine ekledi.

17 Ekim 2011 Pazartesi

FT, ekonomide kırılganlığa karşı uyardı

İngiliz ekonomi gazetesi Financial Times, Türkiye'nin AKP döneminde güçlü bir ekonomik başarı elde etmiş olmasına karşılık; yurtdışındaki dalgalanma karşısında ekonomik temellerinin sarsılabileceği uyarısında bulundu. Gazetenin görüş aldığı Istanbul Analytics danışmanlık şirketi ortağı, ekonomist Murat Üçer, Türkiye ekonomisinin kırılganlığı yüksek bir makroekonomik yapıya sahip olduğunu söyledi. Dolar cinsinden gelirlerin artmasının ithalatı körüklediğine işaret eden Üçer, bu durumun yüksek verimlilikle telafi edilebilir büyüklüğü aştığını kaydetti. Gazetenin analizinde, yüksek performansta 2001-2002 döneminde Kemal Derviş tarafından hazırlanıp uygulamaya konulan ekonomik programın, AKP hükümetlerince uygulanmasının başarı getirdiğine işaret edilirken, yüksek cari açığın ekonominin yumuşak karnı olmayı sürdürdüğü vurgulandı.
KRİZE EN DUYARLI ÜLKE
Hükümetin ÖTV ve KDV'lerde yaptığı 'ayarlama' ile cari açığın frenlenmesine çalıştığına dikkat çekilen yazıda, kredi hacmindeki hızlı büyümenin de Türkiye'yi G20 ülkeleri arasında krize karşı en duyarlı ülke konumuna getirdiği vurgulandı. Gazeteye konuşan bir uzman, Türkiye'yi Avrupa Birliği'nin gemisine bağlı cankurtaran filikasına benzeterek, "Ancak ikisini birbirine bağlayan ipin uzunluğu son derece kısa. Eğer büyük gemi batarsa, yapılabilecek çok az şey var" dedi.

5 Ekim 2011 Çarşamba

Merkez Bankası'ndan dövize hızlı adım

Avrupa Birliği'nde borç krizinin derinleşmesiyle dövizdeki yükseliş, Merkez Bankası'nı harekete geçirdi. 1 milyar 350 milyon dolarlık döviz alım ihalesi açan merkez bankası, 750 milyon dolarlık satış yaptı. İhaleye 1.8 milyar dolarlık teklif gelirken, Merkez Bankası yaptığı açıklamada, "Yüksek miktarlı satışlar sürebilir" dedi. Merkez Bankası daha sonra yaptığı açıklamada da, Türk Lirası munzam karşılıklarda yabancı para cinsinden tutulabilecek miktarı yüzde 10'dan 20'ye çıkarttı. Banka, böylece 3.6 milyar dolar rezerv artırmayı hedefliyor. Merkez Bankası, sabah saatlerinde de döviz hesaplarında munzam karşılık oranını 50 baz puan düşürerek yüzde 6'ya çekmişti.

3 Ağustos 2011 Çarşamba

İsviçre Merkez Bankası'ndan sürpriz faiz artışı

İsviçre Frangı'nın Euro ve dolar karşısında aşırı değerlenmesinden endişe eden İsviçre Merkez Bankası, faizlerde sürpriz indirim yaptı. İsviçre Merkez Bankası, yaptığı açıklamada, 3 aylık Frank cinsi Libor faiz aralığını yüzde 0-0.75 düzeyinden yüzde 0-0.25 düzeyine çekti. "Frangın değerlenmesi İsviçre ekonomisinde büyümeyi tehdit ediyor" değerlendirmesinde bulunan banka, kurdaki artışın fiyat istikrarını olumsuz etkileyebileceğini vurguladı. Merkez Bankası'nın yeni önlemler alınabileceği açıklamaları ardından, İsviçre Frangı, Euro karşısında yüzde 2, dolar karşısında yüzde 1 geriledi. İsviçre Merkez Bankası repo ihalelerini yenilemeyeceğini kaydererken, küresel ekonomik görünümün Haziran ayından bu yana ciddi oranda bozulduğu ifade edildi. Fon yöneticileri, Avrupa'da borç krizinin derinleşmesinden ötürü güvenli liman olarak görülen İsviçre Frangı'na yatırımı tercih ediyorlar. Ülke ekonomisinde ihracatın payı yüzde 50'yi bulurken, hükümet cari fazla ve bütçe fazlasısının 2015 yılına kadar kesintisiz sürmesini bekliyor.

