12 Mayıs 2009 Salı

OECD ve Trichet'den 'krizde dipten dönülüyor' mesajı

Vergi indirimleri ve ekonomiyi canlandırma paketleri dünyanın önde gelen ekonomilerinde durgunluğun aşılması ve canlanmanın başlaması yönünde sinyalleri güçlendirdi.

Avrupa Merkez Bankası Başkanı Jean-Claude Trichet, küresel durgunluğun dip noktasına vurduğuna işaret ederek, canlanma yönünde sinyaller alındığını söyledi. Trichet, piyasalarda ve tüketici güveninde krizin derinleştiği 2008 Eylül ayı ortasına göre ciddi oranda iyileşme gözlendiğine dikkat çekerek, "Bunlara karşılık temkinli davranmayı elden bırakmamalıyız, hala dalgalı bir denizde yol alıyoruz" dedi.

Diğer yandan, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 30 sanayileşmiş ülkeyi barındıran Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü OECD, öncü göstergelerin ekonomide canlanmaya işaret ettiğini açıkladı.

Almanya, İtalya, Fransa ve örgüt genelinde göstergelerin dipten dönmeye başladığını kaydeden OECD, ABD'de ise zayıflamanın hız kesmekle birlikte sürdüğünü kaydetti. OECD, İngiltere ve Çin'de de büyüme işaretlerinin güçlendiğini belirterek yıl sonu itibariyla toparlanmanın başlayacağı tahmininde bulundu.

Türkiye IMF ile stand-by'dan yana

Türkiye, Uluslararası Para Fonu ile yeni bir anlaşma yolunda görüşmelerini sürdürürken, piyasaların beklediği gibi 30 milyar dolar civarında bir kaynağın hangi yöntemle alınacağı da önem kazandı.

Türkiye'nin şimdiye kadar tercih ettiği stand-by düzenlemesi öne çıkarken, stand-by'a alternatif olarak IMF tarafından geliştirilen esnek kredi hattı daha yüksek maliyetler gerektiriyor.

IMF analistlerine göre, Türkiye gibi kotasının üç katı ve üzerinde borcu olan ülkeler için esnek kredi hattı gerek vade gerekse faiz yönünden yüksek maliyet yaratıyor. Türkiye'nin esnek kredi hattını seçmesi halinde yüzde 2.3'lük faiz oranı 3.9'a çıkarken, ülke kotasının 10 katını çeken ülkeler bu maliyetle ayrıca yüzde 0.5 sabit ek faiz ödeyecek.

Küresel kriz sürecinde IMF kaynaklarına olan talebin artmasıyla Fon tarafından yenilenen stand-by düzenlemesi de ülkelere geçmişe oranla daha iyi fırsatlar sunuyor. Geçmişte anlaşma yapan ülkeler kredinin dörtte birden fazlasını ilk dönemde alamazken, Ağustos'tan itibaren devreye girecek düzenlemelerle Fon'la anlaşan ülkeler kredinin yarısına yakın tutarı bir yıl içinde alabilecek.

Bir diğer deyişle, Türkiye 30 milyar dolarlık fon için anlaşması halinde bunun yarısı olan 15 milyar dolarlık bölümü derhal kullanıma açılacak. Yeni stand-by düzenlemelerinin eskiden olduğu gibi yapısal kriterler içermeyeceği ancak finansman dengesi yönünden mali hedefler taşıyabileceği öngörülüyor.

Çin canlanma sinyalleri veriyor

Dünya ekonomisinin itici gücü niteliğindeki Çin, küresel krizin etkilerini en hızlı atlatan ülke olmaya aday durumda. Çin hükümetinin 585 milyar dolarlık altyapı yatırımı ve vergi indirimlerini kapsayan canlanma planı, tahminlerden önce toparlanma yaşanacağına işaret ediyor. Çin Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Su Ning, "Ekonomide canlanma işaretleri gözleniyor. Yakın gelecekte sürdürülebilir büyümeye geçilecek" dedi.

Çin, 1997-98 dönemindeki Asya Krizi'nde de kapsamlı canlanma paketi uygulamaya koymuş, o dönemde kentlerde konut yapımı amacıyla arazilerin özelleştirilmesi yoluna gidilmiş, ticareti canlandırmak üzere Dünya Ticaret Örgütü'ne üyelik çabaları yoğunlaştırılmıştı. Hükümetin açıkladığı son canlanma planı ise kısa vadede altyapı yatırımlarına hız verilmesini kapsarken, önceki dönemde olduğu gibi özelleştirmenin hızlanmasını öngörmüyor.

Ekonomistler, yapısal reformların zayıf kaldığı savunurken, bu çerçevede tarım sektörüne verilen ağırlığın yerini hizmetler sektörüne bırakması gerektiği görüşündeler.

Diğer yandan, Nisan ayında enflasyondaki gerileme sürdü. Son üç ayda gıda ve enerji fiyatlarındaki düşüşün etkisiyle enflasyon Nisan'da yüzde 1.5 geriledi. Ekonomistler, bunu doğal olarak karşılarken, enflasyonun yılın son çeyreğinde artacağını öngörüyorlar.

Çin hükümeti, yılsonu için yüzde 8 büyüme hedeflerken, Dünya Bankası ülke ekonomisinin yüzde 6.5 büyüyeceğini öngörüyor.

11 Mayıs 2009 Pazartesi

Kurumlar Vergisi'nde rekortmen Turkcell

Türkiye'nin Kurumlar Vergisi verilerine telekom şirketleri ve bankalar damgasını vurdu. En fazla Kurumlar Vergisi tahakkuk ettirilen 10 mükelleften 7'si banka, ikisi telekom şirketi oldu. Türkiye'nin kurumlar vergisi şampiyonu 675 milyon 780 bin lira ile Turkcell oldu. Turkcell’i 641 milyon 575 milyon lira ile Türk Telekom, 598 milyon 317 bin lira ile Ziraat Bankası izledi. Sıralamada Türkiye İş Bankası dördüncü, Garanti Bankası beşinci, Merkez Bankası altıncı, Akbank yedinci, Halkbank sekizinci, Türkiye Petrolleri dokuzuncu olurken Vakıfbank 10. sırada yer aldı. İlk 10 mükellef arasında 5 kamu şirketi yer alırken, 100 şirketlik listenin tamamında en ağırlıklı sektör bankacılık oldu. 2008 yılında Kurumlar Vergisi mükelleflerinin sayısı yüzde 3.25 artışla 559 bin 914'e çıkarken, bu mükellefler için matrah tutarı yüzde 5.11 artışla 85 milyar liraya, tahakkuk tutarı ise yüzde 3.7 artışla 16 milyar 978 milyon liraya ulaştı. Beyanda bulunan mükellef başına ortalama kurumlar vergisi 30 bin 323 lira olarak gerçekleşti. Diğer yandan, en büyük vergi mükelleflerinin işlemlerinin yapıldığı Büyük Mükellefler Vergi Dairesi'nde mükellef sayısı yüzde 71 artışla 853 olurken, verecekleri vergi ise yüzde 0.79 azalarak 5 milyar 71 milyon lira oldu. Türkiye'nin ilk 100 mükellefi içinde İstanbul'dan 62, Ankara'dan 20 mükellef yer aldı.