31 Ağustos 2009 Pazartesi

Japonya'da 54 yıl sonra iktidar değişti

Japonya'da merkez sol Demokrat Parti, ülkede 54 yıldan bu yana hakim konumdaki Liberal Demokrat Parti iktidarına son verdi. Yukio Hatoyama başkanlığındaki Demokrat Parti, son 20 yılın en düşük katılımının olduğu genel seçimlerde 480 üyeli Meclis'te 308 sandalye kazandı.

Kriz, Japonya'da iktidarı değiştirtti

Küresel krizin yarattığı durgunluk baskısı, Japonya'da 54 yıllık Liberal Demokrat Parti iktidarının sonunu getirdi. Ülkede yüzde 5.7 ile rekor düzeyde seyreden işsizlik rakamıyla seçmenlerin artan öfkesi, iktidarın muhalefetteki merkez sol Demokrat Parti'ye geçmesine yol açtı. Parti Başkanı Yukio Hatoyama, seçim kampanyasında krizin etkilerini ortadan kaldırmak amacıyla bir dizi önlem alınmasını taahüt etmişti. Hatoyama, seçim sonrası ilk mesajında da, devletin sosyal güvenlik harcamalarını artırma ve bürokraside reform sözü verdi. Seçim sonuçları, piyasalarda olumlu karşılandı. Tokyo Borsası'nda Nikkei Endeksi son 11 ayın en yüksek düzeyine çıkarken, para birimi yen dolar karşısında değer kazandı. Uzmanlar, ekonomideki kırılgan görünümün yeni hükümetin önündeki en büyük engel olduğu görüşündeler. Japon ekonomisi yılın ikinci çeyreğinde yüzde 0.3 büyürken, yüksek işsizlik oranı ve enflasyondaki hızlı gerileme ülkede deflasyon tehdidini artırıyor. Halen ülkenin borç stoku milli gelirin iki katına yaklaşırken, 270 milyar dolarlık canlanma paketinin ekonomide beklenen etkiyi yaratmadığı eleştirisi yapılıyor.

Konut kredisinde yeniden finansman cazip

Merkez Bankası'nın gecelik borçlanma faizini aşağıya geçmesinin yarattığı olumlu hava, bankaların konut kredisi faizlerini hızla aşağıya çekmesine neden oluyor. Kullanılan konut kredisi toplamının 41 milyar liraya ulaştığını hatırlatan uzmanlar, üç yıldan az vadeli kredilerde faizin yüzde 1'in altına inmesiyle kredi borçlarının yeniden yapılandırılmasının anlamlı olabileceğini ifade ediyorlar. Uzmanlar, özellikle aylık yüzde 1.5 ile 2 arasında faizle 60 ayın üzerinde borçlananlar için kredileri yenilemenin yerinde olabileceği görüşündeler. Bu aşamada, ilk bankaya olan borcun kapatılması ardından düşük faizli kredi alınması yüksek taksitlerin azalmasına neden olabilecek. Ayrıca, aylık kredi taksiti tutarını değiştirmeden yeniden finansman yapılması, borcun ödenmesine 5 yıldan fazla süre kalan kişilerin de borçlarını daha yakın sürede kapatma imkanı sağlayabilecek. Uzmanlar, aylık taksitler yanında eski kredinin kapatılması ve yeniden kredi alımı aşamasındaki maliyetlere de dikkat çekiyorlar. Eski kredinin kapatılması aşamasında anaparanın yüzde 2'si kadar ceza ödeneceği öngörüldüğünde, bu gibi ek maliyetler dikkat edilmesi gereken unsurlar olarak öne çıkıyor. Örneğin 100 bin lira kredi kullanmışsanız, bunun geri ödemesinde 2 bin lira ceza ödenmesi yanında, yeni kredi alımı için yaklaşık 3 bin liralık maliyet söz konusu olacak. Böylece 100 bin liralık kredinin yeniden finansmanı 5 bin liralık ek maliyete yol açacak.

Maliye İsviçre'deki hesapların peşine düşecek

Banka müşterilerinin gizliliği konusunda titizliği bilinen İsviçre'nin ABD'nin talepleri karşısında kayıtları paylaşması, vergi kayıplarına karşı denetimin hızlanmasını sağlayacak. Bu çerçevede ABD ve Fransa'nın ardından Türkiye'nin de İsviçre'den Türklere ait hesaplar konusunda bilgi istemesi söz konusu olacak. Halen yürürlükteki ikinci Varlık Barışı uygulamasının sona ermesi ardından Maliye Bakanlığı'nın hazırlayacağı bir listeyle İsviçre'den bilgi istenecek. Varlık Barışı çerçevesinde İsviçre bankalarındaki paranın bir bölümünün de Türkiye'ye getirilmesi bekleniyor. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü OECD'nin verilerine göre, İsviçre başta olmak üzere Lüksemburg, Belçika, Avusturya ve Almanya gibi ülkelerde, Türklere ait 20 bini aşkın hesap bulunuyor. Bu hesaplarda toplam 100 milyar dolarlık para bulunurken, bu tutarın 60 milyar dolarlık bölümünün İsviçre bankalarında olduğu sanılıyor. ABD geçen ay İsviçre hükümetiyle yaptığı görüşmeler ardından UBS bankasında hesabı bulunan 4 binden fazla kişinin bilgilerini elde etmişti.