10 Aralık 2010 Cuma

Çin'de ihracat Kasım'da rekor düzeye tırmandı

Hükümetin ekonomide aşırı ısınmaya karşı önlemleri artırdığı Çin'de, ihracat Kasım ayında sürpriz artış gösterdi. Ekim ayında yüzde 22.9 artan ihracat, Kasım ayında yüzde 34.9 artışla 153.3 milyar dolarlık rekor düzeye tırmandı. Ekonomistler, ihracatın Kasım ayında yüzde 25 artmasını bekliyorlardı. Kasım ayında ithalat yüzde 37.7'lik artarak 130.4 milyar dolara çıkarken, Çin'in ticaret fazlası yüzde 15 artışla 22.9 milyar dolara yükseldi. Çin'de yarın açıklanacak Kasım ayı enflasyonunun yüzde 5.1 ile 28 ayın en yüksek düzeyine çıkması beklenirken, uzmanlar enflasyondaki hızlı artışın ekonomide aşırı ısınmaya işaret ederek para politikası duruşunda değişikliğe neden olacağı görüşündeler. Çin'de Ekim ayında enflasyon yüzde 4.4'e çıkarak, yüzde 3'lük hükümet hedeflerinin üzerinde kalmıştı. Çin Merkez Bankası, şimdiye kadar faizleri artırmanın yanında zorunlu karşılık oranlarını artırarak ülke ekonomisinde aşırı ısınmanın önüne geçmeye çalışmıştı. Çin Komünist Partisi yönetimi, geçen haftaki toplantısında, 2011'de para politikasının daha ihtiyatlı olacağı mesajını vermişti.

8 Kasım 2010 Pazartesi

Dünya Bankası Başkanı 'altın standardı' önerdi

Ülkelerin dış ticarette avantaj sağlamak üzere para birimlerinin değerlerini düşük tutması ve bunun reel ekonomiye olumsuz yansımaları sürerken, Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick kur sisteminin revizyonu için uyarıda bulundu. Financial Times'a bir makale yazan Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick, 1971'de altın standardı sisteminin sona ermesine neden olan Bretton Woods 2 sonrasında, yeni bir kur sistemi oluşturulmasının zaman alacağını söyledi. Zoellick, bu hafta Güney Kore'de yapılacak G20 liderler zirvesinin uluslararası işbirliği için yeni bir platform oluşturulmasına fırsat yarattığını belirterek, yapısal reformların eşgüdüm içinde sürdürülmesi gerektiğini söyledi. Zoellick, ABD ve Çin'in büyümeyi destekleyici farklı politikalar konusunda uzlaşabileceğini belirterek, bu çerçevede kurların belli bir aralıkta dalgalanması ve yuanın değerlenmesinin de gündeme gelebileceği kaydetti. Dünya Bankası Başkanı Zoellick, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin kur sisteminde yaşanan anormalliklerin önlenmesi için yeni yöntemler aranmasını istedi. Zoellick, bu çerçevede oluşturulacak sistemde altının enflasyon, deflasyon ve kurların yakın gelecekteki değerleri için referans noktası niteliği kazanabileceğini söyledi.

23 Ağustos 2010 Pazartesi

Yabancı şirketlerin $ cinsi ihraçları rekor düzeyde

Yabancı şirketler, düşük maliyetli fon arayışı çerçevesinde dolar cinsinden tahvil ihracına yöneldi. Şirketlerin dolar cinsinden tahvil ihraçları ilk yarıda 413 milyar dolarla rekor düzeye çıkarken, geçen yılın aynı döneimnde bu rakam yalnızca 378 milyar dolar düzeyindeydi. FT'nin haberine göre, en fazla borçlananların başında Avrupalı şirketlerin gelmesi dikkat çekti. Şirketlerin Avrupa’daki mali sıkıntılar nedeniyle ABD piyasalarına yöneldiği gözlenirken, Avrupa şirketlerinin toplam tahvil ihraçlarının beşte biri ABD’de gerçekleştirildi. Avrupalı şirketler toplamda 236 milyar dolarlık tahvil ihraç etti.

