3 Temmuz 2009 Cuma

Petrolde yüksek riskli işlem kaybettirdi

Kriz sonrasında hükümetler piyasalarda yapılan işlemlerin etkin denetimi için yeni düzenlemelere hazırlanırken, süren riskli işlemler şirketlerin büyük kayıplara uğramasına neden oluyor.

Son olarak Londra merkezli PVM adlı aracı kuruluşta çalışan Steve Perkins adlı bir broker, yetkisini aşarak yaptığı yüksek hacimli işlemle şirketinin 10 milyon dolar kaybetmesine neden oldu.

Söz konusu işlemle 16 milyon varillik vadeli petrol sözleşmesi satın alan broker, petrol fiyatlarının Salı günü yaklaşık bir saatte 71 dolardan 73.5 dolarla bu yılın en yüksek düzeyine çıkmasına neden oldu.

Genellikle 500 bin varillik işlem yapılan piyasada yapılan bu yüksek miktar, dünyanın en büyük petrol üreticisi Suudi Arabistan'ın günlük üretiminin iki katı düzeyinde bulunuyordu.

Bu işlem sonrasında yapılan araştırma ile broker hakkında soruşturma başlatıldı. Rekor düzeye çıkan petrol fiyatları da Salı gününe oranla yaklaşık yüzde 10 gerileyerek varil başına 66 dolara indi.

Olayın bir ilginç yönü de, PVM şirketinin üst yöneticisi David Hufton'un petrol piyasasındaki riskli spekülasyonlara karşı olması. Hufton, 2006'da yapılan işlemleri "elektronik kumar makinesi"ne benzeterek, "Vadeli işlemler olmasa, petrol fiyatları çok daha düşük olurdu" demişti.

Vergi yükünde Türkiye lider

Türkiye, Avrupa Birliği'ne tam üyelik görüşmeleri çerçevesinde vergi faslını görüşmeye açarak vergi sistemini şeffaflaştırmaya yönelik adım atarken, vergi yükü açısından olumsuz görünüm çiziyor.

Aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 30 sanayileşmiş ülke arasında yapılan araştırmaya göre, Türkiye vergi yükü açısından İtalya ile birlikte ilk sırada yer alıyor. İsviçreli araştırma kuruluşu Constant de Rebek'in araştırmasına göre, vergide en az baskı uygulayan sistem ise İsviçre ve Lüksemburg'da bulunuyor.

Araştırmada yer alan Vergi Baskısı Endeksi'ne göre, Türkiye ve İtalya 6 puanla ilk sırada yer alıyor. Almanya'da ise bu rakam 5.9 olurken, Fransa'da 5.6, İngiltere'de 5.3 ve ABD'de 5.1 olarak hesaplandı.

En az baskıcı vergi sistemine sahip üç OECD ülkesi ise 2 puanla İsviçre, 3.4 puanla Lüksemburg ve 4.2 puanla Avusturya olarak belirlendi.

Hazırlanmasında OECD ve Dünya Bankası verilerinin kullanıldığı, "endeks, vergi sisteminin şeffaflığı, kamu yönetiminin kalitesi gibi 18 ayrı dikkate alınarak hazırlanıyor.

2 Temmuz 2009 Perşembe

PMI'in yalancısıyız, canlanma işareti güçleniyor!

Hükümetlerin durgunluğu aşmaya karşı aldığı canlanma önlemleri olumlu sonuçlarını veriyor. Aralarında Türkiye'nin de bulunduğu önde gelen gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde açıklanan Haziran ayına yönelik imalat sanayi öncü göstergeleri krizin hız kestiğini gösteriyor.

Olumlu beklentileri güçlendiren verilerin başında Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) geliyor. Açıklanan Haziran ayı verileri dokuz aydan bu yana kesintisiz olarak daralan imalat sanayinde talebin canlandığına işaret ediyor. Ekonomistler, bu yılın son çeyreğinden itibaren başlayacak kademeli toparlanmanın 2010'da da kararlılıkla devam edebileceğine işaret ediyorlar.

Türkiye'de de açıklanan PMI endeksi Haziran ayında 53.9 düzeyine çıktı. Mayıs'ta 51 düzeyinde bulunan endeksteki artış, Türkiye'nin derin durgunluktan çıktığına işaret ediyor.
Ekonomistler, özellikle ihracat siparişleri ve stoklardaki azalmanın olumlu sinyaller verdiğine de dikkat çekiyorlar.

Türkiye'de bu olumlu sinyal alınırken, diğer gelişmekte olan ülkelerde de iyileşmenin işaretleri gözleniyor. Rusya'da PMI 47.3'e çıkarken, Macaristan'da 45.8'e ve Polonya'da ise 40'a çıkmış durumda bulunuyor.

DB'den rekor yardım: 58.8 milyar $

Mali krizin küresel insani krize dönüştüğü uyarılarını defalarca yineleyen Dünya Bankası, zor durumdaki ülkelere verdiği desteği 60 yıllık banka tarihinin en yüksek düzeyine çıkarttı. Dünya Bankası, ülkelerin talebi çerçevesinde verilen yardım tutarının geçen yıla oranla yüzde 54 artırılarak 58.8 milyar dolara çıkarıldığını açıkladı.

Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick, Washington'da yaptığı açıklamada, toparlanmanın zaman alacağını belirterek, "Canlanmaya ilişkin belirsizliğin sürdüğü ortamda ülkelere verdiğimiz destek gelecek yılda da artarak sürecek" dedi. Zoellick, "Milyonlarca kişi açlıkla mücadele ederken, yardım programlarının kapsamını daha da genişletmemiz gerekiyor" dedi.

Dünya Bankası'nın temel kredi programı aracılığıyla ülkelere verdiği desteğin miktarı 32.9 milyar dolara ulaşırken, yoksul ülkelere verilen faizsiz kredi ve kredi garantilerinin toplamı 14 milyar dolara çıktı. Bankanın özel sektöre destek veren kuruluşu IFC aracılığıyla verilen kredilerin miktarı ise 2008'deki 16.2 milyarlık düzeyinden 15 milayr dolara geriledi.

Dünya Bankası'ndan en fazla kredi kullanan ülkelerin başında 17.1 milyar dolarla Orta ve Latin Amerika ülkeleri yer alırken, bu ülkelere verilen desteğin toplamı yüzde 70 artışla 17.1 milyar dolara çıktı.