19 Temmuz 2010 Pazartesi

Moody's not indirimi Euro'yu baskı altına alacak

Yatırım bankası Barclays, İrlanda'nın kredi notunun Moody's tarafından indirilmesinin Avrupa piyasalarında tedirginlik yaratacağını öngördü. Barclays stratejisti David Forrester, "Not indirimi beklenmeyen bir gelişme niteliğini taşıyor ancak bunun getireceği risk sınırlı olacak" dedi. Euro dolar paritesinin baskı altında kalabileceğini kaydeden analist, Cuma günü 1.2927'ye kadar çıkan paritenin aşağı yönlü seyrini devam ettireceğini öngördü. Not indirimi ardından İrlanda ile Almanya'nın 10 yıl vadeli tahvilleri arasındaki getiri farkı 8 baz puan artarak 193 baz puana yükseldi.

8 Temmuz 2010 Perşembe

SPK anketi doların yükseleceği beklentisini artırdı

Sermaye Piyasası Kurulu'nun Haziran Ayı Beklenti Anketi sonuçlarına göre, ABD Doları'nın 6 aylık ve yıllık dönemde yükseleceği yönünde beklentiler arttı. İMKB-100 endeksine ilişkin yıllık beklentilerde ise endeksin artacağı görüşü de ağırlık kazandı. ABD Doları'na yönelik beklentiler incelendiğinde; aylık, altı aylık ve yıllık beklentilerde doların aynı kalacağı yönünde görüş bildirenlerin oranının sırasıyla yüzde 54, yüzde 40 ve yüzde 32 olarak gerçekleştiği görüldü. Ankete katılanların yüzde 53'ü aylık, yüzde 41'i altı aylık, yüzde 36'sı ise yıllık dönemde Euro'da değişim beklemediğini ifade etti. SPK anketinde İMKB-100 Endeksi'ne ilişkin yıllık beklentilerde endeksin artacağı görüşü ağırlık kazandı. Anket sonuçları değerlendirildiğinde son bir aylık dönemde beklentilerde önemli bir değişim yaşanmadığı gözlendi.

17 Haziran 2010 Perşembe

Rusya döviz rezervlerini çeşitlendirme yolunda

Avrupa'da kriz endişelerinin tırmanmasıyla Euro'nun rezerv para niteliğini kaybetmeye başlaması, merkez bankalarını farklı arayışlara yönlendirdi. Rusya Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Aleksey Ulyukayev, Rusya'nın rezervlerinin bir bölümünü Avustralya Doları ve Kanada Doları'nda değerlendirmeyi planladığını söyledi. Rusya Merkez Bankası Başkan Yardımcısı, Kanada Doları'ndan rezerv tutma kararı verdiklerini hatırlatarak, henüz bu kararı uygulamaya koymadıklarını söyledi. 4 Haziran itibarıyla Rusya'nın döviz rezervi 458.2 milyar dolar düzeyinde bulunurken, bu rezervlerin yüzde 47'si dolar, yüzde 41'i Euro olarak tutuluyor. Ayrıca rezervlerin yüzde 10'luk bölümü İngiliz Sterlini, yüzde 2'lik bölümü ise Japon Yeni'nde tutuluyor. Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev, geçen yıl doların Euro karşısında yüzde 34 değer kaybetmesi ardından dolar cinsinden tutulan rezerv miktarını azaltacaklarını açıklamıştı. Avrupa'da bütçe krizinin derinleştiğine yönelik endişelerle Euro dolar karşısında 7 Haziran itibaryıla 1.1877 ile son 4.5 yılın en düşük değerini görmüştü. İkisi de önemli emtia ihracatçısı olan Kanada ve Avustralya'nın para birimleri, ekonomide canlanmanın hızlanacağına yönelik beklentilerle yılbaşından bu yana değer kazanmayı sürdürüyor. Kanada Doları dolar karşısında yılbaşından bu yana yüzde 10 artarken, Avustralya Doları'ndaki artış yüzde 8.6 olmuştu.

17 Mayıs 2010 Pazartesi

Paranın yönü yeniden ABD'ye döndü

Küresel piyasalarda tedirginliğin geri dönmesi nedeniyle, Amerikan hükümetinin çıkarttığı tahvillere ilgi rekor düzeyde arttı. ABD Hazinesi'nin açıkladığı verilere göre, Amerikan tahvil ve hisse senetlerine yapılan yatırımın toplamı Mart sonu itibarıyla 140.5 milyar dolara çıktı. Amerikan menkul kıymetlerine yapılan yatırımın 40 milyar dolar artacağı öngörülmesine karşılık, yatırımların hızla artmasında Yunanistan krizi ile birlikte Avrupa ve gelişmekte olan piyasalara yönelik tedirginliğin tırmanması etkili oldu. Şubat ayında menkul kıymet yatırımlarının toplamı 47.1 milyar dolar olmuştu. Ekonomistler, Amerikan ekonomisinin canlanmasıyla menkul kıymet yatırımlarının hızlanacağını ifade ediyorlar. Amerikan tahvillerine en fazla yatırım yapanların başında Çin yer alırken, bu ülkenin yatırımları 17.7 milyar dolar artarak 895.2 milyar dolara tırmandı. İkinci sırada ise yatırımlarını 16.4 milyar dolar artırarak 784.9 milayr dolara çıkartan Japonya yer aldı.

22 Nisan 2010 Perşembe

Benjamin Franklin'e 21. YY makyajı

ABD Maliye Bakanlığı, 100 dolarlık banknotun yeni tasarımını tanıttı. ABD Merkez Bankası Başkanı Ben Bernanke ve Maliye Bakanı Tim Geithner'in de hazır bulunduğu törende, yeni teknolojiyle basılan banknotlar kamuoyu ile paylaşıldı. ABD hükümeti, sahtekarlığı engellemek ve halkı korumak için parayı yeniden tasarlama gereğini duydu. Yeni banknot dolaşıma girdiğinde, eskisinin yenisi ile değiştirilmesi zorunlu olmayacak. Bütün ABD paraları, çıkarılış tarihlerine bakılmaksızın kullanımda kalacak. Üzerinde Benjamin Franklin portresinin bulunduğu 100 Dolarlık küpürler 10 Şubat 2011 tarihinde dolaşıma çıkacak. 100 Dolar tasarımı son olarak Mart 1996'da elden geçirilmişti. ABD Hazinesi, geçen 10 yıllık dönemde 5, 10, 20, 50 dolarlık banknotları yenilemişti.

12 Mart 2010 Cuma

Net hata noksan kalemi 'roket' gibi yükseliyor

Kaynağı bilinemediği için ödemeler dengesinin "net hata noksan" kaleminde gösterilen ve 2008 Ekim ayı ile bu yılın Ocak sonu arasında döviz girişlerinin toplamı 17.6 milyar doları buldu. Türkiye'nin borçlarını çevirmesini kolaylaştırarak bir döviz sıkıntısına girmesini önleyen bu miktar, hükümetin hükümetin IMF ile olası bir anlaşma yapılmasıyla sağlanacak kaynağı geri çevirmesinde de etkili oldu. Merkez Bankası, net hata noksan kalemindeki döviz girişlerini ölçmek amacıyla yaptığı bir çalışmada, 2008 Ekim ayı ile 2009 Mayıs dönemindeki 4.4 milyar dolarlık girişin yurtdışı döviz hesaplarından Türkiye'ye getirilen miktar olduğunu belirlemişti. Kaynağı belirsiz girişler, bu ylın Ocak ayında da sürdü. Bu çerçevede net hata noksan kalemindeki kümülatif rakam 9 milyar 727 milyon doları buldu.

2 Mart 2010 Salı

Volcker: Dolar rezerv konumunu kaybetmeyecek

Kriz döneminde Çin'in öne çıkmasıyla rezerv para rolünü kaybedebileceği gündeme taşınan dolar, Euro Bölgesi'ne yönelik tedirginliklerin artmasıyla gücünü sağlamlaştırmış görünüyor. Beyaz Saray ekonomi danışmanlarından Paul Volcker doların dünyanın rezerv parası olma rolünün tehlikede olmadığını, ancak merkez bankalarının enflasyon konusunda dikkatli davranmaları gerektiğini söyledi. Abd'nin eski Başkanı Ronald Reagan döneminde ABD Merkez Bankası başkanlığı yapan Paul Volcker, son haftalarda Euro karşısında değer kazanan doların dünyanın rezerv parası olma korumaya devam edeceğini, çünkü onun yerini alacak güçte bir para birimi bulunmadığını belirtti. Halen görevde olan merkez bankası yöneticilerini enflasyon ve ABD'deki açıklama ilgili olarak dikkatli davranmaları konusunda uyaran Volcker, Fed'in fiyatlar yeniden artmaya başladığında geç kalmaması için enflasyon karşısında dikkatli olmasını istedi.

2 Aralık 2009 Çarşamba

Victoria's Secret modelleri tasarruf etme derdinde

Amerikan iç giyim markası Victoria Secret, her yıl düzenlediği görkemli defilesini tamamlarken; defileye katılan modeller ekonomik krizden etkilenmiş görünüyor. Marketwatch'a konuşan modeller, artık tasarruf amacıyla harcamalarını kıstıklarını söylüyorlar.

25 Kasım 2009 Çarşamba

Rekortmen altında üretim zayıflayacak

Doların hızlı değer kaybı ve gelişen ülkelerin merkez bankalarından kaynaklanan yüksek talep, altın fiyatlarına rekor üstüne rekor kırdırıyor. Altın fiyatları 2009 başından bu yana yüzde 33 değer kazanırken, altın üretiminin azalmasıyla fiyat artışının süreceği öngörülüyor. Önde gelen altın madencilerinin tahminleri üretimin yüzde 10'a varan düzeyde azalacağına işaret ediyor. Dünyanın ikinci büyük altın üreticisi Newmont'un yöneticileri, 2001'de 85 milyon ons olan üretimin bu yıl 75 milyon onsa indiğine dikkat çekerken, üretimin daha da düşeceğini öngörüyorlar. Uzmanlar, altın üretiminin her yıl bir milyon ons azaldığını öngörürken, bu çerçevede en hızlı üretim düşüşü gözlenen ülkelerin başında Güney Afrika geliyor. Ekonomistler, yeni altın madenlerinin bulunmadığına dikkat çekerek, fiyatların altın arzının düşmesiyle kısa ve orta vadede yükselmeyi sürdüreceğini vurguluyorlar. Dünya Altın Konseyi'nin verilerine göre, bu yıl altın üretiminin 2 bin 500 tona ulaşması beklenirken, bu rakam küresel krizle artan talebin sadece üçte ikisini karşılayacak düzeyde bulunuyor.

17 Kasım 2009 Salı

Obama'nın Çin ziyaretinden 'pembe' mesaj

ABD Başkanı Barack Obama'nın Çin'e yaptığı ziyaret, iki ülke arasında ticari alanda artan gerilimi azaltacak sözlerle sona erdi. Obama ve Çin Devlet Başkanı ekonomi yanısıra küresel iklim değişikliğinin önlenmesi konusunda işbirliği konusunda anlaştı. Hu Şintao, düzenlenen basın toplantısında, "İklim değişikliği, enerji ve çevre koruma konusunda işbirliğinde kararlıyız. Kopenhag İklim Zirvesi'nden verimli bir sonuç çıkması için birlikte çalışacağız" dedi. Şimdiye kadar sera gazı salımını düşürmek üzere yapılan Kyoto Protokolü'ne imza atmayan iki ülke, dünya genelindeki sera gazı salımının yüzde 40'ını gerçekleştiriyor. ABD Başkanı Barack Obama da, Çin'in para birimini düşük tutmaya yönelik politikalarını eleştirerek, bunun değiştirilmesi gerektiğini vurguladı. "Çin'in döviz kuru rejimini zaman içinde serbestleştirmesi, küresel ekonomik dengelerin düzelmesi amacıyla büyük bir katkı niteliği taşıyacak" diyen Obama, bir ülkenin güçlenmesinin diğer ülkenin zarar etmesini gerektirmediğini de vurguladı. Çin'in para birimi yuanın değerini düşük tutarak ticarette avantaj sağlaması, ABD tarafından uzun süreden bu yana eleştiriliyor. Kurun da katkısıyla iki ülke arasındaki ticarette Çin ağır basıyor. Çin'in 2008 sonu itibarıyla ABD'ye ihracatı 338 milyar dolar olurken, ABD'nin Çin'e yaptığı ihracat 70 milyar dolar düzeyinde bulunuyordu.

30 Ekim 2009 Cuma

Doların kaderi büyümeye bağlı

"Veriler, durgunluğun hafiflediğini ve aldığımız önlemlerinin faydası olduğunu gösteriyor, ancak ekonomimizi tamamen düzeltmek için önümüzde uzun bir yol var." Amerikan Başkanı Barack Obama, ülke ekonomisinin yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 3.5 büyümesini işte bu sözlerle değerlendirirken, geleceğe yönelik zorlu bir sürecin devam edeceği mesajını verdi. Başkan Obama, ekonomide yeni iş yaratılıp yaratılmadığı ve ailelerin faturalarını ödeyip ödeyemediği gibi temel göstergelerde iyileşmenin zaman alacağını kaydetti. Ekonomistler, büyüme rakamlarının yarattığı iyimserliğe karşılık, yüzde 9.8'le son 25 yılın en yüksek düzeyinde seyreden işsizlik oranında iyileşme gözlenmeden herhangi bir toparlanmadan bahsedilemeyeceği görüşündeler. Canlanmanın devam edip etmemesi, dünyanın rezerv parası doların değer kaybı açısından da kritik önem taşıyor. Amerikan hükümetinin canlanma önlemlerine harcadığı 800 milyar dolar bütçe açığını 1.4 trilyon dolara taşırken, açıktaki büyüme dolara olan güveni azaltarak gerilemesine yol açıyor. Dolar sadece son iki haftada yüzde 15 değer kaybederken, Türkiye'de 1.50'nin altına inen dolar ihracatçıların tepkisine neden oluyor.

21 Ekim 2009 Çarşamba

Lagarde: Euronun yükselişi tehdit yaratıyor

Kriz baskısıyla ABD bütçe açığının artması dolardaki değer kaybına hız verirken, Avrupa hükümetlerinin de buna tepkisi gecikmedi. AB Maliye Bakanları'nın Lüksemburg'daki zirvesinde konuşan Fransa Maliye Bakanı Christine Lagarde, doların euro karşısında 1.50 düzeyine çıkmasını felaket olarak nitelendirdi. Lagarde, doların euro karşısında Mart ayından bu yana yüzde 20 gerilediğini hatırlatarak, bunun küresel ticarete karşı tehdit yarattığını söyledi. Lagarde, AB maliye bakanlarının doların güçlenmesini istediklerini belirterek, "Buna ihtiyacımız var" dedi. Almanya İhracatçılar Birliği Başkanı Anton Boner de, bu açıklamaya destek vererek, "Doların zayıflaması Almanya'nın ve genel olarak AB ülkelerinin ihracatına karşı risk yaratıyor" dedi. Başkan Boner, makine sanayi, kimya ve otomotiv sektörünün bu çerçevede tehdit altında olduğunu kaydetti. AB Maliye Bakanları zirvesi açıklanan bildiride de, krizden çıkış stratejisi hazırlığına girişilmesini istenirken, 2011'den itibaren Avrupa Merkez Bankası'nın faizleri artırmaya başlayacağı öngörüsünde bulunuldu.